İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 8. BİRLEŞİM · SALI

Genel Kurul · Açıklamalar

Rahmi Aşkın Türeli

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 8. Birleşim · 5. yasama yılı · 20 Ekim 2026 · 1.224 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Rahmi Aşkın Türeli (CHP), 20 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 1.224 kelime.

Rahmi Aşkın Türeli (CHP, İzmir). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-askin-tureli-2026-10-20-aciklamalar (erişim: 20 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149078

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

19 Ekim günü, dün Muhtarlar Günü'ydü. Kamu yönetim sistemimizin vazgeçilmez bir unsuru olan, seçimle gelen, yaşadığı bölgenin sorunlarını yakından bilen ve sorunların çözülmesi için vatandaşlar ile devlet arasında mekik dokuyan tüm muhtarlarımızın Muhtarlar Günü kutlu olsun.

Tabii, ülkemizde her gün bir sıkıntıyla, bir felaketle karşılaşıyoruz. Bunların belki bir kısmı kaçınılmaz, altında doğal birtakım etkenler var, en son İstanbul ve Gebze'de yaşanan sel felaketi gibi ama esas bu sorunları ortaya çıkaran şey sadece bu doğa olayları değil bunlara ilişkin gerekli tedbirlerin alınmamış olması. Her felaket sonrasında bir kısım nutukların atılması ama ortada ciddi biçimde alınan bir politik perspektifin olmaması, gerekli tedbirlerin alınmaması, gerekli kaynakların bu alanlara aktarılmaması. Şimdi, burada da önce şunu söylemek isterim: İstanbul ve Gebze'de yaşanan sel felaketinde hayatını kaybeden 10 vatandaşımıza -sayı 10'a çıktı- Allah'tan rahmet, ailelerine ve sevenlerine sabır diliyorum, başsağlığı diliyorum.

İklim krizi var elbette, biz bunu biliyoruz, sonuç itibarıyla çok yüksek bir yağış oldu baktığınız zaman buralarda ama bu sadece iklim krizine bağlanan bir şey değil, bu riski var olan iklim krizine, can kaybına dönüştüren bilimi, aklı ve mühendisliği yok sayan, rant odaklı çarpık kentleşme anlayışıdır. Kentlerimizdeki betonlaşmadan yağmur suyu toprağa sızamıyor, dakikalar içinde sokaklarda sele dönüşüyor. Bu suyu taşıması gereken altyapı yetersiz. Eski mahallelerde yağmur suyu ve atık su hâlâ aynı borudan akıyor. Yağış bastırdığında rögarlar taşıyor, alt geçitler göle dönüyor. Suyun doğal yolu olan dereler ise yıllardır imara açılıyor. Beton kanallara hapsedilen dereler yoğun yağışta yatağına sığmıyor. Plansız yol kazıları, özensiz asfalt çalışmaları suyu ızgaralara değil, evlere yönlendiriyor ve bunun bedelini en ağır biçimde yol seviyesinin altındaki bodrum katlarında, dere yataklarında yaşayan vatandaşlarımız ödüyor. Yağmur yağıyor, sele dönüşüyor; sokaktaki bir aydınlatma direği, bir elektrik panosu sel suyunda ölümcül hâle geliyor. İnsan hayatı bu kadar ucuz değil. Temel sorun, bu konuda yapılması gerekenlerin yıllardır yapılmamış olmasıdır.

Bu anlamda alınması gereken tedbirler çok ama öncelikle şunu söylemek isterim ki kentlerimizin altyapısı iklim krizine göre yeniden planlanmalıdır. Yağmur suyu hatları geçmişin değil, geleceğin yağışlarına göre tasarlanmalı, erken uyarı sistemleri kurulmalı, pompa istasyonları ani yağışlarda otomatik olarak devreye girmelidir. Bunlar alınması gereken teknik tedbirler ama aynı zamanda da kente ilişkin bu planlama süreçleri bilime ve meslek odalarına, onların fikirlerine ve denetimine açılmalıdır. İstanbul ve diğer büyük kentlerimiz için güncel bir taşkın ve yağmur suyu master planı hazırlanmalıdır. Sonuç itibarıyla, bunlar elbette doğal krizlerdir ama bunları oturup da bir felakete çeviren, döndüren de işte bu vurdumduymaz, sorunları masanın altına iten, halının altına iten yaklaşımdır.

Şimdi -bu hafta- sanıyorum bugün görüşmeye başlayacağız bu fon krizini. Biz artık ona "fon krizi" demiyoruz "fon soygunu" diyoruz çünkü bu baktığımız zaman, şu ana kadar sermaye piyasalarında yapılan en büyük soygundur. 1981 yılında kanunu çıktı, Sermaye Piyasası Kanunu ve 1982 yılında Sermaye Piyasası Kurulu kuruldu. Büyük iddialarla kuruldu; sadece bankacılık sistemi değil, tasarrufları yatırıma dönüştürmek için bir sermaye piyasasının kurulması, bunun altında bir borsanın oluşturulması alım satımın yapılacağı... Nitekim, 1985 yılında o zamanki adıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası da kuruldu, böyle bir yapıydı ve kurulduğu zaman ilk başkanı benim Mülkiyede hocam olan Profesör Doktor İsmail Türk'tü. Müthiş bir iddiayla kuruldu. Hatta o dönemde üniversitelerden, bizden mezun olan arkadaşlarımızın hepsi sermaye piyasasında çalışmak istedi ama gördük ki yıllar itibarıyla Türkiye'nin diğer kurumlarında olduğu gibi, Sermaye Piyasası Kurulu ve sermaye piyasasını düzenleyen diğer temel kurumlarda da müthiş bir tahribat olmuş. Bu, bir kurumsal çöküş, bu, liyakatsizliğin açık ve somut göstergesi.

Ne dedik? Madem ortada bu kadar büyük bir soygun var ve vatandaşların çok ciddi bir mağduriyeti var yani ortada 455.758 kişi ama esas itibarıyla bundan etkilenen insan sayısı çok, milyonların üzerinde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir)Gelin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir Meclis araştırması komisyonu kuralım, bütün siyasi partiler bir araya gelelim, bu konuyu enine boyuna inceleyelim; niye böyle oldu, neden böyle oldu; yapılması gereken müdahaleler, gözetleme ve denetim faaliyetleri neden yapılmadı; bunda kimin sorumluluğu var? O sorumluluğu olan bütün o kurumların yöneticileri gelsin Meclis araştırması komisyonuna bilgi versin ve onun sonucunda hem sadece bu olayı değil, bundan sonra da bir daha böyle bir olayın ortaya çıkmasını engelleyelim. Ama nitekim yapılmadı, önce bir genel görüşme önergesi oldu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı geldi, arkasından da -ki bütün muhalefet partileri olarak bu konuda önergeleri verdik, Meclis araştırması komisyonu kurulması önergesini- ondan sonra da bir kanun teklifi geldi geçen hafta, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüldü, şimdi de, bugün de Genel Kurulda görüşülecek.

Şimdi, bir kere şunu açık ve net söyleyelim: Bu kanun hiçbir sorunu çözmez. Neden? Bir, özel bir düzenleme yapıldı, sadece bu fon soygunlarına ilişkin. Hâlbuki kanunlar genel ve soyut olmalı, genel bir düzenleme yapılmalıydı ve bundan sonra, bir daha bu tip bir soygunun ortaya çıkmaması için gerekli ortam, gerekli altyapı ve üstyapı oluşturulmalıydı.

İki, parçalı bir yapı getiriliyor. Birçok kuruluş var, SPK, BDDK, TMSF, Yatırımcı Tazmin Merkezi, İş Bankası, Ziraat Bankası; bu kadar parçalı bir yapıyla başarı sağlamak mümkün değil.

Üç, SPK'ye aşırı bir iş gücü ve aşırı yetkiler verilmiş. SPK bu sorunu çözemez. Çözecek olsaydı zaten dokuz ay, on ay beklemez bu sorun, bu soygun olmazdı. SPK görevini yapmamış ki. Şimdi oturup da SPK Başkanının istifa etmesi neyi ifade ediyor? Hiçbir şey ifade etmiyor.

Dört, mevzuatımızda "gönüllü iade mekanizması" diye bir şey yok. Bir tek zimmette var, ceza yargılamalarında, zimmetine para geçiren memur, yargılama başlamadan parayı iade ederse bir cezai indirim var, onun dışında böyle bir şey yok. Ne demek, gönüllü iade diye bir şey mi olur arkadaşlar? İnsanların vicdanına mı bırakılır böyle şeyler? Cebri bir mekanizma getirirsiniz, o paraların hepsi, her kuruş alınmalı tekrar geriye. Bu soygunun olmasında sorumlu olan bürokratların hepsi görevde. Kimler onlar? Borsa İstanbul Yönetim Kurulu ve Denetim Komitesi, yapılan bütün işlemleri günü gününe biliyor; her gün ne alınmış, ne satılmış, kim almış, kim satmış hepsini biliyor. Bu kadar büyük şişkinlikler, hisse fiyatlarında anormal artışlar, manipülasyonlar yapılmış, nerede Borsa İstanbul?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir)Merkezi Kayıt Kuruluşu, bütün işlemleri gerek gözetleyip gerekse uyarıları yapması gereken kurum; hiçbir şey yapmamış, görevini yapmamış. Takasbank, halka açılmaması gereken fonları TEFAS'ta halka açmış. BDDK, fon yönetim şirketlerine yatırım bankası kurdurmuş, tahvil çıkarttırmış. Bunun aynı zamanda bankacılık sistemine de yansımaları var. Ve en son SPK, fonlarla ilgili gerekli düzenlemeyi bir-bir buçuk yıl sonra yapmış. Kasım 2025'te Hazine ve Maliye Bakanının konuşması var. Ne diyor? "Bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını biliyoruz. Bunun için gerekli tedbirleri alacağız." Almış mı? hayır, almamış. Eylüle kadar beklemiş, ondan önce ağustos sonunda fon rehberini güncellemiş ama bu kadar zaman içinde nerede kaldın? Bütün bunların hepsinin görevlerinden istifa etmesi ve alınması gerekli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın lütfen.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir)Ve deniliyordu ki: "Kamu kaynaklarından hiçbir şey çıkmayacak." Nasıl çıkmayacak? Çok açık ve net bu, en son gördük de bu Katılımevinin hisseleri Emlak Katılım Bankası tarafından alındı. Emlak Katılım Bankasının yüzde 99,99'u -yüzde 100'ü demedim- Hazine ve Maliye Bakanlığının. Dalga mı geçiyorsun?

Neydi? Bizim önerilerimiz baştan beri belliydi: Bir, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuyla ilgili bir Meclis araştırma komisyonu kurulmalıydı. Bu konudaki düşüncemiz devam ediyor, bu konuyu hep gündemde tutmaya devam edeceğiz. Kanun görüşülsün ama bir Meclis araştırması komisyonu da kurulsun, bu konuyu enine boyuna incelesin ve bir daha böyle bir krizin, soygunun, hırsızlığın, yolsuzluğun ortaya çıkması engellensin.

İki, fonlara yüksek miktarda para yatıran ve vurgundan önce haber alanların -"insider trading" içeriden bilgi almak- paralarını önceden çekenlerin listesi açıklanmalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 20 Ekim 2026

Günün kaydı →
57 konuşmanın tamamı →