Kudüs Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması
Siirt Milletvekili ·
HDP
Genel Kurul, 94. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Mayıs 2017 · 403 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kadri Yıldırım (HDP), 18 Mayıs 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Kudüs Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 403 kelime.
Kadri Yıldırım (HDP, Siirt). “Kudüs Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 18 Mayıs 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kadri-yildirim-26-2017-05-18-kudus-gunu-ne-iliskin-gundem-disi-konusmasi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=59425
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)KADRİ YILDIRIM (Siirt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Kudüs Günü’dür. İnsanların diri diri yakıldığı ve cenazelerine bile işkence edildiği günümüz İslam coğrafyasında Kudüs fethinden almamız gereken bir hayli insani, İslami ve ahlaki dersler vardır. İslam tarihinde Kudüs 2 kez fethedilmiştir. Birinci fetih Hazreti Ömer zamanında, 636 yılında gerçekleşmiş ve bugün bu fethin 1381’inci yıl dönümüdür. Bu fetih sıradan bir fetih olmayıp dünyaya hoşgörü, kerem, barış ve güven konusunda benzersiz bir örnek sunmuştur. Örneğin, Kudüs İmparatoru bu şehrin anahtarını bizzat Hazreti Ömer’e vermek isteyince Hazreti Ömer Kudüs’e hareket ediyor ve yolda hizmetçisiyle birlikte sırayla deveye biniyorlar. Kudüs’e vardıklarında deveye biniş sırası hizmetçisindedir ve kendisi devenin yularından tutarak yayan yürüyordu. Kudüs halkı halifenin deve üzerindeki zat olduğunu zannederek ona doğru koşuştuğunda, hizmetçinin koca Ömer’i göstererek “Halife ben değilim, odur.” demesi suretiyle onun halife olduğu ortaya çıkmıştır.
Hazreti Ömer Kudüs’ü fethettikten sonra Kudüs halkına -ki ağırlıklı olarak Hristiyan bir halktı- can güvenliği, mal güvenliği, hayat güvenliği, ibadet güvenliği sonuna kadar tanımıştır. Kendi yurdunu bırakıp gitmek isteyenlerin güven içinde gitmeleri sağlanmış, yurtlarında kalmak isteyenlere de her türlü emniyet, her türlü güven tekrar sağlanmıştır.
İkinci fetih, büyük Kürt komutan ve alimi olan Sultan Selahattin Eyyubi tarafından gerçekleştirilmiştir ve bugün bu fethin de 830’uncu yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu fetih Peygamber Efendimiz’in miraca çıktığı Recep ayının 27’nci gecesine denk gelmekle ayrı bir önem arz etmektedir.
Benim bu fetih bağlamında dikkatinizi çekmek istediğim husus şu: Kudüs’te yaşayan halkların müşterek daveti üzerine Sultan Selahattin Eyyubi’nin oraya gittiğini, oradaki sivil Hristiyan vatandaşlarla hiçbir probleminin olmadığını, sivil Hristiyan vatandaşlara hiçbir sıkıntının yaşatılmadığını, bu gidişin sadece bu ortak davete binaen oradaki mazlumları kurtarmaya yönelik olduğunu ve bu noktada bir iki örnek vermek istediğimi ifade ediyorum. İbnülesir ve Ebu Şâme İslam tarihinin iki büyük âlimidir. Bunların ifadelerine göre, Selahattin Eyyubi Kudüs şehrine girdiğinde kardeşi ona diyor ki: “Esirlerden bin tanesini serbest bırak.” Bin tanesini bırakıyor, ikinci bin tane daha istiyor, onu da bırakıyor, üçüncü istiyor, onu da bırakıyor ve en son Selahattin Eyyubi diyor ki: “…”(x) Yani “Esir olan herkes serbesttir.” Sultan Selahattin’in burada ağlamasına şahitlik ediyoruz. Zira, Hristiyan vatandaşların kadınları, kocalarının, çocuklarının esir alındığını görünce ağlıyorlar ve onların bu ağlamalarına dayanamayan Sultan Selahattin büyük bir sesle, sesli bir şekilde ağlıyor ve esir olan herkesi, o kadınların ağlamaları nedeniyle serbest bırakıyor. Oysa, Kudüs hâkim olan öbür güçlerin elindeyken Müslümanlar orada kılıçtan geçirilmişti ve orada öldürülen Müslümanların cesetlerinden -Arapçada “akam” deniliyor- tepecikler oluşmuştu, Müslümanlar diri diri yakılmıştı ve rakamlara göre…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
67 konuşma daha · 18 Mayıs 2017