İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · SALI

Kamu finansmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı

Müslim Sarı

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 86. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Nisan 2013 · 563 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Müslim Sarı (CHP), 2 Nisan 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU FİNANSMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI); konuşma 563 kelime.

Müslim Sarı (CHP, İstanbul). “Kamu finansmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 2 Nisan 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muslim-sari-24-2013-04-02-kamu-finansmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-ile-ba-2 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=23595

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MÜSLİM SARI (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4’üncü maddeyle ilgili söz almış bulunuyorum.

Öncelikle bir genel tespiti yapmak isterim. 2001 krizinden sonra Türkiye’de bir mali istikrar söz konusuysa, özellikle kamu maliyesinde önemli ilerlemeler sağlandıysa bunun en önemli nedenlerinden birisi hiç kuşkusuz ki 4749 sayılı Yasa’dır. Bu yasa, özellikle hazine garantileri açısından ve koşullu yükümlülükler açısından, 2001 krizinde yaşadığımız ağır travmalardan sonra bir düzenleme getirmeyi düşünmüştür. Hazine garantilerine sınırlar konmuştur, kamu maliyesinde faiz dışı fazla politikaları uygulanmıştır, bu anlamda ciddi kazanımlar elde edilmiştir. Ancak, son zamanlarda peşi sıra önümüze gelen birtakım yasalara baktığımız zaman, kamuda yeniden bir koşullu yükümlülük alanının açılabileceğine ilişkin kaygılar muhalefette belirginleşmiştir. Biz bunu, bütün bu yasalar ardı sıra buraya getirildiğinde muhalefet sorumluluğu içerisinde anlatmaya çalıştık. Her ne kadar hazine garantilerine birtakım limitler konulduysa da ve bu limitler de yılı bütçelerinde, ilgili bütçe kanunlarında yer alıyor olsa da özellikle orta ve uzun vadede gerçekleştiğinde Türkiye'yi ciddi anlamda bir riske sokabilecek hazine taahhütlerinin önümüze birtakım yasalarla, çok hızlı bir biçimde, son bir yılda getirildiğini görüyoruz.

Şöyle süreçlerle karşı karşıya kalabiliriz, Hükûmet bize çıkıp diyebilir ki: “Hükûmet olarak ben yılı bütçesine burada hazine garantilerine ilişkin bir sınır koyuyorum ama bir sonraki yıl geldiğinde bu sınırı -örneğin yüzde 300- artırıyorum.” Bunu artırabilir Hükûmet ve artırma konusunda da herhangi bir engelleyici hüküm söz konusu değil. Dolayısıyla, bütçelerde görünmeyen, borç stoklarında görünmeyen, orta ve uzun vadede Hazine Müsteşarlığını ve kamu maliyesini ciddi anlamda sıkıntıya sokacak koşullu yükümlülükler alanının son birkaç tane yasayla açıldığını görüyoruz.

Şimdi, bu yasanın, bu tasarının bu maddesiyle getirilmek istenen şey şudur: Yerel yönetimler tahvil ihraç edeceklerse eğer ve bu ihracata Hazine Müsteşarlığı garantör olacaksa eğer, onların bütçelerinde bu garantileri karşısında elde edilecek geri ödemeler için Hazine Müsteşarlığı nezdinde ya da ilgili banka nezdinde bir geri ödeme hesabı açılsın ve bu geri ödeme hesabında bu hesaplar takip edilsin. Şimdi, bu açıdan bakıldığında son derece masumane görünüyor olabilir ancak geçmiş dönemlerde peşi sıra gelen yasalarla birlikte değerlendirdiğimizde, orta ve uzun vadede yerel yönetimlerin birtakım projeler için tahvil ihraçlarına çıkabilecekleri ve bu tahvil ihraçları karşılığında da Hazine Müsteşarlığının birtakım garantiler verebileceği, birtakım taahhütler altına girebileceği izlenimi oluşmaktadır bizde. Özellikle bu yasanın bu hükmüyle daha önce tanımlanmamış, 4749 sayılı Yasa’da tanımlanmamış bir olanağın tanımlanıyor oluşuyla böyle bir durumun teşvik edilebileceğine ilişkin birtakım kaygılar var. Bu anlamda doğru değildir.

Buradan, kayıtlara geçmesi açısından, yine muhalefet bilinci ve sorumluluğu içerisinde uyarıyoruz: Özellikle yerel yönetimlerin tahvil ihraçlarına bir mekanizma açılmasıyla, özellikle hazinenin garantör olmasıyla orta ve uzun vadede 2001 yılından beri kamu maliyesinde elde edilen kazanımlar ciddi şekilde örselenebilir. Biliyorsunuz, daha önce, buraya, yap-kirala-devret projeleri çerçevesinde özellikle -Sağlık Bakanlığının- şehir hastaneleri yapılması konusunda bir yasa da getirilmişti, aynı kaygılarımızı orada da söylemiştik ve hazinenin 30 milyara ulaşan nitelikte, kamu-özel sektörün yapacağı birtakım borçlanmalara ya da yatırımlara garantör olma potansiyeliyle karşı karşıya bırakıldığını söylemiştik. Burada da benzer bir uygulama var. Plan ve Bütçe Komisyonunda yapmış olduğumuz görüşmelerde bunun aslında mali disipline doğru atılmış bir adım olduğu her ne kadar söylenmiş olsa da, dolayısıyla 4749 sayılı Yasa’da böyle bir tanımlama yokken tasarının bu maddesinin sadece böyle bir tanımlama getiriyor olduğu söylenmiş olsa da biz bu konudaki kaygılarımızı saklı tutmak istiyoruz. Özellikle yerel yönetimlerin tahvil ihraçlarına hazine garantisinin veriliyor oluşunu ya da böyle bir intibanın oluşturuluyor oluşunu Türkiye’de mali disiplin açısından tehlikeli buluyoruz. Dolayısıyla, bu hükmün buradan çıkarılması gerektiğini söylüyoruz ve bu kaygılarımızın kayıtlara geçmesi açısından bunu önemsediğimizi söylüyoruz, iktidar partisinden de önerimize destek bekliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 2 Nisan 2013

57 konuşmanın tamamı →