İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 24. BİRLEŞİM · SALI

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Soma ve Ermenek'te meydana gelen kazalar başta olmak üzere madenlerde iş kazalarını önleyici politikalar geliştirmediği ve tedbirleri almadığı, iş yeri denetimlerinin etkin olarak yapılmasını sağlamadığı, siyasi ve maddi nüfuz sahibi çevrelerce yönlendirildiği ve mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını çözmediği iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/40)

Faruk Çelik

Şanlıurfa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 24. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Aralık 2014 · 1.140 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Çelik (AK Parti), 9 Aralık 2014 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Soma ve Ermenek'te meydana gelen kazalar başta olmak üzere madenlerde iş kazalarını önleyici politikalar geliştirmediği ve tedbirleri almadığı, iş yeri denetimlerinin etkin olarak yapılmasını sağlamadığı, siyasi ve maddi nüfuz sahibi çevrelerce yönlendirildiği ve mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını çözmediği iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/40)); konuşma 1.140 kelime.

Faruk Çelik (AK Parti, Şanlıurfa). “Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Soma ve Ermenek'te meydana gelen kazalar başta olmak üzere madenlerde iş kazalarını önleyici politikalar geliştirmediği ve tedbirleri almadığı, iş yeri denetimlerinin etkin olarak yapılmasını sağlamadığı, siyasi ve maddi nüfuz sahibi çevrelerce yönlendirildiği ve mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını çözmediği iddiasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/40)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2014. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-24-2014-12-09-halklarin-demokratik-partisi-grubu-adina-grup-baskan-vekilleri-igdir-m (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=35648

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisinin hakkımda verdiği gensoru önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Ceylanpınar’da hayatlarını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum ve çalışma hayatında iş kazaları neticesinde hayatlarını kaybeden bütün emekçileri de saygıyla ve rahmetle anıyorum.

Değerli milletvekilleri; tabii, konu insan, konu emek, emekçi ve ölüm. Dolayısıyla, politik bir yaklaşım içerisinde olmayacağımı özellikle ifade etmek istiyorum. Bu konularla ilgili bugüne kadar kamuoyuna yaptığım açıklamaların aynı düzeyinde açıklamalarıma devam edeceğimi burada belirtmek istiyorum. Çünkü, netice itibarıyla Soma’da 301 aile, onlarca çocuk babasız, eşsiz kaldılar, yine, Ermenek’te 18 ailemizin durumu ortada ve bunların yanında iş kazaları neticesinde 92’den bugüne yaklaşık her yıl ortalama 1.200 ila 1.500 arasında hayatını kaybeden çalışanlarımız dikkate alınınca konunun bir politika meselesi değil, konunun çözüme endeksli bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği inancındayım.

Çalışma hayatıyla ilgili, on iki yıl içerisinde gerek sosyal güvenlik gerek çalışma hayatıyla ilgili neler yaptığımızı tabii ki gerek bütçe görüşmelerinde gerek çeşitli vesilelerle huzurlarınıza getireceğiz ama bugün gensorunun konusu, gündemi çok açık, iş sağlığı güvenliği konusu. Alınan önlemler veya gerekli önlemler alındı mı, alınmadı mı, ne yapıldı; nerede var bir aksaklık, kusur ki, sıkıntı ki bu sorunlar yaşanıyor? Ben gensoruya bağlı kalarak konuşmamı sürdüreceğimi ifade etmek istiyorum.

Öncelikle, mevzuat açısından vurdumduymaz mı olduk yoksa mevzuat açısından yapılması gerekenleri yaptık mı? Cumhuriyet hükûmetleri, 62 hükûmet geldi geçti, bu konularda her platformda mukayeseye hazır olduğumuzu, bu konuyu tartışmaya hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Bakınız, mevzuat açısından ILO 150, ILO 161, ILO 187, ILO 167, ILO 176 sözleşmeleri bizim hükûmetlerimiz döneminde onaylandı.

MUSA ÇAM (İzmir)Avrupa Sosyal Şartı?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla)İkincisi, Avrupa Birliği 391 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Çerçeve Direktifi’yle, 2006 yılında, mevzuatımızı Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlaştırma konusunda gerekli adımları yine biz Hükûmetimiz döneminde attık. Bu çerçevede, doksan bir yıllık cumhuriyet tarihimiz boyunca ilk kez İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nı, müstakil bir yasayı hayata geçirdik. Az önce değerli milletvekili arkadaşımız burada ayrıntılarıyla bunları ifade ettiler. Yasa çıkarmakla kalmadık, 2012’nin 6’ncı ayında, 36 yönetmelik ve birçok tebliğ yayımlayarak bu yasanın yürürlüğe girmesini sağladık. Bu yasanın neticesinde, Türkiye’de olmayan 83 bin iş güvenliği uzmanı ve 23 bin iş yeri hekimi sertifikalandırıldı ve şu anda arazide çalışmalarını sürdürüyorlar.

Tanıtımla ilgili, yani bu işin farkındalığını oluşturmakla ilgili çok yoğun çalışmalar gerçekleştirdik. 33 ilde, metal, maden ve inşaat sektörlerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri yapıldı. 19’uncu Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı’nı yaptık. Türkiye Büyük Millet Meclisinde madenlerle ilgili araştırma komisyonu raporundan istifade ederek, Devlet Denetleme Kurulunun raporundan istifade ederek ve Avrupa Birliği sürecinden yararlanarak iş sağlığı ve güvenliği mevzuatımızı yürürlüğe koymuş bulunduk. Her yıl, 4-10 Mayıs tarihlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nı, iki yılda bir uluslararası iş sağlığı ve güvenliği konferanslarını düzenliyoruz. Birçok uluslararası protokoller ve sivil toplum örgütleriyle birlikte bu farkındalığı oluşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kamu spotları, afişler ve yalnız mevzuat boyutuyla değil, gerçekten iş sağlığı ve güvenliğinin önemini, a’dan z’ye herkese kavratma, herkesin bunu kavraması ve içselleştirmesi konusunda yoğun ve yaygın bir çalışma gerçekleştirdik.

Yasa ne getiriyor? Bakınız, yasa, bütün çalışanları kapsıyor. Yasa, risk değerlendirmesi zorunluluğunu getiriyor, acil durum planlarını getiriyor, tüm çalışanlara iş sağlığı, güvenliği eğitim zorunluluğu getiriyor, tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalışanlara mesleki eğitim zorunluluğu getiriyor, getiriyor, getiriyor. Zaman almamak için daha uzun ifade etmek istemiyorum. Birçok önemli düzenlemeleri İş Sağlığı, Güvenliği Yasası içermektedir. İşte, bu çerçevede, 2013 Ekim ayında AB Komisyonu İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi Başkanı ve heyeti ülkemizi ziyaret ettiler.

Şimdi, burada yasayı değerlendirirken haksızlık yapmayalım. Bakınız, bu düzenlemenin AB mevzuatı çerçevesinde yapıldığını ifade ediyorum ve bu ziyaretlerinde açıkça AB müktesebatına tam uyumlu bir sistem kurduğumuza dair rapor verdiler ve bunu burada söylemekle kalmadılar, 2012 AB İlerleme Raporu’na aynen şu cümleler geçti: “Hukuki düzenlemeler bakımından iş sağlığı, güvenliği konusunda iyi düzeyde ilerleme kaydedilmiştir. İş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili AB çerçeve direktifine uyum sağlamayı amaçlayan İş Sağlığı, Güvenliği Kanunu Haziran 2012’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir.” diyor. Ne zaman? 2012 AB İlerleme Raporu’nda. 2013 ve 2014 ilerleme raporlarında ise “Mevzuata uyumu ileri düzeydedir.” ifadesini kullanarak mevzuat açısından en ufak bir tenkidin ülkemize yapılmadığını burada bütün samimiyetimle ifade ediyorum.

Şimdi, burada birçok değerlendirme yapıldı, geçmişte de değerlendirme… Denildi ki: “ILO sözleşmeleri geçmese…” Geçmediği için bu sorunlar yaşanıyor. Arkadaşlar, 155, 161, 167, 176, 187 sayılı Sözleşmelerin hepsi geçti. Buradan geçtikten sonra da -çok enteresandır- yirmi gün önce inşaatlarla ilgili sözleşme geçtikten sonra inşaatta yine ölüm olayı oldu. Madenlerde tam sözleşmeyi geçirdik, iki gün sonra Osmaniye’de ölüm olayıyla karşılaştık.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul)Millet öldükten sonra oldu ya.

ATİLLA KART (Konya)Sen ne iş yapıyorsun?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla)Şimdi, neyi söylemeye çalışıyorum? Eğer müsaade ederseniz…

AB direktifi üst normlardır, AB normları üst normlardır ve çok detaylıdır. ILO normları ise genel normlardır, dolayısıyla AB’yle ilgili yapılan bir düzenleme aynı zamanda ILO’yu da kapsam altına aldığı için, diğer düzenlemelerin bir anlamının aslında olmadığını ifade etmek istiyorum. Çünkü 155 sayılı Sözleşme’yi 17 AB ülkesi onaylamış, 167 sayılı inşaatlarla ilgili Sözleşme’yi -10 AB ülkesi ki bir tanesi de biziz- 9 AB ülkesi onaylamış, 10’uncusu biziz. 176 sayılı Sözleşme’yi -maden işleriyle ilgili- ise yine 12 AB ülkesi ancak onaylamış bulunuyor. 176 ne getiriyor? O da ayrıntılı bir şekilde önümüzde var. 176’yla 167, inşaat ve madenlerle ilgili sözleşmelerin getirdiklerinin tamamının bizim İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası içerisinde mevcut olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, demek ki, mevzuat açısından bir sıkıntı yok. Peki, bu düzenlemeler yapılmadan önce Türkiye iş sağlığı, güvenliği konusunu nasıl yönetiyor idi? Ta 1948 yılında İş Sağlığı, Güvenliği Rehberi diye ILO’nun yayınlamış olduğu bir rehber 1971’de bize tüzük olarak dönüşmüş, o günden bugüne iş sağlığı, güvenliğiyle ilgili hiçbir başka bir işlem yapılmamış. Bu konuyla ilgili köklü çalışmaları bu dönemde yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum.

Diğer bir üzerinde durulan konu yaşam odalarıyla ilgili, bu da sık sık gündeme getirildi. Yaşam odasına ilişkin AB ve ILO normlarında düzenleme yok, bunu açıkça ifade edeyim. Bunun yanında, bizim yaşam odalarıyla ilgili, özellikle kömürlerle ilgili yaptığımız düzenleme şu: Kömür ocaklarında aslolan meydana gelecek olan bir yanma veya gazdan dolayı çalışanın bir an önce yeryüzüne çıkmasıdır. Bunu sağlayabilmek için, bildiğiniz gibi, oksijen maskesiyle dolum, değişim istasyonunu zorunlu hâle getirdik. Karbonmonoksit maskesi vardı, onun Soma’daki dezavantajlı durumlarını gerek bilim çevreleri gerek herkes gördü; şimdi, oksijen maskesi ve dolum, değişim istasyonunu yayınladık, yürürlüğe koyduk. İnşallah, bundan sonra bu değişim istasyonları önemli hizmet sunacaklardır.

Ayrıca, gensoruda yine, “Efendim, denetimler yapılmıyor, yetersiz…” Çok haksız bir değerlendirme. Bunu şurada açıkça, rakamlara boğmak istemiyorum, 2010’dan bu yana yer altı kömür işlerinde yılda en az 2 programlı teftiş gerçekleştiriyoruz, en az 2. Her kömür ocağı en az 2 kez teftiş ediliyor düzenli bir şekilde. Bunun dışında, şikâyet varsa, ihbar varsa, basında haberler varsa bunlar da dikkate alınarak teftişler devam ediyor. On iki yıl içerisinde 252 bin teftiş yapıldı ve iş yerlerine 31 bin kez idari para cezası uygulandı. Bu on iki yıl içerisinde toplam idari para cezası 130 trilyon liradır.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

92 konuşma daha · 9 Aralık 2014

92 konuşmanın tamamı →