Mhp grubu önerisi
Sinop Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 16. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Kasım 2012 · 792 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Engin Altay (CHP), 6 Kasım 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MHP GRUBU ÖNERİSİ); konuşma 792 kelime.
Engin Altay (CHP, Sinop). “Mhp grubu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 6 Kasım 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-24-2012-11-06-mhp-grubu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=21517
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ENGİN ALTAY (Sinop)Teşekkürler.
Sayın Başkan, demin ben hakikaten mikrofon açık diye konuştum, fark etmemişim, tekrar onu bilginize bir sunayım.
Sayın milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
MHP’nin verdiği Meclis araştırması önergesinin lehinde söz aldım. Zevkle ve memnuniyetle de lehinde aldım, zira bu mahiyette verilmiş, son altı-yedi yıldır Meclisin tozlu raflarında ya da hard disklerinde bekleyen 100 civarında Meclis araştırma önergesi olduğunu biliyorum. Bu önergelerin tümünde yüce Meclisten talep edilen şudur: “Ataması yapılmayan öğretmenlerin içinde bulundukları hâli konuşalım.”
Sayın milletvekilleri, zaman zaman söylersiniz “Vara yoğa muhalefet gensoru veriyor, soruşturma önergesi veriyor, genel görüşme veriyor, yazılı soru önergesi veriyor, araştırma önergesi veriyor…” Ya, hepinizi birer öğretmen yetiştirdi, bugün buradaysanız öğretmenlere karşı bir minnet ve şükran borcunuz var ve bu ülkede 300 bin civarında bu sorunu bire bir yaşayan insan, aileleriyle beraber 1,5 milyon nüfusu ilgilendiren bir kronik, bir trajik durumla karşı karşıyayız. Burada oturup duruyorsunuz. Bu konudan çok daha önemsiz konular için kurulmuş Meclis araştırmaları var. Kaldı ki biraz önce MHP Grubu adına konuşan milletvekilimiz söyledi, Sayın Başbakanın bu konuda 2002 seçimleri öncesi Türkiye'nin dört bir yanında verdiği sözler var.
Ha, şimdi, Başbakanın konuşmasıyla ilgili, kürsüden yaptığı konuşmalarla ilgili de bir değerlendirme yapmak lazım bu vesileyle. Prompter’la konuştuğu zaman çok sıkıntı yaşamayan ve kendisini dinleyenlere, kendisine bel ve umut bağlayanlara da çok sıkıntı yaşatmayan Başbakan, prompter’dan çıktığı zaman, kendisine bel bağlayanlara, umut bağlayanlara şok ve hayal kırıklığı yaratıyor. Bugün eminim ki grup toplantısında birçoğunuzun -Başbakanın yaptığına ister “eğretileme” deyin ister “açık istiare” deyin- yüzü kızarmıştır, kızarmış olmalı. Bugün 61’inci Cumhuriyet Hükûmetinin başı olarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı eğretilemeyi ya da açık istiareyi, ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bulunan bir milletvekili olarak yakıştıramadım, benim yüzüm kızardı.
Sayın Başbakanın bu tarzı, bu üslubu aslında yeni de değil, geçmişte de bunun çok örnekleri var ama bugünkü benzetmesi, gerçekten onun adına belki de siyasi yaşamının en büyük talihsizliğidir.
Siyasette nereye gelirseniz gelin hepimizin kastı aşan ifadeleri olur, istemeyerek ağızdan çıkan sözler olur. Umarım ve dilerim ki Sayın Başbakan en kısa sürede, bugün yaptığı büyük ayıbı, “eğretileme” ya da “açık istiare” anlamında, niyetiyle yaptığı ama hiç yakışık almayan bu büyük ayıbı telafi etmesini de bilir.
Sayın milletvekilleri, konumuz AKP hükûmetlerinin atamasını yapmadığı öğretmenler. Öğretmenlerimizden her vesileyle bu kürsüde bu konuyla ilgili müteaddit defalar özür diledim, bir kere daha diliyorum.
Sayın Bakan karşıda. Sayın Bakan, Haymana’da, 2012-2013 eğitim öğretim yılını açarken “120 bin acil öğretmene ihtiyacım var.” dediniz mi? Dediniz. 40 bin aldınız mı? Aldınız. “Şubatta atama yapmayacağım.” diyorsunuz. Peki, ben size şunu söylemiyorum yani atama bekleyen 250 bin öğretmeni sisteme alın demiyorum, diyemem zaten. Ancak, bir ülkede Millî Eğitim Bakanı “120 bin öğretmene ihtiyacım var.” diyorsa, Millî Eğitim Bakanlığı iç denetim raporu bunu teyit ediyorsa, öte yandan Başbakan çıkıp “OECD’nin en hızlı büyüyen ülkesi olduk, dünyanın bilmem kaçıncı büyük ekonomisine sahibiz, on yılda, az zamanda çok ve büyük işler yaptık.” diye hamaset yapıyorsa siz bu 120 bin öğretmeni derhâl sisteme dâhil etmek zorundasınız. Tutturmuşsunuz bir “Ücretli öğretmenliğe yönelin.” diye. Ayıptır! Ücretli öğretmenlik, dünyanın hiçbir sisteminde olmayacak kadar komik ücrete insanların mahkûm edilmesidir, bir köleliktir.
Şimdi, daha hazin bir şey var sayın milletvekilleri. Ben bu Parlamentoda çok millî eğitim bakanıyla çalıştım ama böylesini hiç görmedim. Bakın, bir Millî Eğitim Bakanına şu cümle yakışıyorsa ben bu iddiamı geri alacağım, MHP grup önerisinin aleyhinde oy kullanacağım. Millî Eğitim Bakanı diyor ki: “Ben öğretmen olmak isteyenleri Eminönü Camisi’nin önünde bekleyen güvercinlere benzetiyorum; biliyorlar ki biri önlerine yem atsın… Allah’tan çocuklarım memur olmadılar.” Millî Eğitim Bakanı bu cümleyi söylediyse -ki düşmüş İnternet’e, kayıtlara- çok ayıp etmiştir.
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Orada dalga geçiyor, gülüyor orada, bak orada gülüyor!
ENGİN ALTAY (Devamla)Kendisini yetiştiren öğretmenlere de ayıp etmiştir, Türkiye’de çalışan yaklaşık 3 milyon civarındaki memur statüsündeki kamu çalışanına da ayıp etmiştir. Çok merak ediyorum, Millî Eğitim Bakanının çocukları ne iş yapıyor? Başbakanın ve diğer kimi bakanların çocukları gibi az zamanda çok ve büyük mülk ve servet sahibi oldularsa ona bir lafım yok ama bu milletin memuruyla, bu milletin çocuklarıyla dalga geçmeye de Millî Eğitim Bakanının hakkı yok.
Gene kampta, gene basına yansıdığı kadarıyla Sayın Başbakan eğitimle ilgili yapılan işleri ardı ardına sıralıyor. Sonra, Meclis Başkanına, milletvekillerine fırça atmasına alışkınız ama basına yansıyan şekliyle Millî Eğitim Bakanına da bir fırça atıyor. Millî Eğitim Bakanının “Haberdar olmadım.” dediği bir sorunla ilgili “Sen herkesten önce buna vâkıf olmalı ve çözmelisin.” diyor.
Millî Eğitim Bakanının haberdar olmadığı konu nedir? Velilerden para toplanmasıdır. Sayın Bakan, Güzelkent İlkokulu ve Ortaokulu Etimesgut Kaymakamlığına bağlı, o ilköğretim okuluna gidin, yani gitmeyin de müdürü çağırın, “22/10/2012’de bir yazı yazmışsın velilere.” deyin. Yazı bende Sayın Bakan. “Millî eğitimle ilgili şu kadar iş bu kadar iş, yaptık.“ diyorsunuz, esasen millî eğitimin içine ettiniz, millî eğitim sistemini perişan ettiniz.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale)Bu nasıl laf ya! Terbiyesiz.
ENGİN ALTAY (Devamla)Sizin döneminizden önce ya da…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
47 konuşma daha · 6 Kasım 2012