İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 10. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Genel Kurul · Açıklamalar

Rahmi Aşkın Türeli

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 10. Birleşim · 5. yasama yılı · 22 Ekim 2026 · 1.146 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Rahmi Aşkın Türeli (CHP), 22 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 1.146 kelime.

Rahmi Aşkın Türeli (CHP, İzmir). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-askin-tureli-2026-10-22-aciklamalar (erişim: 22 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149318

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, dün gece yine bir gece yarısı önergesiyle görüşmekte olduğumuz kanun teklifine ilişkin çok ciddi tartışmalar ortaya çıktı. Tabii, uzun süredir, aslında zaten iki günden beri, bunu konuşuyoruz. Buradaki problem şu: Dün akşamki tartışmalarda sorduğumuz hiçbir soruya cevap alamadık, konu hâlâ netleşmiş değil. Şimdi, bakın, devamlı söylüyoruz ve eleştiriyoruz: Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma sistemi İç Tüzük'te aslında düzgün bir biçimde, iyi bir biçimde düzenlenmiş olmasına rağmen son derece yanlış şekilde yürütülüyor. Bir, tali komisyonlar hiçbir şekilde çalıştırılmıyor, asli komisyona geliyor; iki, asli komisyonlarda da görüşülmeyen yani ihtisas komisyonlarında görüşülmeyen konular Genel Kurulda bir gece yarısı -genellikle gece yarıları oluyor, uzun tartışmaların olduğu bir ortamda- gündeme getiriliyor ve üzerinde doğru dürüst bir bilgi alınamadan, bir tartışma ortamı yaratılmadan burada yasalaşıyor.

Şimdi, dün gece gelen önergeyle ilgili söyleyeyim: Neydi bu, Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiği zaman? Asli komisyon Plan ve Bütçe Komisyonuydu. 2 tali komisyon vardı; Adalet Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu. Niye buralarda görüşülmedi? Yani bunun içinde çok ciddi hukuki süreçler var, itirazlar var. Yarın ciddi bir yargılama konusu olarak mahkemelere gidecek, ciddi bir iş yükü olacak mahkemelerde. Adalet Komisyonu bunu görüşseydi, buna ilişkin, burada verilmiş olan, hazırlanan bu çerçeve üzerine fikirler söylenmiş olsaydı bugün aslında tartıştığımız birçok şeyi belki tartışmazdık. İktidar her şeyi kendinin bildiğini düşünüyor, muhalefetin düşüncelerine önem vermiyor. O zaman Parlamentonun, ortak aklın ne önemi var; o zaman istediğinizi yapın. Burası kimsenin babasının çiftliği değil. Demokratik ülkelerde iktidar kadar muhalefette vardır ve muhalefetin hakları da İç Tüzük'te düzenlenmiştir ayrıntılı bir biçimde. Biz de burada katkı yapmak istiyoruz, ülkeyi ilgilendiren her soruna katkıda bulunmak istiyoruz, çözüm yollarına, söylüyoruz ama istiyoruz ki bir uzlaşma ortamı oluşsun. "Hayır, uzlaşma ortamı yok, istediğimizi yaparız..." Dün de gene birçok itirazımıza rağmen böyle bir şey oldu.

Dünkü önerge üzerinde birkaç hususta daha durmak istiyorum. Neydi? Şunu biliyorduk biz: 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon, 17 Eylül 2026 tarihinde tasfiye edildi. "455.758 tekil kişi." diye konuşuldu, yaklaşık 840 milyar gibi bir para, 20 milyar dolara yakın olduğu da söyleniyor, rakamlarla ilgili farklı rakamlar telaffuz ediliyor. Buna ilişkin problem şu: Bu tarihten yani tasfiye tarihi olan 17 Eylülden önce TEFAS'a iletilen katılma payı iade talimatları yerine getirilememiş. Neden? Ya ilgili fon temerrüte düştüğü için ya da birim pay fiyatları oluşmadığı için iade talimatları gerçekleştirilememiş. Şimdi, bu önergeyle ne oluyor? Bu gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından katılma payları bloke edilmiş olan yatırımcılar da alacaklı statüsündelerdi aslında, bloke edilmişti paraları, şimdi, gene tasfiye kapsamına alınıyor. Böyle bir şey olur mu? Şimdi, dün de sorduk; kaç kişi bunlar, 455 bin kişinin içinde mi? Yoksa ayrıca, yaklaşık 3 bin kişilik bir sayıdan bahsediliyor. Bu kişilerin fon paylarının toplam değeri ne, ne kadar? 200 mü, ne kadar bu paranın toplamı? Başlangıçta olmayan bu düzenlemeye sonradan neden gerek duyuldu? Dün bunu sorduk ama buna cevap alamadık.

Şimdi, Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül 2026 tarihli ve 2026/61 sayılı bülteninin A/6 hükmü var. Orada şöyle, bakın çok açık ve net olarak 17 Eylül tarihinde saat 13.30'dan sonra verilmiş olan talimatlarla ilgili olarak tasfiye kapsamı belirleniyor. Çok açık ama arkasından on bir gün sonra Sermaye Piyasası Kurulu tasfiye sürecine ilişkin bir basın duyurusu yayınlıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir)Sayın Başkan...

BAŞKANBuyurun.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir)Orada 16 ve 17 Eylül tarihleri arası da bu tasfiye kapsamına alınıyor. Gene orada, diğer taraftan, daha önceden verilmiş talimatlar yerine gelmemişse -örneğin 13'ü, 14'ü, 15'i, belli valörleri var- onlar da tasfiye kapsamına alınıyor. Şimdi böyle bir şey olmaz. Yani bu, bir kere hukuki güvenlik ilkesine aykırı; bu, kanuna aykırı. Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79'uncu maddesi çok açık ve net, takas kesinliği ilkesi, diyor ki: "Sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri merkezî takas kuruluşlarının üyelerinin faaliyetlerinin geçici ya da sürekli olarak durdurulması, idari ve adli merciler nezdinde tasfiye işlemlerine başlanması durumu da dâhil olmak üzere -bunlar da dâhil işte bugün konuştuklarımız- geri alınamaz ve iptal edilemez." Olmuş. Nasıl oluyor bu iş? Yani takas kesinliği ilkesi, sermaye piyasalarının güvenilirliği ve işlem güvenliği için temel unsurlar. Bu ilkenin sonradan alınan idari kararlarla veya tasfiye süreçleriyle zedelenmesi bir kere çok ciddi anlamda piyasalara olan güveni de sarsacak olan bir husus.

Diğer taraftan, bunlar Anayasa'ya da aykırı. Anayasa’nın 2'nci maddesi hukuk devleti ilkesini belirliyor, hukuki güvenlik ilkesi, buna uymuyor. Eğer hukuk devleti varsa hukuka uyacaksınız. Madde 10 "Kanun önünde eşitlik" ilkesi: "Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır." buna da aykırı. Madde 13, temel hak ve özgürlüklere müdahalede ölçülülük ilkesi var, buna da uymuyor ve madde 35 "Mülkiyet hakkı" ilkesi, buna da uymuyor. Şimdi ne olacak? Birçok insan hukuki süreçlere başvuracaktı, şimdi bu sayı çok artacak, belki yüz binlerce kişi hukuki süreçlere başvuracak yani ben vatandaşıyla mahkemelik olan bir yönetim anlayışını anlamakta güçlük çekiyorum. Ortada çok... Bakın, dün burada konuştuklarımızla ilgili olarak bize gelen mesajları görmüş olsanız, mutlaka size de geliyordur, böyle bir düzenlemeyi yapmazsınız. Biz şunu bilmek istiyoruz: Bu düzenleme neden sonradan geldi, kimleri kapsıyor, bunun değeri nedir? Bunlar hangi ölçekteki yatırımcılar, küçük yatırımcılar mı yoksa başka bir şey de olabilir ama bunların hepsinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi ve bilinmesi gerekiyor ve aynı zamanda bizim bilmemiz kamuoyunun da bilmesi demek, kamuoyunda da tartışılmalı ve özellikle bu konuda mağdur olan insanların da bu konuyla ilgili olarak kapsamlı biçimde bilgi sahibi olması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, ortada cumhuriyet tarihinin en büyük sermaye piyasası yolsuzluğu var, soygunu var; çok açık ve net.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir)Bugün önümüze gelmiş olan bu kanuni düzenleme bunları çözmüyor. Bu olay genel anlamda değil zaten, sadece bu fon soygunu üzerine düzenlenmiş -bir kere, yanlış orada- normal şartlarda bir daha böyle bir soygunun olmasını engelleyecek koşulların yaratılması, düzenlemelerin yapılması gerekiyordu, bunların hiçbirinin burada yapılmadığını görüyoruz.

Bitireceğim Sayın Başkan, birkaç husus daha var.

Bir: Olması gereken, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuyla ilgili bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasıydı. Bu konudaki talebimiz hâlâ devam ediyor, bunu gündemde tutacağız. Olmazsa, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir komisyon kuracağız bu konunun uzmanlarından, bu konuyu çok yakından izleyeceğiz; kamuoyunu bilgilendireceğiz ve mağdurların hepsinin yanında olup sorunları göreceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir)İki: Fonlara yüksek miktarda para yatırıp vurgundan önce çıkanların tam listesinin açıklanması gerekiyor, bunu talep ediyoruz; kimse, bunları bilelim. Mağdur yatırımcılar ile soygun yapanları birbirinden ayıralım arkadaşlar.

Üç: Bu soygunun bürokratik ayağında olanlar derhâl görevden alınmalı ya da istifa etmeli.

Dört: Bu soruşturma örgütlü suç kapsamında yürütülmeli. Bunların hepsini söylüyoruz.

Bir de bir konuyla bitirmek istiyorum. İki gün önce Hazine ve Maliye Bakanı -aslında bütün bu süreçlerin hepsinin başında, bu süreci bilen ama gereğini yerine getirmeyen bir Hazine ve Maliye Bakanı var, kendisinin de neden hâlâ görevde kaldığını anlamış değiliz, o görevden istifa etmesi gerektiğini düşünüyoruz- şöyle diyor bir basın kuruluşuna...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 22 Ekim 2026

Günün kaydı →
50 konuşmanın tamamı →