İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Manisa Milletvekili Özgür Özel'in ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve devletin tek olduğuna ilişkin açıklaması

Erkan Akçay

Manisa Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 30. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Aralık 2019 · 338 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erkan Akçay (MHP), 11 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Manisa Milletvekili Özgür Özel'in ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve devletin tek olduğuna ilişkin açıklaması); konuşma 338 kelime.

Erkan Akçay (MHP, Manisa). “Manisa Milletvekili Özgür Özel'in ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve devletin tek olduğuna ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-akcay-27-2019-12-11-manisa-milletvekili-ozgur-ozel-in-ve-istanbul-milletvekili-hakki-saruh (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=83306

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ERKAN AKÇAY(Manisa)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, bu konulara bizce belli bir devlet şuuru, bir tarih bilinci içerisinde bakmamız ve bir devlet anlayışıyla görmemiz gerektiği kanaatindeyim. Devletin devamlılığı ve sürekliliği söz konusudur. İşte, Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti, Türkiye Cumhuriyeti ifadelerini kullanırken bunları 3 ayrı devlet gibi görmek fevkalade yanlıştır. Devlet tektir fakat devlete, o dönemler, işte hanedanlıklar vesaire işte padişahlık düzeni içerisinde olması hasebiyle o isimler verilmiştir ve akabinde de bunlar büyük ölçüde rejim değişikliğidir ve Türkiye Cumhuriyeti devletidir, şimdiki devletimizin adı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa)Ama devlet tektir. Sadece Türkiye bakımından, Türk tarihi bakımından değil, dünya tarihi bakımından da aslında büyük ölçüde öyledir. Hatırlatmak isterim ki bugünkü Fransa Cumhurbaşkanı, hatta bütün Fransız Cumhurbaşkanları 1789’da kanlı bir ihtilalle devirdikleri kralın ta 1661’de yaptığı sarayları şimdi hâlen resmen kullanmaktadırlar. Dolayısıyla Osmanlı’dan kalma Dolmabahçe Sarayı’nda zaman zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk de kalmıştır, çalışmalarını yürütmüştür, birtakım tarih toplantıları, dil kongrelerini gerçekleştirmiştir ama bir taraftan da o yılların en mütevazı Florya Köşkü’nü de yaptırmıştır. Çankaya Köşkü o döneme baktığımızda en mütevazı hususlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

ERKAN AKÇAY (Manisa)Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir başı, başkanı olarak, Cumhurbaşkanı olarak da elbette bu tarihî -adına saray diyelim, kasır diyelim- yapıları, gerek yabancı konuklar için gerekse belli dönemlerde çalışma maksadıyla kullanmaktadır. Bunda da doğrusu hiçbir mahzur görmüyoruz, dünyada da böyle bir mahzur gören bir ülke görmüyorum. İşte Fransa örneğini verdim. Şimdi Rusya’da, gittiğimizde resmî toplantıların çoğu çarlık döneminden kalma saraylarda yapılıyor. Ayrıca şahsen şunu da ifade etmek isterim ki şimdiki Beştepe’deki Külliye hep “saray” olarak ifade ediliyor. Doğrusu, ben en az 7-8 defa gittim, gördüm.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

ERKAN AKÇAY (Manisa)Vallahi hiç de saraya benzemiyor. Günümüz şartlarında modern bir yapıdır. Dolayısıyla böyle abartılı birtakım imalı atıflarda bulunarak “saray” demeye de gerek yok. İşte “Külliye” deniyor “Cumhurbaşkanlığı” deniyor, “Çankaya Köşkü” deniyor. Bu kadar saray meraklısı da olmamak lazım.

Teşekkür ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

103 konuşma daha · 11 Aralık 2019

103 konuşmanın tamamı →