CHP Grubu önerisi münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 97. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Temmuz 2019 · 396 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özden Kaboğlu (CHP), 3 Temmuz 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 396 kelime.
İbrahim Özden Kaboğlu (CHP, İstanbul). “CHP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 3 Temmuz 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozden-kaboglu-27-2019-07-03-chp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=79309
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, Divan, değerli milletvekilleri; yargı bağımsızlığı konusu Anayasa’mızın 138’inci maddesinde ayrıntılı olarak ve iç ve dış boyutlarıyla düzenlenmiş bulunuyor. Bu madde, aslında Anayasa’nın hemen hemen istisna tanımayan başlıca maddesidir. İç boyutu, yargıçların sadece yasa, hukuk ve Anayasa’ya göre karar vermesini emretmektedir. Vicdani kanaat ancak bu çerçevede ortaya çıkar. Dış boyutu ise hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. En sonunda da bütün mahkeme kararlarına, devletin bütün organları uymak zorundadır. Bu madde -belirttiğim gibi- istisna tanımayan bir maddedir. Öyle bir madde ki biraz önce tartışılan “Gezi’yi suçlandırma” söylemi başta yargıya müdahaledir. Bu bakımdan, esasen yargı bağımsızlığını burada tartışırken yasama, yürütme ve yargı organlarının, görülmekte olan davanın öncesinde, esnasında ve sonrasında herhangi bir müdahalede bulunmamaları gerekmektedir.
Anayasa’nın birçok maddesinde bunu güvence altına alan hükümler vardır. Bu hükümler, Anayasa’nın farklı maddelerine dağılmış olmakla birlikte, madde 19’da, kişi güvenliği ve özgürlüğü yargıçlara hitap etmektedir. Madde 38, özellikle adil yargılanma hakkının gereklerini, bunun ilkelerini belirlemektedir. Madde 25, düşünce suçunu tümüyle yasaklamaktadır. Madde 34, barışçıl eylem özgürlüğünü tanımaktadır. Madde 159 ise Hâkimler ve Savcılar Kuruluna ilişkin madde, Anayasa’mızın en sorunlu maddesidir. Çünkü bu Hâkimler ve Savcılar Kurulunun oluşumu, burada sürekli gündeme getirildiği üzere, parti başkanı olan Cumhurbaşkanının güdümünde oluşmaktadır ve işlemektedir.
Bu itibarla, adil yargılanma hakkının gereklerine ilişkin hükümler Anayasa’mızda başta madde 138 olmak üzere mevcuttur fakat esasen en başta Anayasa’nın 159’uncu maddesinin değiştirilmesinden başlanmak üzere, adil yargılanma hakkını güvence altına alan yasal düzenlemenin yapılması gereğini belirtmek isterim.
Bu çerçevede, esasen Türk Ceza Kanunu madde 299 yine aynı bağlamda; Cumhurbaşkanı parti başkanı olduğu için bu maddenin suç bakımından manevi unsuru ortadan kalkmış bulunmaktadır fakat Cumhurbaşkanına hakaret suçundan hapishanede bulunan yurttaşlarımızın sayısı 80 binler şeklinde ifade edilmektedir. Oysa madde 25 düşünce özgürlüğünü kesin olarak güvence altına almaktadır.
SALİH CORA (Trabzon)275.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla)Bu açıdan, Türkiye bir tür düşünce suçu hapishanesine dönüşmüş bulunmaktadır; ya içeride bulunuyorlar düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanan kişiler veyahut da potansiyel mahpus durumundadırlar.
Bu çerçevede, yine, yapılması gereken düzenlemede sav-savunma- hüküm diyalektiğinde esasen sav ve savunmanın eşit olması, hükmün ise bundan ayrılması gerekmektedir ama tabii ki mevzuat düzleminde Türk Ceza Kanunu madde 299’un yürürlükten kaldırılması gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
132 konuşma daha · 3 Temmuz 2019