Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler
İstanbul Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 9. Birleşim · 5. yasama yılı · 21 Ekim 2026 · 685 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Keziban Konukcu Kok (DEM Parti), 21 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 685 kelime.
Keziban Konukcu Kok (DEM Parti, İstanbul). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/keziban-konukcu-kok-2026-10-21-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 21 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149240
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)KEZBAN KONUKÇU (İstanbul)Değerli arkadaşlar, şimdi, biz çok iyi biliyoruz bu yasa teklifi fon vurgununun üstünü örtmek için, ortamı soğutmak için getirildi. Bunun farkındayız ama teklifin içine baktığımızda, özellikle 2'nci maddeye baktığımızda, bu absürtlükler aslında niyetleri çok açık bir şekilde beyan ediyor.
Şimdi, teklifteki en büyük saçmalık, düzenlemenin 17 Eylül 2026 tarihli Sermaye Piyasası Kurulu kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış fonlarla sınırlandırılmış olması. Neden sınırlandırıyorsunuz? Bir daha soymayacağınıza yemin mi ettiniz? Bir daha fon vurgunu yapmayacağınıza yemin mi ettiniz? Biz bunun garantisini nereden alabiliriz? Kendi suçlarınızı örtbas etmek için, ortamı soğutmak için bir teklif getiriyorsunuz, bunun üzerinde bile ciddi çalışmıyorsunuz; aslında niyetinizi açıkça beyan ediyorsunuz. Gelecekte benzer bir mağduriyet olduğunda ne olacak diye sorduğumuzda cevap veremeyeceğiniz çok açık.
2'nci maddeye baktığımızda ise sermaye piyasası aktörleriyle birlikte TMSF devreye sokuluyor burada. Geri kazanım hesabı ve ayrışmış mal varlığı güvencesini de bu düzenlemede görebiliyoruz. Tahsil edilen tutarların TMSF'nin kendi mal varlığından bağımsız tutulması ve her bir fon için ayrı alt hesaplarda izlenecek olması ise çok dikkat çekici. Fon pay sahiplerinin tespiti ve hakkına dair ise hak sahipliği yalnızca Merkezi Kayıt Kuruluşu ve tasfiyeyle görevli kuruluş kayıtlarının mutabakatı şartına bağlanmış. Bu durum, kayıt dışı işlemleri, usulsüz olacak iddialarını veya çifte kayıt karmaşasını önlemek adına Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarını nihai doğrulama mercisi olarak tanımlamış ancak burada hak sahipliğinin yalnızca bu kurula verilmiş ve atanmış tasfiye kuruluşunun mutabakatına bağlanmış olması, finansal okuryazarlığı düşük olan, kayıt süreçlerinde suistimale uğramış veya usulsüz işlemler sırasında saf dışı bırakılmış olan küçük yatırımcılar, yurttaşlar açısından ciddi hakkını savunma, arama mahrumiyeti gerçekleştirmektedir. Bu da çok açık bir şekilde niyetinizi beyan etmektedir. Burada, özellikle şunu da görmek gerekiyor yani çalan aynı, güya yargılayan aynı, güya yakalayan aynı; yani siz bildiğinizi mi yakalayacaksınız? Kesinlikle bizi buna inandıramazsınız.
TMSF'nin ne olduğunu biliyoruz zaten. TMSF, mülkiyete ve kurumlara el koyma ve yönetme kurulu olarak çalışıyor yani kayyum rejiminin bir kurulu olarak çalışıyor. İşte "mülkiyete el koyma" deyince aklınıza belki komünistler gelir ama komünistler mülkiyete kamu adına el koyarlar, sizin gibi kendi cebini doldurmak için el koymazlar. Bunu da buradan açıkça ifşa edelim.
Peki, bu mesele nasıl çözülebilir? Saraydan başlayarak bu konuda sorumlu olan herkes hesap vermelidir. Fon vurgunu yapanların, buradan fahiş kâr elde edenlerin mal varlıklarına el konulmalıdır ve mağdurların kayıpları da buralardan giderilmelidir. Ayrıca, halkın parasının sarayın denetimine bırakıldığı Varlık Fonu da kapatılmalıdır kesinlikle çünkü oradan başlayarak topluma doğru yayılan böylesi bir soygunun karşısında durabilmemiz için en başta sarayın hesap vermesi gerekiyor.
Arkadaşlar, şunu ben buradan çok açık bir şekilde ifade etmek istiyorum: Şimdi, biz tek adam rejimi diyoruz, faşizm diyoruz; öyle bir yönetimsel anlayış yaratıyorlar ki tek adam rejimi tasfiye edilse dahi toplumda yarattığı tahribatlar, kurumlarda yarattığı tahribatlar ortadan hemen kaldırılamaz. Partimizin önceki dönem Eş Genel Başkanlarından, şu anda da içeride tutsak edilmiş olan Demirtaş'ın bir sözü var: Biz bu tek adamdan kurtulabiliriz ama onun yarattığı sonuçlardan kurtulmamız o kadar kolay olmayacak, bunun için çok daha fazla bilinçlenmeye ve toplumun örgütlenmesine ihtiyacımız var.
Saray rejimi bir taraftan siyasi iktidarını kalıcılaştırmak için yasaları, Anayasa'yı, seçme ve seçilme hakkını, yaşam hakkını hiçe sayarak keyfî bir yönetim uyguluyor; bir taraftan da iktidar olmanın ekonomik temellerini güçlendirmeye çalışıyor. İşte, bizim bir zamanlar orta burjuvazi, Anadolu sermayesi, yeşil sermaye dediğimiz, güncel tanımlamasıyla yandaş sermayeyi büyüterek iktidarını koruyacak önemli bir ekonomik ayak oluşturmaya çalışıyor. Yandaşı büyüterek kendi çevresinde, kendisini koruyan palazlanmış bir sermaye grubu oluşturuyor. Neoliberal politikalarla işçiyi, emekçiyi açlık sınırının altında çalıştırarak yandaşları bu yolla büyütüyor. Kamuya ait olan yolları, köprüleri satarak yandaşları büyütüyor. Bütçedeki faiz giderleri kalemini büyüterek yandaşları büyütüyor, palazlandırıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, devam edin.
KEZBAN KONUKÇU (Devamla)Kayyumların yandaşa verdiği ihaleler üzerinden yandaşları büyütüyor; yetmiyor, böyle fon vurgunlarıyla küçük tasarruf sahiplerinin birikimlerine de el koyarak yandaşları büyütüyor, şişirdikçe şişiriyor, gözleri doymuyor. Allah gözünüzü doyursun diyeceğim ama maalesef, bir türlü doymuyorsunuz.
Sevgili arkadaşlar, buradan şunun çok açık bir şekilde çağrısını yapalım halkımıza: Bizim kendi canımızı koruyabilmek için, canımız dâhil bütün değerlerimizi, varlıklarımızı koruyabilmek için bu tek adam rejiminden kurtulmaktan başka şansımız yok. Ancak bu iktidardan kurtularak kendimiz yeniden yaşam hakkımızı, hayatımızın iplerini ellerimize alabiliriz ve yaşanabilecek bir ülkeyi hep birlikte, dayanışmayla ve mücadeleyle kurabiliriz.
Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
120 konuşma daha · 21 Ekim 2026