İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

HDP Grubu önerisi münasebetiyle

Genel Kurul, 45. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Şubat 2021 · 581 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gülüstan Kılıç Koçyiğit (Halkların Demokratik Partisi), 10 Şubat 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HDP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 581 kelime.

Gülüstan Kılıç Koçyiğit (Halkların Demokratik Partisi, Muş). “HDP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulustan-kilic-kocyigit-27-2021-02-10-hdp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=95083

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugünkü grup önerimizle, son zamanlarda gittikçe artan ama aslında AKP döneminde bir yönetme biçimi hâline gelen, sistematikleşen ve Türkiye’deki bütün toplumsal muhalefete karşı, AKP-MHP ittifakına itiraz eden herkese karşı neredeyse canhıraş uygulanan polis şiddetinin araştırılmasını ve bu şiddetin önüne geçilmesi için de bir yol haritası belirlenmesini Meclisten talep ediyoruz.

Tabii, bu önerinin gerekçesini sanırım uzun uzun açıklamama ihtiyaç yok çünkü eğer siz Türkiye’de yaşıyorsanız ve herhangi bir nedenden dolayı AKP iktidarına muhalifseniz ve muhalefetinizi en küçük bir ifadeyle sosyal medyadan, sokaktan, herhangi bir eyleme katılarak ya da herhangi bir davranışınızla ifade ediyorsanız zaten karşınızda polisi, devleti ve polisin zor aygıtlarını, devletin zor aygıtlarını bulmanız hiç de kaçınılmaz değil.

Tabii, bu şiddet biçiminin AKP’nin yönetme biçimi olduğunu biliyoruz ve özellikle 7 Haziran 2015’ten beri toplumsal meşruiyetini yitiren, toplumsal dayanaklarını ortadan kaldıran, hiçbir şekilde bu topluma bir şey vadedemeyen AKP’nin kendisini çıplak zorla ayakta tutmaya çalıştığını ve zorla rıza üretmeye çalıştığını da çok iyi biliyoruz değerli arkadaşlar.

Tabii, bu zorun ülkeye faturasının da ağır olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bir taraftan sokakta her gün tartaklanan, gözaltına alınan, darbelenen insanların, yurttaşların görüntüsü, bir taraftan da araçsallaştırılmış yargı eliyle gözaltına alınanların mahkemeler aracılığıyla hızlı bir şekilde tutuklanması ya da çok ağır cezalardan biri olan ev hapsi gibi adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının da bu şiddetin bir başka biçimini oluşturduğunu ifade edelim. Sadece son on gündeki birkaç gösteriyi veya da birkaç eylemi ve bu birkaç eyleme devletin, polisin, AKP-MHP ittifakının yaklaşımını ifade etmek istiyorum değerli arkadaşlar.

Bakın, Batman’da Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) bir basın açıklaması yapmak istedi, bizler de oradaydık ama henüz yan yana bile gelmeden polis bütün gücüyle saldırdı, kış günü, kış ortasında TOMA’yla su sıktı insanlara; yetmedi, biber gazı attı; o da yetmedi, 70 yaşındaki annelerimiz dâhil 26 kişiyi gözaltına aldı. Nasıl? Darbederek. Şimdi bu bir tanesi.

Başka ne oldu değerli arkadaşlar? Bakın, kaç gündür Boğaziçi eylemlerini konuşuyoruz; haksız, hukuksuz kayyum atamalarını konuşuyoruz. Biz, bizim belediyelerimize kayyum atandığı zaman çıkıp çok ifade ettik, dedik ki: “Bu bir yeni rejimin adıdır, siz bu ülkeyi kayyum rejimiyle yönetmek istiyorsunuz, bu sizin yeni yönetim modelinizin adıdır; bugün Diyarbakır’a, Şırnak’a ya da Van’a kayyum atanması, aslında yarın bütün bu ülkenin kurumlarına kayyum atanacağının açık ve net göstergesidir.” Ve nitekim oldu, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra koskoca, bu ülkenin en büyük kenti olan İstanbul’a kayyum atadınız, yetmedi, şu anda dünyada belki de bizi en iyi temsil eden üniversite olan Boğaziçi Üniversitesine kayyum atadınız ve bu kayyum uygulamasını kabul etmeyen öğrencilere, öğretim görevlilerine yönelik de amansız bir polis şiddetine başvuruyorsunuz. Bakın, bu gösterilerde 560 öğrenci gözaltına alınmış, sizin için hepsi terörist biliyoruz, çünkü size muhalifler, çünkü sizin uygulamalarınızı benimsemiyorlar, çünkü yaptıklarınıza “Yanlış.” diyorlar ama buna “Yanlış.” diyerek yerlerinde oturmuyorlar, bunu çıkıp sokaklarda ifade ediyorlar, eyleme döküyorlar, işte en büyük suçları bu, en büyük terörizm AKP’ye muhalif olmak bugünlerde sizin açınızdan; onun için de bunları gözaltına alıyorsunuz, 560 öğrenciyi; yetmiyor, 24’üne öğrenci oldukları hâlde ev hapsi veriyorsunuz, onlarcasına adli kontrol tedbiri uyguluyorsunuz. Niye? 2911’den alınmışlar, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten. Cezası, alt cezasını bile… Yani ev hapsine alabiliyorsun. Adli kontrol tedbiri, ev hapsi olabilir mi değerli arkadaşlar?

Yetmiyor; geçenlerde Kadıköy’de yine bazı yapılarla, Demokratik Bölgeler Partisi ve muhalif yapılarla yan yana geldik ve yine bir basın açıklaması yapmak istedik. Bir de ne görelim, bütün Kadıköy’ü abluka altına almışlar. Sanırım, Kadıköy Kadıköy olalı ne bu kadar polis ne de böyle şiddetli bir abluka görmemiştir. Sanırsınız ki darbe olmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

84 konuşma daha · 10 Şubat 2021

84 konuşmanın tamamı →