İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 9. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Öneriler

Hakan Şeref Olgun

Afyonkarahisar Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 9. Birleşim · 5. yasama yılı · 21 Ekim 2026 · 601 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Hakan Şeref Olgun (İYİ Parti), 21 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖNERİLER); konuşma 601 kelime.

Hakan Şeref Olgun (İYİ Parti, Afyonkarahisar). “Öneriler”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakan-seref-olgun-2026-10-21-oneriler (erişim: 21 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149206

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu olarak verdiğimiz bu araştırma önergesi tek bir soruyu soruyor; bu ülkede hukuk herkes için aynı mı işliyor? Son bir ayın tablosu bu sorunun cevabını acı biçimde veriyor; hayır, işlemiyor.

Bir avukat, Afşin Hatipoğlu, canlı yayındayken yabancı numaralardan aranıyor. Daltonlar adını kullanan suç örgütü "Yayını terk et! 5 milyon lira öde, yoksa öldürülürsün." diyor. Hatipoğlu, belgeleriyle suç duyurusunda bulunuyor, koruma istiyor. Sonuç, İstanbul Emniyetindeki görüşmesi iptal ediliyor, karakola yönlendiriliyor. Gerçek; suç örgütleri bu ülkede canlı yayında bir avukatı ölümle tehdit edecek kadar pervasız ve devlet bu pervasızlık karşısında bir karakol koridoru gösteriyor. Tehdit edilen korunmuyor, tehdit eden aranmıyor.

Peki, aynı günlerde devletin bütün refleksi nereye yöneliyor? Gazetecilere. Murat Ağırel fon soruşturmasına ilişkin haberleri yüzünden bir Bakanın şikâyetiyle zaten ev hapsindeydi, yaptığı haber yüzünden evine kapatılmıştı. Şimdi ise evine operasyon yapıldı, dört gün gözaltında tutuldu. Emniyette "kara para aklama" dediler, adliyeye gelince suçlama değişti, üyesi olmadığı örgüte yardım oldu. Suçlama bile yolda değişiyorsa ortada delil değil, arayış vardır. Neye dayanarak tutuklandı? Yapmadığı bir haber yüzünden, belgelerini doğrulatamadığı için yayınlamadığı bir haber yüzünden yani gazetecilik etiğine uyduğu için.

Buradan Adalet Bakanlığına, iktidara soruyorum: Bu örgütü nasıl belirlediniz? Hangi delille, hangi hiyerarşiyle, hangi süreklilikle "Ortada bir örgüt var." dediniz ve bir gazeteci bir haberi yapmayarak bir örgüte nasıl yardım eder? Haber yapan gazeteciye "Halkı yanıltıyorsun." diyorsunuz, haber yapmayan gazeteciye "Örgüte yardım ediyorsun." diyorsunuz; yazsa suç, yazmasa suç! Bu, hukuk değil, bir kapandır.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100'üncü maddesindeki somut delil nerede? Kaynağı belirsiz belgelerle kurgulanan bir örgüt isnadı mı sizin somut deliliniz? Adli kontrolün neden yetmediğini hangi gerekçeyle açıkladınız? Zaten ev hapsinde olan bir gazeteci nereye kaçacaktı? Murat Ağırel ifadesinde açıkça söylüyor; bu dosyanın olsa olsa tanığı olabileceğini, hayatında yan yana bile gelmediği insanlarla aynı örgüte konulduğunu... Bir gazeteciye gelen iddiayı araştırmak, belgeleri doğrulatmaya çalışmak, emin olmadığı için yayınlamamak; bunun adı suç değil, gazeteciliktir. Siz bu ülkenin gazetecilerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının aksine açık bir mesaj veriyorsunuz: "Araştırma, sorma, belgeye dokunma; dokunursan seni de örgüte yazarız." Hukukun bu kadar eğilip büküldüğü yerde artık adaletten söz edilemez.

Bir şey daha sormak istiyorum: Allah aşkına, Adalet Bakanlığı fiilen özelleştirildi mi? Kimin korunacağına, kimin içeri atılacağına artık kanun değil siyasi yakınlık karar veriyor. Siz hukuku da adaleti de yerle bir ettiniz. Anayasa’nın 10'uncu maddesindeki kanun önünde eşitliği çiğnediniz, 26'ncı ve 28'inci maddelerdeki ifade ve basın özgürlüğünü paçavraya çevirdiniz.

Aynı zihniyeti İBB davasında da görüyoruz. İddianamedeki kamu zararının 110 milyar lirası Cebeci Maden Sahasına yüklenmiş, Ekrem İmamoğlu bu sahadaki hafriyattan sorumlu tutulmuş. Geçen hafta savunmasını izledim, İmamoğlu haykırıyor, diyor ki: "Cebeci, kanunla kurulmuş bir maden sahasıdır; yetki valilikte, MAPEG'de, TMSF'de, belediyede değil. Neden ben buradayım veya neden bu kuruluş yetkilileri burada değil?" Bu soruya tek bir babayiğit cevap vermiyor.

Şimdi soruyorum: Madem burada yolsuzluk var, yetkililer cevap versin, vali cevap versin, MAPEG cevap ersin, TMSF cevap versin, her sabah "tweet" atan Adalet Bakanı cevap versin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla)Hesap sorulması gerekenler o sahayı denetlerken yıllarca seyreden kurumlardır.

Değerli milletvekilleri, kamu gücünün kudreti eleştirel seslere kelepçe takmakla ölçülmez; yurttaşını tehdide karşı koyabilmekle, hukuku ayrımsız uygulayabilmekle ölçülür. Bugün avukat korunmuyor, gazeteci cezaevinde, suç örgütleri ortalıkta, adalet ise iktidarın kapısında nöbette. Bu tablo bir hukuk devletinin değil, hukukun askıya alındığı bir düzenin tablosudur.

Murat Ağırel derhâl serbest bırakılmalı, Afşin Hatipoğlu'nu tehdit edenlerin peşine gerçekten düşülmeli, Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına kulak verilmelidir. Bu nedenle de bu önerge kabul edilerek Meclis bu çöküşü araştırmalıdır; aksi hâlde tarih bu Meclisin haksızlık karşısında susmayı tercih ettiğini yazacaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 21 Ekim 2026

Günün kaydı →
88 konuşmanın tamamı →