İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 28. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının İlk Görüşmesi münasebetiyle

Mehmet Muş

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 28. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Aralık 2018 · 1.398 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Muş (AK Parti), 10 Aralık 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının İlk Görüşmesi münasebetiyle); konuşma 1.398 kelime.

Mehmet Muş (AK Parti, İstanbul). “2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının İlk Görüşmesi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mus-27-2018-12-10-2019-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2017-yili-merkezi-y (erişim: 27 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=73908

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET MUŞ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, 2019 yılı bütçesinin Genel Kurula gelme aşamasında emeği geçen Plan ve Bütçe Komisyonumuzun değerli üyelerine ve tüm emek veren bürokratlara, devlet yetkililerine, Hükûmet yetkililerine teşekkür ediyorum.

Plan ve Bütçe Komisyonumuz bütçeyi derinlemesine tartıştı, inceledi ve nihayet Genel Kurula bütçe geldi. Bildiğiniz üzere, bütçe, yeni sistemin ilk bütçesi olması sebebiyle bir farklılık arz etmekte. Bu bütçe 2002 yılından itibaren AK PARTİ iktidarlarının kesintisiz olarak getirdiği 17’nci bütçeyi oluşturmakta. Bütçe hakkının esas sahibi olan millettir. Seçilmiş hükûmetler millet adına olan, milletin ortak kasası olan bütçeyi en iyi şekilde yönetmekle sorumludur. Hükûmetler vergi ve vergi dışı yollarla adil ve düzenli bir şekilde toplumun ortak gelirini oluştururlar ve ortaya koydukları yönetim planlaması doğrultusunda verimlilik ve yerindelik ilkelerine riayet ederek toplumun ortak harcamalarını yaparlar, bu sebeple bütçe işi büyük bir sorumluluktur. Milletimiz bu noktada bütçenin adil olmasını, verimli kaynak tahsisini, gelir-gider dengesini, sürdürülebilirliğini, refah üretmesini beklemektedir. Kimler bu noktalarda daha duyarlı, daha gayretli, daha adil, daha iradeli ve daha becerikliyse milletimiz ortak kasasını, yani bütçesini onlara emanet etmektedir. Bu yönüyle bütçe bir hükûmetin en somut performans ölçütüdür.

Milletimiz AK PARTİ’nin yaptığı hizmetlerden, Türkiye’nin artan uluslararası itibarından, artan hayat kalitesinden, artan refah seviyesinden memnun kaldı ve on yedi yıl boyunca hiçbir rakibine en ufak bir şans tanımayacak şekilde AK PARTİ’yi kesintisiz iktidarda tuttu. Türkiye'nin en zayıf alanlarından biri olan, ekonomik krizlerin tetikleyici unsuru olan kamu maliyesini disipline ettik ve hem bütçe açığı noktasında hem de kamu borç yükü noktasında dünyada örnek gösterilen ülkelerden biri hâline geldik. Bu duruşumuzu şarlar ne olursa olsun devam ettirmek istiyoruz ve devam ettirmeye devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, AK PARTİ iktidarları döneminde ortalama yüzde 5,86 büyümüştür yani 2002-2017 yılları arasında. Bu, Çin’in yüzde 9,36 büyüdüğü, Hindistan’ın yüzde 7,41 büyüdüğü bir ortamda bu iki ülkeden sonra 3’üncü sırada gelmektedir. Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü 238 milyar dolardan 851 milyar dolara çıkmıştır. 3.589 olan kişi başına millî geliri 10.537 dolara yükselmiş bulunmaktadır. Bu süreçte tarımsal hasılamız 24,5 milyar dolardan 51,7 milyar dolara yani 2 katına çıkmıştır. Sanayi üretimimiz -ki bu çok önemli- 4,5 kat artarak 58,7 milyar dolardan 248 milyar dolara çıkmıştır; aslında Türkiye aynı zamanda önemli bir sanayi ülkesi. Hizmet sektörümüz ise 3,6 kat artarak 127 milyar dolardan 454 milyar dolara yükselmiştir. İhracatımız cumhuriyet tarihimizde şu an rekor bir noktaya gidiyor, 168 milyar doların yakalanacağı görülmektedir ve 2005-2017 yılları arasında ortalama büyümenin yüzde 4,3 olduğu dünya ticaretinde Türkiye ihracatını yüzde 6,6 büyütmeyi başarmıştır.

Değerli milletvekilleri, bakın, bir mukayese yaptığınızda gelmeden önce ve geldikten sonra gibi bir mukayese yaparsınız. Türkiye’nin AK PARTİ’den önceki on yıl boyunca verdiği ortalama bütçe açığı yüzde 6,5’tur. Bütçe açığı ne kadar fazlaysa o kadar fazla finansman ihtiyacı, o kadar fazla faiz ödemesi demektir. AK PARTİ iktidarlarında ise bu, ortalama yüzde 2,4’e düşmüştür. Daha az bütçe açığı demek daha az finansman maliyeti demek. Ve düşen bütçe açığıyla beraber Türkiye’nin kamu borç stoku da -az önce de söylendi- yüzde 72’den yüzde 28’e indirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, ekonomi önemli, Türkiye’nin geleceği, Türkiye’nin bekası önemli. Burada az önce hak etmediğimiz, hak etmediğimizi düşündüğümüz pek çok ithamla karşı karşıya kaldık. Burada şeffaflıktan, demokrasiden, insan haklarından, hukuktan bahsedildi; bakınız, ben de sizlere resmin diğer yüzünü göstereceğim, bu ithamların ne kadar haksız ve yersiz olduğunu anlatacağım ve bunlar ne benim sözlerim ne de bizim burada uydurduğumuz şeyler; hepsi, fotoğraflarıyla size ifade edeceğim şeyler.

Bildiğiniz üzere, Türkiye otuz dört yılı aşkın bir süredir ekonomik kalkınmasının yanında terörle mücadele etmektedir ve terör Türkiye’de ekonomik kalkınmanın önündeki en büyük engeli teşkil ediyor. Bir yandan PKK/PYD, DEAŞ, DHKP-C, diğer yandan FETÖ gibi terör örgütleriyle etkin bir mücadeleyi sürdürüyoruz. Amacımız, terörün belini kırmak ve terör olaylarını tamamen sıfıra indirmektir. Güvenlik güçlerimiz sınırlarımızın içinde ve dışında operasyonlarını başarıyla sürdürüyor. Biliyorsunuz, daha önce Suriye’nin kuzeyinde Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonlarıyla terör örgütlerinin Türkiye'ye tehdidini ortadan kaldırdık, yurt içinde de kar kış demeden terör inlerine girdik, girmeye devam ediyoruz. Terörün siyasi ayağını oluşturanlarla, belediye imkânlarını terör örgütüne seferber edenlerle, terör örgütüne insan kaynağı sağlayan hain şebekelerle hukuk devleti çerçevesinde mücadele ediyoruz. Bağımsız yargı, terörle iltisaki olanlarla ilgili yargılamalar yapıyor. Burada yargı tamamen kanunlara ve hukuka uygun bir şekilde işlemlerini gerçekleştiriyor.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde -az önce burada ilk konuşmayı yapan hatip çokça vurgu yaptı bu konulara- Demirtaş terör suçundan ötürü yargılandığı mahkemece hüküm giydi. Burada bulunan HDP milletvekilleri bu kararı eleştirerek Demirtaş’ın terörle bir iltisakının olmadığını iddia ederek, ifade özgürlüğü vurgusu yaptı.

Şimdi soruyorum: Burada açık bir çelişki yok mu? Demirtaş’ın bizzat kendisi, PKK’yı bir terör örgütü olarak görmediğini defalarca ifade etmemiş midir? O zaman, bir yandan “PKK’yı terör örgütü olarak görmüyorum.” deyip, öte yandan “Beni neden PKK yüzünden yargılıyorsunuz?” demek nasıl bir çelişkidir? Keza “Demirtaş neden PKK’yla ilgili yargılanıyor?” diye soran buradaki HDP milletvekilleri de “PKK terör örgütüdür.” diyebilmekte midir? Hangi HDP’li milletvekili bugüne kadar çıkıp da PKK terör örgütünü lanetleyebilmiştir? Hiçbiri. Hiçbiri istisnasız.

Demirtaş’ın bizzat kendisi de dağa çıkmak istediğini fakat kendisini götürecek kuryelerin yakalanması yüzünden dağa çıkamadığını ifade etmemiş midir?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep)İftiracı olma!

MEHMET MUŞ (Devamla)Kuryeler yakalandıktan sonra üzerlerinden isimler çıkıyor, babasının dükkânına gidiyorlar, bunu da kendisi gayet normal bir şeymiş gibi anlatabiliyor.

Hatırlayın, içinde HDP’lilerin de olduğu sözde Demokratik Toplum Kongresi bileşenleri -ki bu HDP’nin tek yumurta ikizidir, aralarında hiçbir fark yoktur- 27 Aralıkta öz yönetimi tarif eden bir deklarasyon yayınlamıştı. Bu, açıkça bölücü amaçlara sahip olmak değil miydi? Burada amaçlanan önce özerk yönetim, sonra yeni bir devlet kurmaktı.

Bakınız, bu deklarasyona göre oluşturulacak özerk bölgelerde güvenlik ve eğitimden sağlığa kadar her hizmetin öz yönetim meclisleri tarafından verilmesi talep ediliyordu. Sözde DTK Eş Başkanı Selma Irmak’ın Kürtçe, DTK Eş Başkanı Hatip Dicle’nin Türkçe açıkladığı 14 maddelik deklarasyonda vergi toplama ve savunma konularının özerk yönetime bırakılması isteniyordu. Bölücü deklarasyonun en tehlikeli maddelerinden bazıları şunlardır: Özerk bölge yönetiminin denetiminde yereldeki asayişin tümünü sağlayacak resmî, yerel güvenlik birimlerinin kurulması; yargı sistemi ve adalet hizmetlerinin özerk bölge modeline göre yeniden düzenlenmesi; toprak, su ve enerji kaynaklarının ekolojik çerçevede toplum yararına işletilmesi, denetlenmesi ve üretimden pay alma yetkisinin özerk bölge yönetimine verilmesi; yukarıda belirtilen hizmetlerin sunulabilmesi için yerelde bütçelemenin özerk bölge yönetimine devredilmesi.

Değerli milletvekilleri, bu maddeler ne demektir? Açıkça Türkiye’nin belli bir bölgesinde “Kendi güvenlik gücümü kuracağım, kendi vergimi toplayıp kendi yönetimimi kuracağım.” demek yani Türkiye’yi bölmek demek. Bu, suç değil mi? Bu, terör örgütünün amacı değil mi? Şimdi HDP’liler bu yüzden yargılanmıyorlar mı?

FATMA KURTULAN (Mersin)Hayır, hayır.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)Sizi iktidardan indirdikleri için yargılanıyorlar.

MEHMET MUŞ (Devamla)Bugün masum göstermeye çalıştığınız Demirtaş 27 Aralık 2015 tarihinde sözde özerkliğin ilan edildiği toplantıda aynen şunları söyledi: “Öz yönetim küçümsenemez. Katliama karşı hendekteki, barikattaki duruş ve kavrayıştır.”

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)Seçimde kaybettiğiniz için yargılanıyorlar.

MEHMET MUŞ (Devamla)“‘Bunu aklından bile geçirenleri yok edeceğim.’ diyenlere hendek, barikat çok değil. Ne yapacaklardı peki?” Hatırlayın o günleri.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)Adil bir seçimde kaybettiğiniz için yargılanıyorlar.

MEHMET MUŞ (Devamla)Türkiye’nin belli bir bölgesinde terör şebekeleri kendilerine özerk bir alan oluşturmaya çalışmışlar ve aynı dönemlerde, bakın, bu deklarasyonu yayınlamışlardır. Hiç masum değiller demek ki. Bu, ifade özgürlüğü değilmiş demek. 14 maddelik özerklik deklarasyonu ve Demirtaş’ın yaptığı bu açıklamalar açıkça Türkiye’yi bölmeye ve parçalamaya yönelik bir faaliyetti.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)Demokrasi talepleriydi, demokrasi. Sen demokrasiyi tehdit olarak algılıyorsun.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul)Kuzey İrlanda’yı hiç okumadın mı?

MEHMET MUŞ (Devamla)PKK’nın siyasi amaçlarının tezahürü niteliğindeydi bunlar. Gerek AB mevzuatı ve gerek AİHM kararları, gerek Venedik Komisyonu kararları şiddeti ve terörü övmenin, desteklemenin ifade özgürlüğü kapsamında olmadığını vurgularken kalkıp burada ifade özgürlüğü kapsamındaymış gibi lanse etmek fevkalade yanlış olur. Terörist kurşun sıkıp bomba atarken ona o bombayı ve kurşunu tedarik eden bir yapı vardır. İşte o yapıyla iş birliği yapanlar, o bombayı atan teröristle eş değerdir. Yani katile silah verip “Bu kurşunu sık.” diyenler de katildir, bunu unutmayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep)Onu siz yapıyorsunuz, siz! Onu siz yapıyorsunuz!

ALİ KENANOĞLU (İstanbul)Tırlarla giden silahlar nereye gitti?

MEHMET MUŞ (Devamla)Burada bir konuya daha değinmek istiyorum. Az önce HDP adına konuşan Sezai Temelli doğu ve güneydoğu illerimize yapılan barajların neden yapıldığını sorgulamıştır. Buradan soruyorum: Bölgedeki vatandaşlarımıza yaptığımız barajlar sizi niye rahatsız ediyor?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep)Suyu olmayan barajdan bahsetti, su görmeyen barajdan!

ALİ KENANOĞLU (İstanbul)“Suyu olmayan baraj” dedi Sezai Temelli.

MEHMET MUŞ (Devamla)Bu Hükûmete bütçe görüşmelerinde “Neden vatandaşa hizmet ediyorsunuz?” diye suçlama yöneltmek, nasıl bir sakat anlayışın tezahürüdür?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 10 Aralık 2018

35 konuşmanın tamamı →