İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · SALI

CHP Grubu önerisi münasebetiyle

Engin Altay

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 54. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Şubat 2020 · 568 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Engin Altay (CHP), 11 Şubat 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 568 kelime.

Engin Altay (CHP, İstanbul). “CHP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 11 Şubat 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-27-2020-02-11-chp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=85263

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul)Sayın Başkan, sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Genel Kurul açıldığında oturduğumuz yerden yaptığımız konuşmalarda ifade ettik, tekrar tekrar, İdlib’de hayatını kaybeden, şehit olan askerlerimize, Mehmetçik’imize Allah’ımdan rahmet diliyorum, ailelerine, aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Bununla beraber, siz yüce Genel Kurula da bunun son olması biraz da sizin elinizde, bizim elimizde demek istiyorum. Hep söyleriz: “Bu son olsun.” Olmuyor. Taziye dileyip dileyip duruyoruz.

Neden bu noktaya geldik, bu konuda bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Meramımız, İdlib’de yaşanan gelişmelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ve Anayasa uyarınca yüce Meclisimizde bir genel görüşmeyle tartışılması, konuşulması ve Hükûmete kimi tavsiyelerin ve kararların bildirilmesidir.

Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; 17 Eylül 2018’de Soçi’de Türkiye ile Rusya arasında bir mutabakat yapıldı. Bunu şununla karıştırmayalım: 22 Ekim 2019’da da yine Soçi’de Türkiye ile Rusya arasında bir mutabakat yapıldı. 22 Ekim 2019’da yapılan Soçi toplantısında biz Barış Pınarı Harekâtı’nı durdurma kararı aldık, Rusya’dan aldığımız kimi güvencelerle. Sonra da Sayın Erdoğan çıktı, “Barış Pınarı’nı yeniden başlatırım ha, sözünüzde durmuyorsunuz.” demeye başladı. Rusya ne söz verdi, ne kadarını yaptı yapmadı bunları biz bilmiyoruz ama bir şeyi garipsiyorum: İdlib, AK PARTİ’nin iç meselesi değildir. Sayın Cumhurbaşkanı İdlib’le ilgili tasarruflarını parti grup toplantısında söylemek yerine Türkiye Büyük Millet Meclisine bilgi vermek zorundadır. Bunu vermiyorsa Sayın Cumhurbaşkanı, siz dâhil, biz dâhil hepimize bir saygısızlık yapmaktadır. Bunu bu saygısızlıktan yüce millet adına menederim. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Burası 82 milyonun ta kendisidir. AK PARTİ Grubu 82 milyonun ta kendisi değildir, elbette bir kısmıdır ama tamamı buradadır.

Değerli arkadaşlar, sizin bu İdlib mutabakatınızda Türkiye'nin nelerin altına imza attığına dair bilginiz şüphesiz vardır ama biz o zaman “Bunların olabilirliği yok, yapmayın, bu kadar ağır taahhüde girmeyin.” dedik. Neyin altına girdi Türkiye biliyor musunuz, hangi taahhütlerin altına, bir hatırlayalım: “Silahlı muhalifler ile Suriye ordusu arasında 20 kilometrelik bir koridor açacağım” dedi. Sonra dedi ki: “M4 ve M5’i de güvenlik altına alacağım.” M4 ve M5 Kara Yollarını güvenlik altına alırsanız, bu 20 kilometreyi çok aşıyor. Haritaya bile bakmayan bir Türkiye Cumhuriyeti yönetiminden bahsediyoruz. M5 ve M4 Kara Yollarının güvenliği demek, 15-20 kilometrelik bandın 30-40 kilometreye çıkması demek, bundan kimin haberi var?

Geliyoruz, “Bütün muhalif gruplar 10 Ekim 2018’de silahsızlandırılacak, bunu ben sağlayacağım.” dedi. Kim dedi? Türkiye dedi. Mümkün müydü? Değildi. Geliyoruz, “Silah, top, havan, tank, roket ne varsa alayı geri çekilecek.” dedi. Kim çekecek? Türkiye çekecek. Ya, bu kadar vaade, taahhüde yani kapasitenizin çok üstünde bir işe ne gerek var? Niye yapıyorsunuz bunu?

Ve daha komik bir şey vadetti Türkiye Soçi’de, “Ben oradaki ılımlı muhalifler ile radikal cihatçı muhalifleri birbirinden ayıracağım.” dedi. Mümkün değil, aynı kıyafeti giyen, birisi gündüz esnaf, birisi akşam eline makineli tüfeği alıp insan tarıyor; nasıl ayıracaksın? Bu kadar basiretsiz, beceriksiz, öngörüsüz bir mutabakattan uluslararası literatürde başka bir tane daha bulamazsınız.

Peki, Türkiye'nin bunları yapamayacağını bile bile Rusya bunun altına niye imza attı? Niye attı, ne adına attı? Siz Soçi’de… Soçi nerede biliyor musunuz? Biliyorsunuz tabii de… Şurası Soçi, Karadeniz’in tepesinde; şurası İdlib, burası bizim Hatay, merkezî Şam da burası. Suriye ile Türkiye arasındaki nizaya gittik Soçi’de “Suriye’nin garantörü” sıfatıyla Rusya’yla oturduk, pazarlık yaptık. Ne oldu?

Bugün söyledim, şu kürsüden 20 defa bağırmışım, “İdlib’deki gözetleme kulesindeki askerlerimizin can güvenliğinden endişe ediyorum.” demişim, yüz kere bağırmışım. (CHP sıralarından alkışlar) Siz de “Hayır, her şey yolunda, her şey planlandığı gibi gidiyor.” demişsiniz.

İdlib’de ne yapıyoruz? “Sınır güvenliği.” Kim var İdlib’de? PKK/PYD-YPG yok; İdlib’de Heyet Tahrir el-Şam şemsiyesi altında onlarca cihatçı örgüt var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

79 konuşma daha · 11 Şubat 2020

79 konuşmanın tamamı →