CHP Grubu önerisi münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 25. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Aralık 2019 · 451 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özden Kaboğlu (CHP), 3 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 451 kelime.
İbrahim Özden Kaboğlu (CHP, İstanbul). “CHP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozden-kaboglu-27-2019-12-03-chp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=82766
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, Divan üyeleri ve milletvekilleri; Türkiye'de insan hakları ihlalleri araştırma önergesinin gerekçesi -Anayasa madde 98’e göre- Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10 Aralık 1948’de ilan ettiği Evrensel Bildirge’den hareketle hazırlanmıştır; Türkiye, 27 Mayıs 1949’da Resmî Gazete’de yayımlayarak iç hukuka dâhil etmiştir.
İnsan hakları bütünlüğü, iktidarların ayrılığı ilkesi demokratik hukuk devletinin temel niteliğidir. Yetmiş yıllık zaman diliminde Türkiye, bunun için, insan haklarına dayanan demokratik hukuk devleti için yoğun bir çaba harcamıştır. 2017 Anayasa değişikliğiyle bu temel ilkeler büyük ölçüde göstermelik hâle getirildi. Bir yandan, OHAL döneminde kararnameler yoluyla alınan önlemler neden, konu, amaç, yer ve zaman yönünden OHAL’le ilgisi bulunmayan alanlara yöneldi; sistematik ve kitlesel, sürekli hak ihlallerine yol açıldı, ölümlere neden olundu, 46 intihar söz konusu. Öte yandan, yürütme ve devlet aygıtlarını tek kişide toplayan OHAL’in Anayasa değişikliyle aldığı şekline bile saygı gösterilmemesi hem yasama tarafından sürekli Anayasa’nın ihlal edilmesi hem yargının -bizzat haklar güvencesi olduğu hâlde- ihlal edilmesi ama daha çok yasama ve yargının yürütme tarafından güdüm altına alınarak hak ve özgürlükler alanının, başta düşünce özgürlüğünden başlanarak ihlal edilmesi, haklar alanında geniş bir ihlaller yelpazesini oluşturmaktadır. Bu açıdan, yürütmenin özellikle Anayasa dışı yol ve yöntemlerle hak ve özgürlüklere müdahale etmesi sadece bir suç oluşturmamakta, aynı zamanda yargı sürecine çok yoğun bir müdahaleyle yargının adil yargılanma hakkına yanıt vermesi olanaksız hâle gelmektedir. Daha genel olarak, yürütme, kolluk güçleri üzerinde kullandığı hiyerarşik yetki ve medya üzerinde kurduğu tekel yoluyla farklı toplumsal katman ve sınıflarla ilgili siyasal aidiyet temelinde ötekileştirici söylemleriyle demokratik toplumun temel öğelerini sürekli aşındırmakta, yurttaşların lekelenmeme hakkından başlayarak hedef gösterme yoluyla yaşam hakkının yok edilişine uzanan geniş bir ihlaller zincirinin doğrudan etkeni olabilmektedir. Siyasal aidiyet nedeniyle Canan Kaftancıoğlu’ndan Selahattin Demirtaş’a kadar, güncel duruma kadar birçok örneği bulunmaktadır. Bu konuda sadece yargısız infaz söz konusu olmamakta; yargı, tümüyle siyasal iktidarın amacı doğrultusunda araçsallaştırılmaktadır.
Eşit yurttaşlık yerine cinsiyet, soy, dinsel inanç ve toplumsal sınıf farklılığı temelindeki söylem ve uygulamalar ötesinde tarihsel, kültürel ve çevresel miras günbegün yok edilmekte, ihlal yelpazelerini genişletmekle sınırlı kalmayıp âdeta birlikte yani kümülatif ihlaller zinciri yaratılmakta; dahası ülke, toplum, devlet üçlüsündeki barış ortamında birlikte yaşam koşullarını bile eğreti hâle getirmektedir.
Özetle, anayasasızlaştırma ve yasasızlaştırma yoluyla yaratılan hukuki olmayan alanlar, ortak yaşam değerleri üzerine örülü toplumsal yapının temel ögelerini de zedelemektedir. Eylemden çok yazı, yazıdan çok söz, sözden çok niyet ve kanaatler hak ihlallerinin nedenini oluşturmakta; bu açıdan katmanlı yaptırımlar ortaya çıkmaktadır. Yargı, âdeta, yargılamak durumunda olduğu alanlardan alıkonulmakta ve esasen yargılamamak durumunda olduğu kesimleri yargılamak zorunda bırakılmaktadır. Bu açıdan, ötekileştirici ve nefret dili içeren söylemler, öte yandan bireysel silahlanma insan yaşamı üzerinde ciddi tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Bu alan çocuk haklarından engelli haklarına, kadın haklarından işçi haklarına kadar geniş bir alana, geniş bir yelpazeye uzanmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
127 konuşma daha · 3 Aralık 2019