İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı münasebetiyle

Hacı Ahmet Özdemir

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 103. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Haziran 2016 · 473 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hacı Ahmet Özdemir (AK Parti), 16 Haziran 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı münasebetiyle); konuşma 473 kelime.

Hacı Ahmet Özdemir (AK Parti, Konya). “Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/haci-ahmet-ozdemir-26-2016-06-16-maarif-vakfi-kanunu-tasarisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=49876

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İbni Haldun devletleri insanlara benzetir. Ben de oradan hareketle insan psikolojisindeki iki marazi duruma dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu marazi durumlardan bir tanesi şudur: Bazı insanlar aslında kendilerinde olmayan bir gücü vehmederler. Bunun en güzel örneği, bildiğiniz gibi, Cervantes’in Don Kişot’udur. Don Kişot, kendinde bir güç vehmetmiş, devlerle savaşabileceğine inanmış ve yel değirmenlerine saldırmış ama yerle bir olmaktan kendisini kurtaramamıştır, dramatik bir sona sonunda ulaşmıştır. İkinci marazi durum da şudur: Aslında, bazı insanlar -yani İbni Haldun’dan hareketle- bazı devletler güçlüdürler ama güçlerinin farkında değildirler. Güçlerinin farkında olmadığı için, güçlerini yadsıdıkları ve takdir edemediklerinden dolayı, sırf bu yüzden etkisiz kalır, hatta güçsüzlerin elinde oyuncak olurlar.

Şimdi, bu açıdan baktığınızda, bizim devletimizin ve milletimizin durumu hakikaten çok güçlü bir durum olarak ortaya çıkar. Lütfen, şovenizm olarak değerlendirmeyin. Zira, dünyada bizim kadar büyük birikime sahip kaç devlet veya millet vardır, söyleyebilir misiniz? Şöyle bir düşünecek olursanız, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya, yine, Orta Asya’dan ta Viyana kapılarına, Sibirya’dan Hindistan’a, Kafkasya’dan Yemen’e, Kuzey Afrika’dan Ümit Burnu’na kadar uzanan bir etki alanına sahip kaç devlet gösterebilirsiniz? Dolayısıyla, biz hakikaten büyük bir milletten ve büyük bir devlet geleneğinden söz ediyoruz demektir.

Dünya eğitim tarihinde bıraktığımız izlere gelecek olursak devasa bilim adamları ve şaheserler hediye etmişizdir. Bu bakımdan bizler hakikaten ne kadar övünsek azdır. Eğitim kurumlarımız da hakikaten güçlü eğitim kurumları olarak tarihte saygın bir yer edinmiştir.

Şimdi, gücümüzün farkına vardık, artık yavaş yavaş toparlanıyoruz ve -rahmetle yâd ediyorum- Üstat Necip Fazıl’ın dediği aşamadayız: “Sen bir devsin, yükü ağırdır devin, / Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!” diyordu üstat. Şimdi bizim ayağa kalkma, dimdik doğrulma ve sevinme anımız gelmiştir. Kültürümüzü ve eğitimimizi geçmişimizin etki alanında yeniden temsil edecek büyük bir vakfın kuruluş aşamasındayız. Bu bakımdan, bu vakfın kuruluşunu gecikmiş bulmakla beraber, bu zamana kadar yapılmamış olması hakikaten büyük bir kayıp olmakla beraber, şimdi kuruluyor olmasını gönülden tebrik ediyorum ve çok güzel bir faaliyet olarak, tarihe geçen bir faaliyet olarak gelecek nesiller tarafından anılacağını da burada izninizle beyan etmek istiyorum.

Dünyada en çok konuşulan diller arasında Türkçe’nin önemli bir yeri vardır. Türkçe hakikaten çok geniş bir coğrafyaya ve geniş bir alana yayılmıştır. Biz Türkiye Maarif Vakfı vasıtasıyla elimizi Türkçe’nin uzandığı alanlara uzatmak gibi bir mükellefiyeti de icra etmiş bulunuyoruz.

Bir zamanlar, yabancı okulların ve kolejlerin bizim ülkemizde, bizim topraklarımızda, bizim coğrafyamızda nelere mal olduğunu çok iyi biliyor buradaki bütün milletvekillerimiz çünkü aydın, seçkin ve seçilmiş insanlar olarak buraya geldiler.

Niye aynı şeyi, biz, diğer ülkelerde ve yurt dışında yapmayalım? Elbette, bizim kuruluş felsefemiz ile onların kuruluş felsefesi arasında taban tabana bir zıtlık olmakla beraber, biz, kendi öz değerlerimizi, inancımızı, ahlakımızı, tutumumuzu, davranışımızı ve kültürümüzü buralarda temsil edecek bu kuruluşu niye desteklemeyelim?

Bu sebeple, Türkiye Maarif Vakfını düşünen, planlayan, proje hâline getirirken bu aşamalarda gayret sarf eden herkesi gönülden tebrik ediyorum, hayırlı olmasını diliyorum, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

126 konuşma daha · 16 Haziran 2016

126 konuşmanın tamamı →