Sezai Karakoç'un vefatına ilişkin gündem dışı konuşması
Diyarbakır Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 21. Birleşim · 5. yasama yılı · 18 Kasım 2021 · 381 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 18 Kasım 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Sezai Karakoç'un vefatına ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 381 kelime.
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Sezai Karakoç'un vefatına ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 18 Kasım 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-27-2021-11-18-sezai-karakoc-un-vefatina-iliskin-gundem-disi-konusmasi (erişim: 27 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=101289
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Önceki gün şiir semamızın çok köşeli yıldızlarından Sayın Sezai Karakoç, kendi tabiriyle, dünya sürgünü sona ererek, aramızdan ayrıldı. Vefatında kabri başında aklıma, 1983 yılında Necip Fazıl’ın vefatı nedeniyle yazdığı bir yazı geldi. Sezai Karakoç, o yazıda "Göklerin Çektiği Kartal” diye bir tabirde bulundu ve orada diyor ki: “Ey ölüm, sen ne sırlı bir güçle donanmışsın ki yalçın kayalıkların üzerinde oturan kartallar bile avın olur. Onları tuzağa düşürürsün.” Esas itibarıyla, Sezai Karakoç, şiir göğümüzün hem önemli bir sütunu hem de eğer bir kartal olarak tarif edilecekse önemli bir kartalıydı. Şöyle ki, kartal, sadece kendi avladığını yer; başkasının elinden, başkasının avladığını yemez. Sezai Karakoç, 396 nüsha olarak otuz iki yıl içerisinde yayımladığı Diriliş Dergisi’ni sadece kendi emeği ve kendi finansman gücüyle sağladı. Hiç kimseden, hiçbir şekilde, hiçbir destek, hiçbir yardım kabul etmedi. Ailesi yoktu, bütün gençliği ve bütün milleti kendi ailesi kabul etti. Yani o manada da yalnızdı kartal gibi ve yuvası da yoktu.
Dün, ben evine gittim ve Fındıkzade’deki o küçücük, mütevazı dairede, onun yıllarca “Feyze mazhar olmaz düşmeyince hâke nebat/Mütevazı olanı Rahmetirahman büyütür.” beytinin sırrıyla nasıl yaşadığını orada gözlerimle gördüm.
1933 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. Ergani ilçesi, gerek seküler tarihin gerek dinler tarihinin üzerinde mutabık kaldığı, Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen “Zülkifı” ve “Elyasa” Peygamberlerin kabirlerinin yanında, yakınında bulunan bir yerleşim yeridir. Orada doğdu ve doğduğu yere, topraklara ait “Yaz” şiirinde şöyle der:
“Kara incir ve nar,
Piran ülkesinde bir bahar,
Suyunun derin sülüklerden,
Örülmüş saçları var.”
Burada doğdu.
Sezai Karakoç bir mefkûre adamıydı, diriliş düşüncesini ve bunun sistemini kuran aynı zamanda bir mütefekkirdi. Sezai Karakoç, Türk edebiyatında, Türk şiirinde “İkinci Yeni” diye adlandırılan akımın en önemli köşe taşlarından birisiydi. Sezai Karakoç’la birlikte çok yakın arkadaşı Cemal Süreya, aslında o yolu, “İkinci Yeni” şiir akımının yolunu açtılar. Ve Cemal Süreya’nın şöyle -o kadar yakın ve onun şiirine o kadar değer veriyor ki- dediğini biliyoruz: “Sezai, bana bir mısra borç verir misin?” diyen bir şairdir. Dolayısıyla, bütün şiirleri Sezai Karakoç’un İslam medeniyet tasavvurunun esasen şiirleridir. Bütün hayatı ve bütün şiirleri ki 13 sağanak hâlinde yazmıştır şiirlerini. Şiirlerinin ilki “Gül” sağanağıdır -ilk bölümü, ilk dönem şiirleri 1951-1955 arasında- son sağanak da “Kış” sağanağıdır ve çark bir daha döner ve ondan sonra 13’üncü sağanak da “Diriliş” olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
103 konuşma daha · 18 Kasım 2021