İstanbul ili Çatalca ve Silivri ilçelerinde yaşanan mülkiyet sorununa ilişkin gündem dışı konuşması
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 94. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Haziran 2019 · 503 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 26 Haziran 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İstanbul ili Çatalca ve Silivri ilçelerinde yaşanan mülkiyet sorununa ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 503 kelime.
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, İstanbul). “İstanbul ili Çatalca ve Silivri ilçelerinde yaşanan mülkiyet sorununa ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 26 Haziran 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-27-2019-06-26-istanbul-ili-catalca-ve-silivri-ilcelerinde-yasanan-mulkiyet-sorununa (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=78951
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başkanın da açıklamasında belirttiği gibi, Silivri ve Çatalca ilçelerinin bazı köylerinde -şimdi mahalle oldu- ve mahallelerinde yaşanan mülkiyet sorunlarıyla ilgili konuşmak üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime, konuşmama konu olacak olan köyler, mahalleler, Silivri’nin Sayalar, Çayırdere, Danamandıra köyleri; Çatalca’nın Aydınlar, Hallaçlı, Gümüşpınar, Karamandere, Yaylacık köyleri ile yine Çatalca’nın eski Binkılıç Mahallesi, yeni Fatih ve Atatürk Mahalleleri. Burada yaşayan vatandaşlarımızın çok uzun yıllardır tapu problemi var. Türkiye’nin genelinde bir tapu ve mülkiyet problemi vardır ancak saydığım bu mahallelerdeki tapu probleminin Türkiye’nin diğer yerlerinde yaşanan problemlerden çok büyük farkı var. O nedenle, bu saydığım mahallerdeki tapu problemini çok ayrı bir düzenlemeyle çözmek gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, seçimden önce Genel Başkanımız bu köylere gitti; daha sonra bana görev verdi, ben de bu köylere gittim, Çatalca’nın köylerine, oraları dolaştım, sorunu yerinde tespit ettim.
Tarihimizde “93 Harbi” denen bir harp vardır. Rumi takvimde 1293 yılına denk gelmesi nedeniyle “93 Harbi” olarak adlandırılan 1877-1878 tarihindeki Osmanlı-Rus Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlarda büyük ölçüde toprak kaybıyla sonuçlanmıştır. Balkanlardan, özellikle de Tuna bölgesinden bugünkü Anadolu coğrafyasına, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer alan coğrafyaya büyük göçler meydana gelmiştir. Dönemin padişahı II. Abdülhamit. II. Abdülhamit o dönemde bu göçü yönetmek üzere İdare-i Umumiye-i Muhacirin Komisyonu kurmuştur. Komisyonun amacı, göç edenleri İstanbul’da karşılamak ve Anadolu coğrafyasının neresine yerleştirileceğini tespit etmek.
Başlangıçta amaç, bu iskânın geçici amaçlı olmasıdır çünkü Balkanlardaki Müslüman Türk nüfusun diğer nüfusla olan oranının değişmesini arzu etmiyor doğal olarak II. Abdülhamit. Ama şartlar izin vermiyor, daha sonra bu geçici iskân kalıcı iskâna dönüşüyor, hatta II. Abdülhamit o komisyonla yetinmeyerek Yıldız Sarayı’nda bizzat kendi başkanlığı altında Umum Muhacirin Komisyonu da kuruyor. Amaç, bu göçü iyi bir şekilde yönetmek ve bu insanları bu topraklara, bu coğrafyaya yerleştirmek ve bundan hareketle de tarımsal üretimi artırmak. Yani, bu insanlar, bir kısmı Çatalca ve Silivri’ye yerleştirilen, bir kısmı Anadolu’da Eskişehir’e yerleştirilen, Türkiye’nin muhtelif illerine yerleştirilen bu insanlar, yüz kırk bir yıldır bu topraklarda yaşıyor. Çatalca ve Silivri ilçelerinin bu köylerindeki vatandaşlarımız, atalarından, dedelerinden bu yana bu toprakları kullanıyor.
Sorunun çözümü amacıyla bir kanun çıkarıldı 2017 yılında, 7020 sayılı Kanun; 18 Mayıs 2017’ydi. Şu kürsüde Meclis Başkan Vekili olarak oturuyordum, önüme geldi, kabul edildi, bütün partilerin oylarıyla kabul edildi. Evet, ben bütün önergeleri okurum; şimdi olduğu gibi, okurum. Fakat, değerli arkadaşlar, bu önergede, kabul edilen bu önergede, yasalaşan bu maddede büyük bir eksiklik var. Neden? Diyor ki: “Değerli kardeşlerim, vatandaşlarımız, sizin sorununuzu çözeceğiz. Piyasa fiyatı neyse bu arazilerin -bu araziler değil, köy yerleşik sınırları içerisinde 7 bin metrekareye kadar olan kısmının tapusunu- size veririz rayiç bedelle, piyasadaki alım satım fiyatıyla.” Bu vatandaş alamaz ki bunu, alamaz. Başka kanunlar da var, 2/B kanunu olarak isimlendirdiğimiz ve 12’nci maddesiyle de hazineye ait tarım arazilerinin satışını düzenleyen 6292 sayılı Kanun. Bu kanunda, sözünü ettiğim maddede, hazineye ait tarım arazilerinin satışı düzenleniyor. Burada “rayiç bedel” diyerek o kanundan daha farklı bir kolaylık getirmiş olmuyorsunuz. Üstelik, oradaki düzenlemede üç yıldır o tarım arazisini kullanan vatandaşlar tapuyu alabiliyor, üç yıldır. Bu insanlar ne kadar zamandır oturuyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 26 Haziran 2019