İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 99. BİRLEŞİM · SALI

İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle

Genel Kurul, 99. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Temmuz 2021 · 333 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erol Katırcıoğlu (Halkların Demokratik Partisi), 6 Temmuz 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 333 kelime.

Erol Katırcıoğlu (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erol-katircioglu-27-2021-07-06-iyi-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=98913

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Giresun’un sorunları tabii ki sadece Giresun’a ait değil. Giresun, diyebiliriz ki bütün Karadeniz’de bulunan illerimizin kaderini paylaşan bir şehir. Yani aslında yıllar içinde baktığımızda, bütün bu bölgeye daha yapısal bir perspektiften yaklaşılıp da bu bölgelerde yaşayan insanların hayat standardını artırmakla ilgili olarak yapılacak işler vardı, fakat bu işleri yapmaktansa bu neoliberal dediğimiz politikalara uyum çerçevesinde bir anlamda, küçük üreticilerden oluşan bu coğrafyadaki insanlar sermayenin insafsız ellerine bırakılmış gibi oldu.

Değerli arkadaşlar, bir kere şunu söyleyeyim: Bu illerin en önemli sorunlarından bir tanesi, çoğu il esasında tek ürüne bağlı olarak gelir üretiyor yani çaya… Bazı yerlerde daha fazla çay, bazı yerlerde daha fazla tütün, bazı yerlerde daha fazla fındık. Şimdi, dolayısıyla da geleneksel olarak baktığımızda, tarım ürünleri bildiğiniz gibi iklim şartlarından etkilendiği için devletler bu tarım ürünleri piyasalarını genellikle regüle ederlerdi, çeşitli kuruluşlarla bunları regüle ederlerdi ve nitekim fındıkla ilgili olarak da bir FİSKOBİRLİK vardı. Fakat ne yazık ki 2000’li yılların başında, söylemeye çalıştığım bu eklemlenme süreci yani neoliberal politikalar çerçevesinde eklemlenme adımları FİSKOBİRLİK’in regülasyon yapma yeteneğini yok etti. Şimdi, dolayısıyla da anladığımız kadarıyla ya da gördüğümüz kadarıyla fındığı üretenler, gerçekten, piyasanın arz ve talep koşullarına bağlı hâle geldi. Fakat, değerli arkadaşlar, piyasanın arzına baktığımızda bu, küçük üreticiler dünyası ama talebine baktığımızda da -en azından son durumdan gidersek söyleyebiliriz- 3 tane firma alıcı durumda. Yani ne kadar üretilirse üretilsin neredeyse 3 firma alıyor çünkü biliyorsunuz bu, ihracat pazarıyla ilgili. Dünya fındığının yüzde 70’ini üreten bir ülke olarak esasında bu 3 firmanın fiyat belirleme gücüne teslim olmuş oldu fındık üreticileri. Şimdi, bugünlerdeki tartışma, 30 lira mı olacak, 25 lira mı olacak, 35 lira mı olacak tartışması. Tabii ki, tabii ki, biliyoruz ki fındığı üreten insanları -demin konuşmacı arkadaşımız da söyledi- kimisine göre yüzde 18, kimisine göre yüzde 30 hatta yüzde 40 enflasyon olduğu bir ülkede tabii ki fındık için de gerekli olan girdilerin maliyetlerinde artış olmasından dolayı esasında neredeyse zararına satmak zorunda kalacak üreticiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

61 konuşma daha · 6 Temmuz 2021

61 konuşmanın tamamı →