Bdp grubunun, cezaevlerindeki ağır hasta mahkûmların durumlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilen (10/548) esas numaralı meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin görüşmelerinin, genel kurulun 8 mayıs 2013 çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 101. Birleşim · 3. yasama yılı · 8 Mayıs 2013 · 889 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nurettin Demir (CHP), 8 Mayıs 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BDP GRUBUNUN, CEZAEVLERİNDEKİ AĞIR HASTA MAHKÛMLARIN DURUMLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA VERİLEN (10/548) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGENİN GÖRÜŞMELERİNİN, GENEL KURULUN 8 MAYIS 2013 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN); konuşma 889 kelime.
Nurettin Demir (CHP, Muğla). “Bdp grubunun, cezaevlerindeki ağır hasta mahkûmların durumlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilen (10/548) esas numaralı meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin görüşmelerinin, genel kurulun 8 mayıs 2013 çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-demir-24-2013-05-08-bdp-grubunun-cezaevlerindeki-agir-hasta-mahkumlarin-durumlarinin-aras (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=17833
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)NURETTİN DEMİR (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP’nin cezaevlerinde ağır hasta durumda bulunan mahkûmların hastalık durumlarının ve derecelerinin göz önünde bulundurularak durumlarının tespiti ve salıverilmelerinin önündeki engellerin kaldırılması amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, gerçekten çok yerinde bir araştırma önergesi. Bu nedenle, ben, bu önergenin mutlaka milletvekillerimiz ve Meclis tarafından değerlendirileceğine inanıyorum.
Tabii, sözüme başlamadan önce, daha önceki Milletvekilimiz, Muğla Milletvekili İbrahim Yazıcı’nın özellikle bölgemizde, Bursa’da ve Bursaspor’a yapmış olduğu büyük katkılar nedeniyle kendisine ve ailesine teşekkür ediyorum, rahmetle anıyorum, mekânı cennet olsun. Genç yaşta kaybettiğimiz bu değerli kardeşimizin, milletvekilimizin ailesine sabırlar diliyorum.
Değerli milletvekilleri, özellikle 1 Mayısta ülkemizin yaşamış olduğu sıkıntılar, ülkemize karşı giydirilen bu ayıbın nedeni olan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını kınıyorum. Başbakan, İçişleri Bakanı ve özellikle Valinin orantısız güç kullanarak kendi insanlarına bu kadar hunharca işkence etmesini de burada bir kez daha kınamakta sakınca görmüyorum.
Sevgili dostlar, tabii ki işler çok yoğun, çok yoğun bir şekilde gündemleri takip ediyorsunuz ama ülkemizde de gerçekten çok ilginç olaylar oluyor. İzmir’de bir mahkeme süreci yaşanıyor şu anda, fuhuş ve askerî casusluk olayı. Öyle ilginç bir dava ki gerçekten yakinen izlemenizi ve ibret almanızı öneririm. Sevgili dostlar, sanal bir suç işlenmiş ve sanal bir dava görülüyor. Ülkenin kaynaklarının, ülkenin imkânlarının bu şekilde hoyratça harcanması gerçekten üzüntü verici bir olay ve bir koordinatör düşünün ki 375 kişilik bir davada koordinatör hiç kimseyi tanımıyor. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar?
Özellikle, iki yıldır Meclisten uzak kalan başta Milletvekilimiz Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve diğer milletvekillerimizin, Meclisimizin dört yıllık süresinin yarısının bittiği bir süreçte, bir an önce özgürlüklerine kavuşması, Meclise gelip yasal görevlerini yapması en büyük dileğimdir. İktidarın artık timsah gözyaşlarını dökmekten uzaklaşarak bu konuya da hep birlikte çözmeliyiz. Ben, gerçekten bunun utancını çok fazlasıyla yaşıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisinin Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu üyeleri olarak Malatya Milletvekilimiz Veli Ağbaba, Manisa Milletvekilimiz Özgür Özel ile birlikte bugüne kadar 50 cezaevi kampüsü olmak üzere yaklaşık 110’a yakın cezaevi ziyareti gerçekleştirdik ve bin dolayında da mahkûmla görüştük, gördük ve bunun sonucunda bir rapor hazırladık. Eğer bu raporu okursanız Türkiye'nin cezaevlerindeki yaşanan olayları çok yakinen göreceğinizi, mutlaka -vicdani olarak- büyük bir vicdan muhasebesini yapacağınızı düşünüyorum. Hasta mahkûmların raporunu mutlaka okumanızı öneririm.
Adalet ve Kalkınma Partisi, sağlık çalışanları başta olmak üzere, tüm çalışanların görev yerleri, nöbetleri ve çalıştığı birimleri sendikal, din, dil, ırk, siyasi parti gibi tercihlerine göre belirlerken, yandaşlarını kayırırken biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ziyaretlerimizde kimseyi ayırmadık, hiçbir ayrımcılık yapmadan herkesi ziyaret ettik, herkesin sorunlarını dile getirmeye çalıştık. Bizim tek önceliğimiz insandır, mahkûmlar da insandır, dolayısıyla mahkûmların insan hakları bizim için öncelikli gelir.
Geçen hafta, Tekirdağ Cezaevinde açlık grevindeki tutuklu ve mahkûmları ziyaret ettik. Tam otuz altı gün açlık grevi çektikten sonra nihayet Hükûmet konuya eğildi ve dokuz istekten bir kısmının giderilmesi konusunda adımlar attı.
Milletvekili arkadaşlarım Süleyman Çelebi, Özgür Özel ve Veli Ağbaba’yla birlikte gittiğimiz Tekirdağ’da ilginç bir şey yaşadık sevgili dostlar. Süleyman Çelebi kardeşimiz içeri girerken, çubuk vardı, ayağında platin vardı, ötüyordu. Mecburen kontrol edildi. İlginçtir, içeriye girip sorduğumuzda, bir vatandaşın ayağında platin olduğu için her çıkışında, hücresinden çıkışta çıplak arama yapılıyor. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Yani, böyle bir gaddarlık, bu kadar, böyle bir zulüm olur mu? Milletvekilimiz de tabii ki doğal olarak orada, yönetmelik gereği olarak kontrolden geçti. Tabii ki çıplak arama olarak değil ama cihazdan tekrar tekrar kontrol olmak durumunda kaldı.
İnsan hakları açısından cezaevinde yatan kişilere uygulanması gereken tek ceza, seyahat ve özgürce yer değiştirme haklarının kısıtlanmasıdır, diğer tüm gereksinimleri eşit, yeterli ve gerektiği gibi karşılanmalıdır. Ancak on iki yıldan beri ülkeyi yöneten AKP, cezaevlerini işkence evlerine çevirmiştir maalesef. Hasta ve tutuklu haklarında tıbbi etik de yok sayılarak Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı arasında keyfî bir şekilde düzenlenen üçlü protokol, bugüne kadar sağlık hakkının engellenmesine yol açan bir dizi olumsuzluğun kaynağı oldu ve olmaya devam etmektedir.
Meclis tarihinde bir ilke imza atarak, Cumhuriyet Halk Partisinin Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu olarak hazırladığımız Hasta Mahpus Raporu’yla cezaevlerindeki içler acısı durumu ortaya koyduk. Tutuklu ve hükümlü sayısı Kilis, Tunceli, Ardahan, Bayburt’un nüfusundan fazladır. 2000-2011 yılları arasında hapishanelerde 2.024 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu mahpuslardan bin’e yakını yeterli sağlık hizmeti alamadığı için hayatını kaybetmiştir. Peki, insanların kendi evinde, kendi sevdikleriyle, onların ellerine tutunarak ölme hakkı yok mudur? Nedir bu kadar insan haklarına aykırı tutumumuz? Aynı yıllar içinde intihar eden mahpus sayısı 432’dir. Cezaevlerinde gerçekleşen ölüm sayısı 2012 yılı itibarıyla 73’tür. Bu rakamlar cezaevi gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Cezaevleri hastalık üreten mekânlar hâline gelmiştir. Fiziki durum… Sular akmıyor arkadaşlar, su… Yani, bizim ülkemizde su mu yok? Gittiğimiz cezaevinde maalesef çeşmeler kopuk. Bir hafta hatta, haftada iki kere su geliyor, o da ancak belki ihtiyacını görüyor. Suyun olmadığı yerde hastalık olmaz mı? Yani, suyu niye insanlardan esirgiyoruz, su bir işkence nedeni midir? Hastaların yüzde 54’ünden fazlası 1’den fazla hastalığa sahiptir. Sindirim sistemi hastalıkları, kalp hastalıkları, kanser ve her 4 mahpustan 3’ünün gözleri rahatsızdır. Kimi hastalar sedyeye kelepçeli şekilde ameliyat edilirken kimilerine denetsiz şekilde kanser yapan ilaçlar veriliyor.
Özellikle Mete Diş, testis kanseri sevgili arkadaşlar, doksan gün oldu, bir buçuk aydır adli tıptan rapor bekliyor. Adli tıp neyi bekliyor, neyi inceler ben de bilmiyorum. Ben doktorum, bir buçuk ay niye bekler arkadaşlar? Bu kadar siyasi, bu kadar yandaş bir kurum olabilir mi ki? Artık bu kurumun mutlaka bir düzeltilmesi gerekiyor.
Ben özellikle bu hapishanelerdeki sorunların giderilmesi için hasta, tutuklu ve mahkûmlarla ilgili ayrı yapılanmaya gidilmelidir diyor, saygılar sunuyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 8 Mayıs 2013