İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 22. BİRLEŞİM · SALI

İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle

Faruk Sarıaslan

Nevşehir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 22. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Kasım 2019 · 317 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Sarıaslan (CHP), 26 Kasım 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 317 kelime.

Faruk Sarıaslan (CHP, Nevşehir). “İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 26 Kasım 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-sariaslan-27-2019-11-26-iyi-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=82428

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA FARUK SARIASLAN (Nevşehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir insanın genetik kodlaması aileden çocuklarına nasıl geçerse bir milletin genetik kodlamaları da o şekilde devam eder. Türk milletinin genetik kodlaması yazılı iki bin yıllık bir tarihe sahiptir. Orta Asya’dan günümüze; Köktürkler, Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’dir. Şimdiki anlamda arşivleme metodu olmadığı tarihlerde Türkler, Orhun Abidesi’ni, kendinden sonra geleceklerin öğrenmesi adına taşlara yazarak günümüze aktarmışlardır. II. Köktürk Kağanlığı döneminin kağan ve kumandanları tarafından diktirilen ve Türk milletinin tarihi, yaşayışı ve inanışı hakkında değerli bilgiler içeren Orhun Yazıtları, Türk dilinin tarihlendirilmesi söz konusu olduğunda, genelde araştırmacılar tarafından en eski yazılı belgeler olarak gösterilir. Şayet o yazıtlar olmasaydı bugün Türk tarihine daha flu bakmak durumunda kalacaktık, belki de birtakım yanlış varsayımlar gerçekmiş gibi kabul edilecekti. İşte, Türk tarihi açısından o taşlar birer arşiv vesikasıdır ve bir milletin varlığına, kimliğine, geleceğine etki edecek derecede önem arz etmektedir. Tarih ve kültür arşivciliğinin önemini bundan daha iyi anlatacak bir durumun olmaması gerekir. Bütün bu nedenlerle, bugün, tarih, kültür, folklor arşivciliğini çağdaş, bilimsel yöntem ve araçları kullanarak en ileri düzeyde kurumsallaştırmak ülkeyi yönetenler için tarihsel bir ödev ve sorumluluktur.

Selçuklular okuma yazma oranının çok az olduğu dönemde sözlü kültüre önem vermişler; bu alanda şairler, ozanlar ve âlimler yetiştirerek kendisinden sonra gelecek nesillere geçmişi anlatma olanağı sağlamışlardır.

Osmanlı İmparatorluğu da Selçukluların devamıdır. Osmanlı, geçmişinden getirdiği kültürü çağının koşullarına uyarlayarak günümüz anlamında olmasa da daha kuruluşundan itibaren bir arşiv fikri oluşturmuştur. Bu, gerek kayıtların defter şeklinde tanzimiyle ilgili emirlerden gerekse günümüze kadar gelen belgelerin tanzim ediliş tarzından ve titizlikle korunmuş olmalarından anlaşılmaktadır.

Cumhuriyeti kuran irade tarih bilincinin ve tarihî hafızanın önemini bildiği için arşive önem vermiş, bu konuda uzman kişilerden yararlanarak Osmanlı arşivlerini kurumsal kimliğe büründürmüş ve Türk Tarih Kurumunu kurmuştur.

Bugünkü iktidar, her zaman yaptığı gibi, yeteri kadar araştırma yapmadan, uzman kişilerin görüşlerini almadan arşiv binası yaptırmış. Bunu Cumhurbaşkanının şu sözünden de anlıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

92 konuşma daha · 26 Kasım 2019

92 konuşmanın tamamı →