Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı münasebetiyle
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 101. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Haziran 2016 · 1.248 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsmet Uçma (AK Parti), 14 Haziran 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı münasebetiyle); konuşma 1.248 kelime.
İsmet Uçma (AK Parti, İstanbul). “Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-ucma-26-2016-06-14-maarif-vakfi-kanunu-tasarisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=49659
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA İSMET UÇMA (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, sevgili milletvekili arkadaşlarım; bir iftar sonrasında, mübarek bir günün sonunda, sizleri bu feyizli günde saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
Yine, buraya her çıktığımda yaptığım konuşmalarda bu Meclisin mehabetine yakışan bir üslubu, üslup temizliğini sürekli vurguluyorum. Doğrusu, bugün de biraz üzüldük. Mübarek bir ayda üsluplarımız gene biraz havada uçuştu. İnşallah, konuşacaklarımızın buna da katkısı olur diye düşünüyorum. Bu vesileyle, geneli üzerinde söz aldığım Maarif Vakfımızın kanun tasarısı, kuruluşu, hayata geçişi ve yapacağı işlerin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ülkemizi, milletimizi, gençlerimizi, muhassalamızı, medeniyetimizi, gelecek tasavvurumuzu bütün dünyada yeni Türkiye’nin şanına şerefine yaraşır bir şekilde temsil etmesini canıgönülden diliyorum.
Sevgili dostlar, her ramazanda bir menü oluşturuluyor biliyorsunuz, bu ramazan da bir menü gene önümüze geldi. Dolayısıyla, din ve dine dair alanlarda kimi arkadaşlarımızın zaman zaman vurguladığı, zaman zaman belki çizginin ve maksadın dışına çıkarak algıladığı hususlara ilişkin birkaç söz söylemek istiyorum.
Arkadaşlar, bütün dinler 3 ana umdeden meydana gelir, sevgili Ayhan Bey de değinmeye gayret etti bunlara: Bunlardan birisi itikat yani itikat dediğimiz inanç, diğeri ibadet, bir diğeri de muamelattır. Sevgili arkadaşlar, dikkat kesilmenizi istediğim husus şudur: İtikat ve ibadet akılüstü iki alandır ve Allah’a ait alandır. Dikkat ederseniz, bütün kıyametler bu iki alanda kopartılmaktadır ve bize ait olmayan alan üzerinden, birtakım spekülatif gelişimler üzerinden hakikaten kırıcı, dökücü, gerçekten de bizim medeniyetimizin nezaketine, letafetine, hakikaten de mahviyetine yakışmayacak durumlar ortaya çıkmaktadır. Peki, din nerede tezahür etmektedir ya da dinler? Bizim sorumlu olduğumuz din ve dinler, muamelat dediğimiz, birbirimizle ilişkiye geçtiğimiz, toplumsal hayatla ilişkiye geçtiğimiz andan itibaren ortaya çıkmaktadır. Basit misaller vermek gerekirse: Sözünde duruyor mu? Çekini, senedini ödüyor mu? Çocuklarına iyi davranıyor mu? Komşusuyla geçimlik mi? Bir cemiyete girdiğinde cemiyet rahatlıyor mu yoksa huzursuz mu oluyor? Güvenli mi, emniyetli mi, her şeyinizi kendisine emanet edilebilecek bir insan mı? Arkadaşlar din bu alanda tezahür etmektedir. Diğer alanlara mümkün olduğunca girmemeye çalışmak lazım. Hem akılüstü iki alandır hem bize ait olmayan alandır.
Bu konulara bakışımızı İsa ile Allah arasında geçen konuşma özetlemektedir, o da şudur: Sevgili arkadaşlar, Allah İsa Peygamber’imize sorar –bütün peygamberler bizim peygamberlerimiz biliyorsunuz- aynen soru şöyledir: “Allah’ın dışında beni ve anamı 2 ilah edinin. diye bu insanlara sen mi söyledin?” İsa cevap verir, der ki: “Ben insanlar arasında yaşadığım sürece Allah’ın dışında anamı ve beni 2 ilah edinin.” diye asla söylemedim, buna sen de şahitsin. Ama sen beni öldürdükten sonra onlara vaziyet eden sensin, onlar senin kullarındır, istediğin gibi muamele edersin.
Sevgili arkadaşlar, bir peygamberin ağzından bir şirk toplumuna karşı Rabb’imizin karşılıklı diyalogla ifade ettiği dinî alana lütfen dikkat ediniz. Ama, biz ne yapıyoruz ya da bu konuda söz söyleyenler ne yapıyor? O alanlara girerek gerçekten de haddi aşıyor, haddimütecaviz davranıyor; bunu yapmamak lazım.
Bir de yine muhalefet şerhlerinde gördüğüm bir husus; sevgili arkadaşlar, laiklik hukuki bir terimdir. AK PARTİ’nin ve gerçekten de bu insanların, Türk insanının laiklikle hiçbir dönem hiçbir sorunu olmamıştır. AK PARTİ’nin böyle bir gündemi asla yoktur, esasen bu milletin de yoktur; Osmanlı’da yoktur, öncesinde yoktur, sonrasında yoktur. Niye bunlar meydana geliyor sevgili arkadaşlar? Hukuki bir kavrama, başka bir alana çekildiğinde, ittifak edilmeyen literal anlama sokulduğunda örneğin Amerika’da farklı, Avrupa’da farklı, Fransa’da farklı, Türkiye'de farklı, İngiltere’de farklı bir anlam demeti içeren kavramı getirir. Tekdüze kamusal alan ve benzeri diye hiçbir hukukçu bana kamusal alanı doğru tarif edemez, daha doğrusu dünyada hiçbir hukukçu edememiştir. Bu itibarla, nerede kafa karışıklığı oluşturmak istenirse ve nerede insanlar birbirine düşürülmek istenirse hukuki, görece tanımsız bu kavram üzerinden siyaset üretilmektedir; bunu doğru bulmadığımı ifade ediyorum sevgili arkadaşlar.
Ben de merhum Cemil Meriç’i eğitime verdiği katkılar nedeniyle rahmetle anıyorum. Merhum Cemil Meriç’in “Kamus namustur.” sözünü hatırlatmak istiyorum. Gerçekten de toplumların hafızalarını, toplumların değerlerini ve değerlere dayalı hayata dair yürüyüşlerini ancak ve ancak muhafaza eden kamuslardır. Onlara sahip çıkmamız gerekmektedir.
Şimdi, sevgili arkadaşlar, bizim, özellikle büyüyen Türkiye'nin, gelişen Türkiye'nin, yurt dışında ve yurt içinde artık eski teamüllerden, eski kanaatlerden ve eski dünyanın bir üyesi olmaktan kurtulup, yeni dünyanın üyesi olan Türkiye’ye yaraşır uluslararası vizyon için Maarif Vakfı kurulmaktadır.
Sevgili arkadaşlarımın bir kısmını anlamakta zorlanıyorum. Maarif Vakfı, AK PARTİ’nin vakfı değildir arkadaşlar. Maarif Vakfı, bu milletin, bu ülkenin, Türkiye'nin, Türkiyelilerin ve Türk gençliğinin uluslararası camiada temsil edileceği, uluslararası camiayla entegre olabileceği son derece verimli, atak çalışabilecek, dinamizm yüklü bir kurum ve kuruluştur. Zaten biz bunu, Komisyonda da, sevgili katılımcı üye arkadaşlarımızla enine boyuna konuştuk, değerlendirmelerde bulunduk. Çok değerli katkı veren arkadaşlarımıza, burada hakikaten şükranlarımı arz etmeyi, büyük bir sorumluluk ve görev addediyorum.
Şimdi, sevgili arkadaşlar, hepimizin malumu olduğu üzere, sadece, Millî Eğitim Bakanlığı, sadece yurt içinde okullar açan, eğitim yapan bir kurum olmaktan artık çıkmalı. Dünyadaki benzerleri gibi, aynı zamanda yurt dışında da hem kendi vatandaşlarımıza ve hem de Türkiye'nin eğitim kurumlarından yararlanmak isteyen diğer ülke vatandaşlarına hizmet sunmak üzere okullar açmış, önümüzdeki dönemde, ülkemizin dünya siyasetinde edindiği güçlü konum nedeniyle bu politikasını daha kararlı ve nitelikli bir biçimde sürdürmeyi kendisine hedef olarak koymuştur. Bu, büyük bir hedeftir. Bu, büyüyen, gelişen, gerçekten medeniyet kodlarından beslenen yeni Türkiye’nin vizyonuna, muhassalasına, tarihine, değerlerine ve değer dizgelerine çok uygun bir yapılanma şeklidir. Huzurlarınızda bulunma sebebimiz olan Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı, bu hedefi gerçekleştirirken karşılaştığımız sorunları aşmayı, ülkemizi çok nitelikli ve evrensel kriterlere uygun ve rekabet edebilir bir noktaya taşıyabilmek için bazı esneklikler edinmeyi planlamaktadır; bu vakfın kuruluş amaçlarından birisi budur. İnşallah, muhalefet partilerimizin, partilerüstü kabul edilecek bu evrensel ve ulusüstü olguya destek vererek, onların da destekleriyle bu metin yasalaştığında hepimizin gelecek kuşaklara gururla miras bırakabileceği hayırlı bir hizmeti hep birlikte gerçekleştirmiş olacağız. Bu, sadece AK PARTİ’nin, Adalet ve Kalkınma Partisi mensuplarının payına düşen bir onur ve gurur olmayacak; gelecek nesiller, dedelerini ve ondan sonraki kuşakları gerçekten de esbâtımız hayırla yâd etmiş olacak. Hatta öyle ki iyi ki dedelerimiz el birliğiyle, el ele vermişler ve ülkemizi dünyaya açan, dünyaya katabileceğimiz, medeniyet değerlerimize ülkemizi yaklaştıran dedelerimiz varmış diye bizleri minnetle ve şükranla anacaklardır.
Sevgili arkadaşlar, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarının eğitim ihtiyacını gidermek, onların ana vatanlarıyla olan bağlarını sağlamlaştırmak ve ülkemizin eğitim alanında sahip olduğu büyük birikimi…
GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul)Paralel karşılamıyor mu bu ihtiyacı?
İSMET UÇMA (Devamla)…insanlığın hizmetine sunmak amacıyla, gayesi sadece eğitim olan, başka hiçbir gayesi olmayan, sadece eğitim olan ve sahibi millet olan eğitim kurumlarını dünyanın her köşesine taşımak amacıyla bir vakfı hep birlikte kuruyoruz. “Maarif Vakfı” olarak adlandırdığımız bu vakfın tek bir gayesi olacak, o da nitelikli, iyi, güzel insan yetiştirmek olacaktır. Yani, ülkemizi…
TAHSİN TARHAN (Kocaeli)Hocam, vakıf var ya, Millî Eğitim Vakfı var.
İSMET UÇMA (Devamla)Efendim, Millî Eğitim Vakfının kuruluş amacı, gayesi yurt içi eylemlerle çok sınırlı olduğu için… Biz bunu Komisyondaki arkadaşlarımızla da konuştuk, keşke teşrif etseydiniz, o gün birlikte değerlendirmiş olurduk.
Bakınız, son söylediğimi bir kere daha söylüyorum: “Maarif Vakfı” olarak adlandırdığımız bu vakfın sadece tek bir gayesi olacak, o da ulusüstü ve uluslararası arenada insan yetiştirmek; başka hiçbir gayesi mevcut değildir.
GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul)Türkiye’deki okulların yaptığının…
İSMET UÇMA (Devamla)Bir başka gayeye hizmet ederse, bugün biz varız sevgili arkadaşlar, yarın siz olacaksınız.
KAMİL AYDIN (Erzurum)Ulusüstü, dünya adamı!
İSMET UÇMA (Devamla)Alırsınız, şöyle söylersiniz: Şimdi, AK PARTİ’li kadrolar eliyle, bizim de desteğimizle hayata geçen bu vakıf amacından uzaklaşmıştır. O hâlde, amacına, doğru rayına tekrar koyalım konusunda gayret gösterirsiniz. Bu kadar ümitsiz davranmaya asla gerek yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Dolayısıyla, o kadar öz güvenli davranıyoruz ki -hep birlikte ama, hiç ayrım yapmaksızın söylüyorum- millet olarak o kadar örselenmiş onurumuzu, gerçekten zedelenmiş kimliğimizi 2002’den itibaren büyük bir hassasiyetle, o milletin incinmişliğini, medeniyet bileşkesinden üç yüz yıldır kopukluğun verdiği incinmişliği hep birlikte, Meclis olarak, bu çatı altında bulunan insanlar olarak milletimize iade ediyoruz. Hayırlı olsun, uğurlu olsun.
Sevgili arkadaşlar…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 14 Haziran 2016