Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun İsrail'in Kudüs'e saldırıları ve Filistin'deki gelişmelere ilişkin Hükûmet adına gündem dışı açıklaması nedeniyle HDP Grubu adına konuşması
Diyarbakır Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 81. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Mayıs 2021 · 1.137 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hişyar Özsoy (Halkların Demokratik Partisi), 18 Mayıs 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun İsrail'in Kudüs'e saldırıları ve Filistin'deki gelişmelere ilişkin Hükûmet adına gündem dışı açıklaması nedeniyle HDP Grubu adına konuşması); konuşma 1.137 kelime.
Hişyar Özsoy (Halkların Demokratik Partisi, Diyarbakır). “Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun İsrail'in Kudüs'e saldırıları ve Filistin'deki gelişmelere ilişkin Hükûmet adına gündem dışı açıklaması nedeniyle HDP Grubu adına konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 18 Mayıs 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hisyar-ozsoy-27-2021-05-18-disisleri-bakani-mevlut-cavusoglu-nun-israil-in-kudus-e-saldirilari-ve (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=97425
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HDP GRUBU ADINA HİŞYAR ÖZSOY (Diyarbakır)Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, hoş geldiniz.
AK PARTİ adına söz alan Ahmet Bey bahsetti, Netanyahu’nun imdadına bir Gazze saldırısı daha bu şekilde yetişmiş oldu.
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya)İYİ Parti.
HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Hem yolsuzluk davalarıyla boğuşan hem de seçim sonuçları kötü geçen, hükûmet kuramayan Netanyahu Gazze’ye saldırarak, Filistin’i tekrar kan gölüne çevirerek bir siyasi pozisyon tutmaya çalışıyor. Açıkçası, ben buna bakarken, Adalet ve Kalkınma Partisinin 7 Haziran sonrası sürecine biraz benzettim.
NİLGÜN ÖK (Denizli)Bu ayrı, o ayrı…
HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)“Teşbihte hata olmaz.” derler. 7 Haziran seçimlerinden sonra güvenlik, terörle mücadele konseptini devreye sokmuş, ortalık toz dumana katılmış ve bu çerçevede kasım seçimlerinde tek başına yeniden iktidar olabilmenin zeminini yakalamıştı. İtiraz etmeden, birazdan bazı şeyleri paylaşacağım, müsaade edin.
Kıymetli arkadaşlar, bu Filistin meselesi söz konusu olduğu zaman bir söz düellosu sürekli olur, hamaset gırladır; bir kayıkçı yarışı gibi böyle, insanlar birbirlerine ha bire laf atarlar; Netanyahu Erdoğan’a, Erdoğan Netanyahu’ya. Fakat ortada ticaret alabildiğine devam eder, bugün biraz sizinle bunu paylaşacağım. Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret hacmi, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği 2002 yılından 2020 yılına kadar tam yüzde 250 oranında artmıştır. Bu ticari ilişkilerin en pik yaptığı noktalar, kameralar önünde bizim en fazla gerilim gördüğümüz zamanlardır. Örneğin, 2010 yılında Mavi Marmara katliamı, ondan önce “one minute” 2009 yılında. 2011 yılındaki -bunlar resmî rakamlar- ticaret hacmine bakın. Bakın, 2008 yılından 2017 yılına kadar maviyle gösterilen, Türkiye’nin yaptığı ihracat; kırmızıyla gösterilen, ithalat ve İsrail’in Türkiye’ye yaptığı ihracat. Sürekli olarak artan bir ticaret durumu söz konusu.
Şimdi, kıymetli arkadaşlar, sorarlar insana -az önce tabii, Sayın Bakan söyledi ama- hani ticaret, ekonomi bunlar da en nihayetinde yaptırım araçları. Belli ki birbirlerine küfür, hakaret etse bile siyasi liderler, ticaret bundan kesinlikle etkilenmemiş.
Benim dikkatimi çeken iki nokta oldu: Birincisi, 2011 yılından yani Mavi Marmara’dan sonra rekor kırılması; ikincisi, 2014 yılında Koruyucu Hat Operasyonu’nu hatırlıyorsunuz -o “Dökme Kurşun” dedikleri 2008’deki Gazze saldırısından çok daha büyük bir saldırıydı- 2.250 civarında Filistinlinin öldüğü, o operasyonun olduğu yıl ticaret rakamları pik yapmış. Başka bir pik ne zaman olmuş ticarette İsrail ile Türkiye arasında? 2018 yılında İsrail Parlamentosunda Yahudi ulus devlet yasası geçip de bu yasa dışı yerleşimlerin İsrail’in ulusal değeri olarak tanındığı yıl ve aynı zamanda, Amerika Birleşik Devletleri'nin de Kudüs’e elçiliği taşıdığı yıl bir ticaret rekoru daha kırılıyor. 2019 yılında bu yükselmiş ve pandemiye rağmen artan bir ivme söz konusu. Arkadaşlar sorarlar: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Bu kadar hamaset yapılıyor da…
Bir de çok önemli bir şey var arkadaşlar, pardon, onu da söyleyeyim: Netanyahu, 2018 yılında, Erdoğan için: “Bana üç saatte bir ‘Hitler’ diyordu, şimdi şükür, altı saatte bir ‘Hitler’ diyor ama ticaretimiz iyi gidiyor.” deme aymazlığını bile göstermişti.
Devamla, Türkiye'nin İsrail’e en fazla ihraç ettiği ürünler arasında demir, çelik ve çimento var ve İsrail bunu, hem o utanç duvarının yapımında hem de bu yasa dışı yerleşimlerde kullanıyor. Türkiye, İsrail’e en fazla demir, çelik ve çimento ihraç eden ülke; bu kızıl kıyametin içerisine.
Dolayısıyla, Sayın Bakan, gerçekten, İsrail meselesi hamasetle ele alınabilecek bir mesele değil; yetmiş yıllık bir mesele, Orta Doğu’nun temel dinamiklerinden bir tanesidir ve o ciddiyetle ele alınması lazım. Birazdan geleceğim.
Bu Mavi Marmara Anlaşması’na çok girmeyeceğim arkadaşlar. Evet, o, Kudüs ile Ankara arasında yapılan bir anlaşma oldu. Biz HDP olarak Komisyonda -diğer muhalefetle birlikte- çok ciddi eleştirdik bunu, bunun yapılmaması gerektiğini… Ama normalleşme ihtiyacı var Türkiye'nin; Doğu Akdeniz’de iyice gerilmiş, sıkışmış bir durumda, enerji politikalarında belli bir pozisyon kapmak için İsrail’le, Mısır'la ilişkileri düzeltmek durumunda, hatta Suriye’yle düzeltmek durumunda, yoksa zaten biliyorsunuz, ortalığı Güney Kıbrıs ve Yunanistan doldurmuş durumda. Bütün bu Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimler İsrail’i de tabii, başka aktörlere yönlendirdi. 2016 yılından beri Bakanlığın da içinde olduğu bir normalleşmeye çalışılıyor fakat kıymetli arkadaşlar, ortada başka bir mesele var. Bu Mavi Marmara Anlaşması’na, Mavi Marmara’nın kurban ailelerinin ne dediğine de lütfen bakınız diyorum. Biz, Komisyonda bunu tartışıp Genel Kurula indiği zaman HDP bu anlaşmaya karşı “Hayır.” diyebilen tek parti olmuştu. CHP olarak yukarıda çok eleştirmiştiniz, aşağıya indi, hepiniz çekimser kaldınız, çok iyi hatırlıyorum; benim için ciddi bir hayal kırıklığıydı. Bu Mavi Marmara meselesini bir köşeye bırakıp “Biz bu işi normalleştirelim.” dediniz ama öyle görünüyor ki bu Filistin meselesi bu normalleşmenin önünde engel olmaya sürekli devam edecek.
Kıymetli arkadaşlar, biz Filistin meselesini konuştuğumuz zaman bizim sosyal medyadaki takipçilerimiz, özellikle Kürt takipçilerimiz, bizi e-mail yağmurlarına tutuyorlar. Kürtler hâliyle Filistin meselesini çok yakından bildiklerini, hissettiklerini düşünüyorlar çünkü biz çoğu zaman benzer bir durumda olduğumuzu düşünürüz; siz diyebilirsiniz ki “Hadi oradan.” ama bizim duygumuz bu. Ben, müsaade ederseniz, bugün size birkaç tane örnek göstereceğim.
Kıymetli arkadaşlar, şu resim Gazze’den -Sayın Bakana da göstereyim, Başkana da- sivil bir yerleşim yeri. Netanyahu “Terörle mücadele ediyoruz.” diye -Sayın Bakan söyledi- birkaç tane füzeyi bahane edip Gazze’yi bir bütün olarak bombardımana tabi tutuyor, savaş uçakları kullanıyor, bombalar, roketler; sivilleri öldürüyor ve bütün bunu nasıl meşrulaştırıyor arkadaşlar? Ben “Terörle mücadele ediyorum, benim Filistinlilerle bir meselem yok, bir problemim yok.” diyor. Şunu görüyorsunuz değil mi arkadaşlar?
Kıymetli arkadaşlar, bu resim sizce nerede, size nereyi hatırlatıyor?
CAHİT ÖZKAN (Denizli)PKK’nın yerle yeksan ettiği yerler, PKK’nın.
HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Burası Cizre bodrumları kıymetli arkadaşlar, burası Cizre bodrumları.
NİLGÜN ÖK (Denizli)Çukur eylemleri…
HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Geliyorum…
Taybet İnan; bir ömür boyu biz bu ismi unutmayacağız, yedi gün sokak ortasında cesedi bulunup da çocukları taş atıyorlardı köpeklere annelerinin cesedini parçalamasın diye, bu ülkede gördük 2016 yılında yedi gün sokak ortasında bekletilen cenaze.
Ahmet Davutoğlu bu operasyona “evet” dediği zaman -eşi Sare Hanım anlatmıştı -bu operasyona “evet” verdikten sonra Ahmet Davutoğlu eve gidiyor, sabaha kadar ağlıyor; bunu kendi eşi söylemişti. Yaşanabilecek vahşeti kendisi de fark etmiş olacak ki… Çünkü kente tanklar sokulmuştu o zaman. Cemile Çağırga; bu, cesedi buzdolabında bekletilen kadın. Şurası Cizre, tanklarla vuruluyor, tanklarla yerleşim yerleri vuruluyor. Bilseniz bunun savaş suçu olduğunu, konuşmazsınız. Tanklarla yerleşim yeri vuruluyor, tanklarla Sur vuruluyor. Bakın, şu tank, görüyor musunuz?
ÜMİT YILMAZ (Düzce)Şimdi de mağarada vuruyoruz Allah’a şükür.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)Kabul ediyorsunuz yani.
HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Nusaybin, Nusaybin, şu Nusaybin. Bu 2016, Şırnak kent merkezi. Şu Sur, benim milletvekili olduğum… (HDP ve MHP sıralarından gürültüler)
Arkadaşlar, bir saniye… Boş verin ya, konuşuyoruz.
ÜMİT YILMAZ (Düzce)Boş ver sen, boş ver!
HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Sur yıkılmadan önceki durum, bu Sur. Bakın, Sur’un yarısı tanklarla yıkıldı. Bakın, bu neresi? Sur. 500 bin insan yerinden edildi.
Bakın, şunu da anlatmadan geçemeyeceğim…
ÖZNUR ÇALIK (Malatya)Sur’u kim yıktı ya? Siz yıktınız.
CAHİT ÖZKAN (Denizli)PKK yıktı, terör örgütü.
HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Vallaha tankı topu olan kim yapmışsa onlar yapmış.
…bu Nusaybin. Bakın arkadaşlar, Zehra Doğan Kürtlerin Picasso’su olan bir ressam. (AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)Ya bir dinleyin arkadaşlar, cevap verirsiniz.
HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Başkanım, bir müdahale eder misiniz. Ben niye bunları susturmak zorunda kalayım ki?
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 18 Mayıs 2021