İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 68. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Grup Başkan Vekillerinin konuşma sürelerine, Genel Kurulun 10 Mart Salı günkü gündemine, çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik kanun tekliflerine, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin yemek meselesi yüzünden gündem yapılmasına ilişkin açıklaması

Özlem Zengin

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 68. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Mart 2026 · 1.245 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Özlem Zengin (AK Parti), 5 Mart 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Grup Başkan Vekillerinin konuşma sürelerine, Genel Kurulun 10 Mart Salı günkü gündemine, çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik kanun tekliflerine, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin yemek meselesi yüzünden gündem yapılmasına ilişkin açıklaması); konuşma 1.245 kelime.

Özlem Zengin (AK Parti, İstanbul). “Grup Başkan Vekillerinin konuşma sürelerine, Genel Kurulun 10 Mart Salı günkü gündemine, çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik kanun tekliflerine, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin yemek meselesi yüzünden gündem yapılmasına ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 5 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozlem-zengin-2026-03-05-grup-baskan-vekillerinin-konusma-surelerine-genel-kurulun-10-mart-sal (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=142942

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Ali Mahir Bey, merak etmeyin, size daha çok şimdi yer ayıracağım; gelecek şimdi, şimdi geleceğim ben size.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin)Tamam, bekliyorum.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Değerli arkadaşlarım, dün konuştuğumuz üzere, haftaya, 10 Mart Salı günü, Sayın Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ve Millî Savunma Bakanımız Sayın Yaşar Güler Genel Kurulda olacaklar ve Genel Kurulda sunuşları olacak son dönemde yaşanan, dünyada yaşanan bu saldırılarla ilgili olarak. Tüm siyasi partilerin de bu konularla ilgili konuşmaları olacak. Bunu bir kez daha buradan kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Bir diğer önemli konu... Tabii, pek çok iyi işler yapılıyor ve önemli konular var fakat bunlar gündem içerisinde zaman zaman kayboluyor. Bunlardan bir tanesi dijital çağda çocuk olmak. Çocuklarımız çok büyük bir tehlike altında ve maalesef, bu tehlikenin en önemli sorumlularını anne babalar oluşturuyor. Anne babalar maalesef sorumsuzca çocuklarının görüntülerini, onların yaptıkları her bir hareketi paylaşıyorlar ve bu, ileriye dönük olarak onların mahremiyetine çok önemli bir zarar veriyor. Hatta zaman zaman sadece anne babalar değil bazen hekimler, doktorlar, bazen öğretmenler hatta antrenörler ergen olmayan çocuklarımızın bu görüntülerini paylaşarak onların görüntülerinin kötü niyetli insanlar tarafından kullanılmasına maalesef sebebiyet veriyorlar. Ben, buradan, bir dikkat anlamında bu konunun, çocuklarımızın mahremiyetinin bize emanet olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu konuyla ilgili olarak bu hafta Meclise önemli bir kanun teklifi verdik, belki tam bire bir aynısı değil ama bu konunun devamı niteliğinde. O da 15 yaşını doldurmamış çocuklarımıza artık sosyal ağ sağlayıcıları hizmet sunamayacaklar ve bu hizmetin sunulması konusunda muhakkak yaş doğrulaması yapılacak. Aynı şeyi oyunların kullanımıyla, onların oyunlara erişimiyle alakalı olarak da bir süre sonra bu kanun maddesini çalışırken de daha detaylı dile getireceğiz. Bu konunun, çocuklarımızın dijital dünyada korunmasının fevkalade önemli bir konu olduğunu hatta Türkiye'nin ve dünyanın geleceği için en önemli konulardan bir tanesi olduğunu vurgulamak istiyorum.

Şimdi, gelelim Ali Mahir Bey'le dün yaptığımız konuşmadan yola çıkarak kamuoyunda oluşan şu tartışma başlıklarına. Kendisi biraz evvel de gösterdi, yine bir gazete kupürü... Çok kötücül bir medyayla karşı karşıyayız. Biz Genel Kurulda birbirimizle tartışırız ama arkadaş olarak da iyi anlaşırız. Kendi aramızda bir sorun var mı? Yok, hiç kimseyle yok; Ali Mahir Bey'le de bizim Genel Kurulun içinde de arkasında da hukukumuz var, hiçbir sorun yaşamıyoruz. Burada yaptığımız konuşmalarda da ben önemli şeyleri samimiyetle konuştuğumuzu düşünüyorum fakat akşam televizyonunuzu açıyorsunuz, sabah televizyonunuzu açıyorsunuz, yanınızda oturan arkadaşınızın tebessümü dâhil olmak üzere korkunç kötücül bir kampanya yapılıyor. Bunu ben Sayın Ali Mahir'in paylaşarak, paslaşarak yaptığını düşünmüyorum, böyle kötücül bir tavır içinde olmadığına hatta eminim yani fakat bu kötülüğü bize niye yapıyorsunuz? Bu "havuz medyası" denen medya, sizin havuzunuz neden bu kötülüğü yapıyor; bunu anlamakta zorlanıyorum.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin)Bizim havuzumuz yok Sayın Başkanım.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Var, var; bayağı bir havuzunuz var.

Şimdi, şuraya bağlayacağım: Bu hafta grupta Sayın Özgür Özel dedi ki: "Vallahi, tallahi, ben Meclis Başkanının iftarına gelecektim, şöyle bir hadise olmasaydı gelecektim, yuvarlak bir masa olacakmış, o masaya gelip oturacaktım." Şimdi, kendisi masaya gelip oturmuş olsaydı bu yemekle ilgili bir tartışma olmayacaktı, yemek konusunu... Bakıyorsunuz, dün Meclis Başkanımız bir STK iftarı vermiş, Sayın Murat Emir yani Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili orada oturuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Menüye de baktım, menünün tamamını okumayacağım yani orada da kendisi patatesli bir bonfile yemiş olmalı, menüde var yani.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin)Murat Emir mi yemiş?

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Murat Emir, evet.

Şimdi, şöyle bir şey oluyor: Kendi oturduğunuz sofraya gelip yemeği yerseniz hesap ödemek niyetiniz de yok yani oturduğunuz sofrada yemeği yiyorsunuz ama hesapla ilgili bir meseleniz yok, hasbelkader gelmezseniz o zaman hesap bize kalıyor ne hikmetse. Mesela, o gün davetli olan pek çok arkadaşımız var, DEM Grubundan arkadaşlarımız var, MHP'den arkadaşlarımız var, bir tane milletvekili olan, genel başkanı olan, bir sürü siyasi partiden arkadaşımız, milletvekilleri o masada oturuyorlar ama ne hikmetse bunun faturası tuhaf bir şekilde bize kalıyor ve Meclise kalıyor; bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisine kalıyor. Bugün, ben açtım, şuna baktım, rica ettim, rakamları çıkardım: Türkiye Büyük Millet Meclisinde her gün 600 çalışan arkadaşımız yemek yiyor, tabildot olarak 600'e yakın insan yemek yiyor; farklı restoranlar var, onlarda 2 bine yakın insan yemek yiyor. Geliyoruz, şu Genel Kurulun içerisinde bulunduğu ana binadaki restoranlarda da en iyi ihtimalle günde 7.500 kişi, en çok olduğu zaman ocak ayında da 11 bin kişi yemek yemiş, 11 bin. Burada 11 bin milletvekili mi var? Bakın, söylüyorum, günlük... Milletvekili sayımız 600, bütçeyi saymazsak hiç 600'ü yan yana görmedim. 11 bin insan hatta 11.120 kişi yemek yemiş. Bunu yiyenler Anadolu'dan gelen insanlar, misafirler. İşte, Mustafa Bey dedi, "Bu hafta bir seferde 100 arkadaşımızın, 100 muhtarımızın yemeğini ikram ettik." dedi. İnsanlarımız zannediyor ki bu yemekler Meclisin bütçesinden çıkıyor zannediyor. Hayır, bu yenilen yemeklerin bedelini milletvekilleri, sizler, bizler ödüyoruz ve artık, şu Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu yemek meselesi yüzünden aşağılanmasından bir vazgeçebilir miyiz lütfen yani hakikaten olacak şey değil, hakikaten olacak şey değil. Eğer bir önemi, bir anlamı varsa bakın, Sayın Başkanımız, kendisi de oruç, dün akşam biz burada çalıştığımız için Genel Kurulun Meclis Başkan Vekillerine ayırdığı alanda biz beraber iftar yapıyoruz arka tarafta -kendisinin menüsünü söylemeyeceğim- hep beraber oturduk, bizim 2 AK PARTİ'li arkadaşımız vardı, diğer bütün arkadaşlarımız CHP'den, DEM'den arkadaşlarımızdı, hep beraber iftar yaptık. Biz bunları burada açıklayacak mıyız o oldu, bu oldu diye. "En azını yeriz." diye ifade ediyoruz, en azı da geleneksel bir ifadedir, peynir-ekmek, simit-ekmek; bunu söylediğimizde bu da haber oluyor. Suyla açarız diyeceğim şimdi "A, vatandaş su bulamıyor." diyecekler; bak, şimdi de onu söyleyecekler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TUBA VURAL ÇOKAL (Antalya)Sular da yok ama...

YAVUZ AYDIN (Trabzon)Ya, memleketin sorunu bu mu ya!

BAŞKANBuyurun lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Hoş, Ankara'da su da yok ama...

Değerli Başkanım, şimdi şunu söyleyeceğim: Eğer bu meseleye bir ;ortak çözüm bulamayacaksak benim önerim şudur... Ben grubumla henüz müzakere etmedim, Meclis Başkanımızla da konuşmadım ama benim şahsi önerimdir, sürekli de madem bu konunun göbeğindeyiz, soyadım da "Zengin" olduğu için. Sonuç olarak bizim yapmamız gereken şey, eğer bir meseleyse bu, Mecliste çalışan arkadaşlarımız dışında bu Mecliste yemek ikramı yapmayalım, çıkmasın, restoranları da hiç kullanmayalım yani restoranları da gerekiyorsa kapatalım.

YAVUZ AYDIN (Trabzon)Memleketin meselesi bu mu Allah aşkına ya!

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Bir saniye, lütfen...

Eğer buysa mesele, daha önce...

YAVUZ AYDIN (Trabzon)Tamam da yani bütün milletin, dünyanın, Orta Doğu'nun meselesi bu mu Allah aşkına!

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Bağırmayınız.

Daha önce zaten Mecliste...

YAVUZ AYDIN (Trabzon)Kaç dakikadır yemek konuşuyorsunuz ya!

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Bağırmayınız. Ben soruyorum, bakın, soru soruyorum burada; her zaman Cumhuriyet Halk Partisi, DEM soru sormayacak, ben de sorabilirim. Sonuç olarak bu önemli bir konu.

YAVUZ AYDIN (Trabzon)Ayıp ya!

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Sayın Vekilim, siz önemsemiyorsanız dinlemeyiniz, bana da laf atmayınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

BÜLENT KAYA (İstanbul)Sosyal medyadan cevap verirsiniz.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Dön dolaş eğer bu Mecliste milletvekilleri bu yemek meselesi yüzünden suçlanıyorsa bu bir meseledir ve bu mesele artık katiyetle bitmelidir. Bunun çözümü hepten kaldırmaksa hepten kaldıralım ama milletvekillerini artık bu yemek üzerinden tahkir etmekten...

YAVUZ AYDIN (Trabzon)Siz söyleyince mi bitiyor yani? Siz mi noktayı koyacaksınız? Böyle bir şey var mı?

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Size ne oluyor, anlamadım arkadaşım.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep)Sana ne oluyor kardeş ya! Senin zoruna mı gitti?

YAVUZ AYDIN (Trabzon)Memleketin meselesi bu mu? Memleketin meselesi yemek mi, iftar mı; ne bu yani?

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul)Nedir mesele? Niye laf atıyorsunuz?

Grup Başkan Vekiliniz burada. Gelin, Grup Başkan Vekilinize söyleyin, neyinden rahatsızsınız. Size mi söyleyeceğim?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

103 konuşma daha · 5 Mart 2026

Günün kaydı →
103 konuşmanın tamamı →