Chp grubu önerisi
Uşak Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 78. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Mart 2012 · 746 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsmail Güneş (AK Parti), 14 Mart 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUBU ÖNERİSİ); konuşma 746 kelime.
İsmail Güneş (AK Parti, Uşak). “Chp grubu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 14 Mart 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-gunes-24-2012-03-14-chp-grubu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=778
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İSMAİL GÜNEŞ (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu, hekimlere şiddet hakkındaki önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Ben de fedakârca çalışan, başarıyla çalışmalarına devam eden hem ülkemizde hem yurt dışında bizi temsil eden fedakâr tıp çalışanlarının, tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramı’nı kutluyorum.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde 121 bini hekim, 173 bini ebe hemşire olmak üzere toplam 358 bin sağlık çalışanı bulunmaktadır. Tabii benden önceki hatipleri dinleyince sanki aynı ülkede yaşamadığımızı fark ettim. Şimdi, 2002 yılı öncesi hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız ne durumdaydı, ona bir bakmamız lazım.
Şimdi, 2002 yılından önce pratisyen hekimlerimiz yaklaşık, bugünün parasıyla 1.600-1.700 lira ücret almaktaydı, haftada bir gün sağlık ocağında poliklinik yapmaktaydı, geçimini sağlayamadığı için de haftanın diğer günleri başka işlerle meşgul olmaktaydı. Bu hekim arkadaşlarımızı hekim yerine bile koyan yoktu. Başta Sağlık Bakanımız o dönemde koymuyordu ki vatandaş bunları hekim yerine koysun. Dolayısıyla da kimse onlara hekim gözüyle bakmıyordu ve her bir sağlık ocağında sadece bir tane poliklinik odası vardı, diğer dört beş tane hekim olmasına rağmen onlara bir türlü muayene odası açılamıyordu. Diğer taraftan, uzman hekimlere baktığımızda, uzman hekimler bugünün parasıyla yaklaşık 1.800-1.900 lira ve alabilirlerse de üç ayda bir yaklaşık 200-300 TL de döner sermaye alıyorlardı.
Burada, tabii ki hekimlere şu söyleniyordu: Benim devlet olarak size verebileceğim para bu kadar, bunun haricinde siz ne yapabilirseniz yapın. Dolayısıyla da işini bilen veya muayenehaneciliği iyi uygulayan hekim arkadaşların refah seviyesi yüksekti, diğer hekimlerin, bunu yapamayan, bilgi ve donanımı iyi olduğu hâlde kendini iyi prezante edemeyen hekimlerin mali durumu kötüydü fakat kimse de bundan şikâyetçi değildi. Bundan esas şikâyetçi olan vatandaştı çünkü vatandaş o dönemde hekime ulaşamıyordu. Buna istatistiksel olarak baktığımızda da, halkın, bir vatandaşın yılda hekime gitme oranı o dönemde yüzde 2,8’di ve bunun da büyük bir kısmı, yüzde 60-70’i hastanelereydi, ikinci basamağaydı. Birinci basamağı sağlık tesisi yerine koyan da yoktu.
Tabii ki diğer taraftan, sağlık tesislerimiz ne durumdaydı diye baktığımız zaman: Nitelikli oda sayımız oldukça azdı, yoğun bakım yatak sayımız 6.800 civarlarındaydı ve alet edevat yönünden oldukça fakir bir ülkeydik. Diğer taraftan da her hekime bir tane muayene odası düşmüyordu. 5-6 hekimin olduğu bir branşta sadece bir veya iki tane poliklinik odası vardı, eğer hasta, hekimini denk getiremezse vay hâline. Anca bir hafta bekleyecek veya muayenehanesine gidecekti. Tabii ki biz o günleri beraber yaşadık, unutmadık. Kimimiz o günlerden menfaatlendik, kimimiz menfaatlenemedi fakat en büyük zulmü de vatandaş gördü. Bir devletin ilk önce kendi vatandaşına hizmet etmesi gerekir ve ikinci aşamada da tabii ki sağlık çalışanlarına hizmet etmesi gerekir.
Tabii ki sağlıkta 2002 yılından sonra büyük bir değişim ve dönüşüm başladı ve ilk önce bizim yaptığımız şudur: Hastaneleri birleştirdik ve saat beşte, saat altıda sıraya geçen vatandaşlara, SSK’lı vatandaşlara tüm hastanelerden hizmet alma imkânı getirdik. Daha önceden vatandaşlarımıza “Sen SSK’lısın, sadece SSK hastanesine gidebilirsin, diğer hastanelere gidemezsin, sadece SSK’da var olan ilaçları alabilirsin, diğer ilaçları alamazsın” diye bir kısıtlama vardı. O zaman niye sesiniz çıkmıyordu? Ben bunu anlamakta güçlük çekiyorum yani. Niye sesiniz çıkmıyordu? Çünkü…
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Bizim programımızı okursan anlarsın. Kendi grubuna konuş.
İSMAİL GÜNEŞ (Devamla)Devlet hastanelerinin büyük bir kısmında tahliller yapılamıyordu…
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Dünyadan bihaber konuşuyorsun.
İSMAİL GÜNEŞ (Devamla)…ve tomografi yoktu, MR yoktu, hastaların büyük bir kısmı sevk oluyordu. Ama Allah’a şükürler olsun ki 2002 yılından sonra sağlıkta değişim ve dönüşüm başladı ve her şey değişti.
Ekonomik anlamda bakarsanız, şimdi, performansa dayalı sistem geldikten sonra hekimlerin hastaya bakışı değişti ve daha çok hasta bakar hâle geldi ve hastaya daha iyi davranır hâle geldi. Tabii ki biz ekonomik olarak da destekledik. O zaman 1.900 lira alan hekim şimdi en asgari 4.500 lira ile 10 bin liraya kadar ücret alabilmektedir ve dolayısıyla da…
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Bu para kimlerin cebine gidiyor?
İSMAİL GÜNEŞ (Devamla)Bu para devletin parası, bizlerin parası.
Dolayısıyla hekimlerin refah seviyesi yükseldi.
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Bir anket yaptırın bakalım hekimlere! Her şeye yaptırıyorsunuz, hekimlere bir anket yaptırın!
İSMAİL GÜNEŞ (Devamla)Pratisyen hekimleri kimse hekim yerine koymazken aile hekimliğine geçildi ve dolayısıyla da bir aile hekimi 4 bin lira ila 8 bin lira arasında ücret alır hâle geldi ve onurlu bir yaşam sürme imkânı sağlandı.
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Anket yaptırın, anket!
İSMAİL GÜNEŞ (Devamla)Tabii ki, biz aynı ülkede yaşamıyoruz galiba; sizin baktığınız pencere çok farklı, bizim ve halkın baktığı pencere oldukça farklı.
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Anket yaptırın hekimlere, bir anket yaptırın!
İSMAİL GÜNEŞ (Devamla)Diğer taraftan, tabii ki 112 hizmetlerinde BAĞ-KUR’luysan bile “Önce mazot parasını yatır, sonra ambulans göndeririz.” diyordunuz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
85 konuşma daha · 14 Mart 2012