İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Erhan Usta

Samsun Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 54. Birleşim · 6. yasama yılı · 25 Ocak 2023 · 972 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erhan Usta (İYİ Parti), 25 Ocak 2023 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 972 kelime.

Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun). “Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 25 Ocak 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erhan-usta-27-2023-01-25-kamu-finansmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanunda-degi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=113662

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun)Çok teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, vatandaşın konut sahibi olması amacına matuf bir kanunu görüşüyoruz. Kanuna ilişkin değerlendirmeleri vaktim kaldığı sürece konuşmamın son kısmında yapacağım. Ancak yine, bu cümleden olmak üzere, bu meselede, Hükûmette şöyle bir gayret görüyoruz -doğru veya yanlış, eleştireceğimiz birçok yanı var- diyor ki: “İşte, vatandaş, artık konut alamaz hâle geldi. Ben Türkiye'yi öyle kötü yönettim ki eskiden vatandaş kendi imkânıyla konut alabilirken şimdi artık konut alamaz hâle geldi. Biz, işte, bunun gelirine destek verelim, kredisine destek verelim, sübvansiyonlu faiz uygulayalım; bu da yetmez ve ayrıca taksitlere destek vererek insanların ev almasını sağlayalım.” şeklinde bir yaklaşımı var. Tabii, vatandaşın konut sahibi olması konusunda, yandaşı mal sahibi, mülk sahibi yapacağına vatandaşa ne verilirse verilsin biz buna onay veririz, bunda bir sıkıntı yok ancak bu kanunun gelmiş olması başlı başına bugün Türkiye’nin kötü yönetildiğinin bir numaralı itirafıdır.

Böyle bir şeye hiç ihtiyaç olmamıştı; insanlar kendi gelirleriyle ev sahibi olabiliyordu bu ülkede, orta gelirliler, hatta yoksul kesimlerin dahi ev sahibi olduğunu biliyoruz ama şimdi zaten yoksullar karnını doyuramıyor, açlık sınırının altında milyonlarca insan var. Yoksullar ev alamıyor, orta gelir diye bir şey de kalmadı, olsa olsa üst gelir grupları aslında bu kanundan faydalanacak.

Şimdi, ben, bu olayı yani bir yandan milleti ev sahibi yapalım diye bir gayret içerisinde olan iktidarın diğer taraftan yaptığı bir kısım tutarsızlıkları, yanlışlıkları, hatta yolsuzlukları size bir örnek üzerinden ifade etmek istiyorum.

Yer Samsun’un Terme ilçesi, kendi seçim bölgem. Terme’de, 24 Ocak 2007 tarihinde -vatandaşın ismini vermeyeceğim- bir vatandaş -teferruatı var, teferruatlara girmeyeceğim, mümkün olduğu kadar sadeleştirmeye çalışıyorum- Halk Bankasından 25 bin lira kredi kullanıyor. 25 bin lira, 2007 tarihinde, ödeme güçlüğü içerisinde düşüyor, borcunu ödeyemiyor, kefilleri filan var, ipotekler var, bir sürü ipotekler alınıyor. Hani, böyle normal vatandaşın boğazını sıkıyor ya bizim kamu bankalarımız, ondan her türlü teminatı, ipoteği üst üste, üst üste alıyor Halk Bankası. Ondan sonra vatandaş ödeme güçlüğü içerisine düşüyor. 2007 yılı içerisinde yani aynı yıl, krediyi kullandığı yıl 25 bin lira borca karşılık 10 bin lira faiz ödemesinde bulunuyor ve bu borcu yeniden yapılandırılıyor. Sonra -aradaki teferruatları atlayacağım, orada bankanın bir sürü yanlışı var ipoteklendirmede, şurada burada hataları var ama- bu borç, en sonunda ödeme sıkıntıları nedeniyle, ekonomideki istikrarsızlık nedeniyle ödenemiyor. En sonunda ne oluyor, biliyor musunuz arkadaşlar? Bakın, 2007 yılındaki 25 bin lira -bir de 2007 yılında 10 bin lira ödenmiş olmasına rağmen- borca karşılık Halk Bankası 1’inci kefilden 90 metrekare iş yerini, dükkânını alıyor ve satıyor. Bugünkü rayiç bedeli ne kadar? Tam 1 milyon lira. Yani 2007’deki 25 bin lira borca karşılık 1’inci kefilin bugünkü rayici 1 milyon lira olan bir tane dükkânı gidiyor. Sadece bununla mı sınırlı kalıyor? 2’nci kefilin 4 parça tarım arazisi satılıyor. İşin doğrusu -bunların tam şeylerini arkadaşlar belki şimdi göndermişlerdir- miktarın ne olduğunu falan bilmiyorum ama Terme Ovası'nda 4 parça tarım arazisi, muhtemelen çok kıymetli bir arazidir. 4 parça tarım arazisi de gidiyor, o da 2’nci kefilden gidiyor. Bunların hepsi ne için? 25 bin lira borç için arkadaşlar. Sonra ardından bu 2’nci kefilin oturduğu 3 katlı eve haciz geliyor. Yani dükkân gitti, 4 tane tarla gitti, bir de eve haciz geliyor. Ev sahibi evde olmadığı için işlemler sonra yapılıyor. Banka, rayiç bedelin yarı parasına, kelepir fiyata eve sahip oluyor, Halk Bankası vatandaştan evi almış oluyor. Sonra bu Halkbank Gayrimenkul bu evi kendi internet sitesinden -bunu görmek mümkün- 637 bin lira bedelle satışa çıkartıyor. Şimdi, tüm malını mülkünü kaybetmiş 2 kefil de ciddi bir mağduriyet yaşıyor, bankadan indirim talep ediyor. “Arkadaş, indirin, biraz para ödeyelim, şu işlerden kurtulalım. Benim dükkânım gitti -bir tanesinin dükkânı gitti- 4 parça tarım arazim, tarlam gitti, evim gitmesin hiç olmazsa; bir indirim yapın bize, şu borcumuzu ödeyelim.” diyor. Bundan daha tabii ne olabilir? Hatta “Ben yüzde 70 faizle tefeciden 200 bin lira alayım, 200 bin lirayı da getireyim, defaten size ödeyeyim; şu işten bir kurtulalım, benim evimi satmayın.” diyor. Bu arada ev sahibinin hanımı şeker hastası ve şekeri 600’ün üzerine çıktı deniliyor; şeker hastası oluyor, tabii bu sıkıntılara insanlar gelemiyor. Bakın, bunu kim yapıyor? “Vatandaşı sübvansiyonlu kredi, destekle konut sahibi yapacağım.” diyen Hükûmetin bir organının da diğer tarafta yaptığı zulmü anlatıyorum değerli arkadaşlar. 3 katlı ev satılıyor, vatandaşın kendisinin de psikolojisi bozulmuş durumda, en sonunda “Eğer bu evim satılırsa evi de kendimi de yakacağım.” diyor.

Şimdi, arkadaşlara bir bakın dedim, internet sitesinde çok kolay bir hesap var “2007 yılındaki 25 bin liranın TEFE, TÜFE üzerinden bugünkü rayici nedir?” diye baktık; 208 bin lira arkadaşlar. Yani bugünkü parayla 208 bin lira alması gerekirken 3 aileyi mağdur eden bir Halkbank, bir kamu anlayışı var. Bunu Halkbank bürokratları kendi adına yapmıyor, bu iktidarın izni çerçevesinde, onların yaptığı bir zulümdür. 208 bin liranın karşılığında 1 milyon liralık dükkân gidiyor, 4 tane tarla gidiyor, 3 katlı ev gidiyor; böyle bir şey olamaz. Şimdi, bu, bir kenarda.

Öbür tarafta ne var? Basına da yansıyan Sayıştay raporlarına bakıyoruz. İşte, şu çok gündemde, isim vermekte de beis yok: Kiler Holding. Kiler Holding, 2019 yılında borcuna karşılık Sapphire AVM’nin bir kısmını yani 147 adet mülkünü yaklaşık 100 milyon dolara Halkbanka satıyor. 147 tane mülkü 100 milyon dolara Halkbanka satıyor borcuna karşılık. Orada toplam 247 tane mülk var, Halkbank 2021 yılında bunun 100 tane mülkünü daha satın alıyor ve 247 mülke sahip oluyor yani kemiksiz bir hâle getiriyor, kılçıksız bir hâle getiriyor. AVM’nin tamamı Halkbankın oluyor; 147 tanesini 100 milyon dolara Kiler Holdingden aldı, 100 tanesini de başkalarından alıyor. Daha sonra, Kiler Holding, iki yıl sonra Sapphire AVM'nin tamamını yani 247 adet mülkü, Halkbankın sattığı fiyat üzerinden bakarsak yaklaşık 168 milyon dolara -doğru orantı yaparak fiyat oluşturuyorum, diğerinin fiyatını bilmiyoruz, 100 taneyi kaç lira üzerinden aldığını ama Kiler Holdingten aynı fiyatla aldığı varsayımıyla- aldığı yeri 48 milyon dolara Kiler Holdinge yeniden satıyor.

ÖZKAN YALIM (Uşak)52 milyon direkt dolandırdı.

ERHAN USTA (Devamla)Evet, 52 milyon sadece 147’sinden, bir de 100 tane ilave veriyor 52 milyon doların üzerine.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

93 konuşma daha · 25 Ocak 2023

93 konuşmanın tamamı →