İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

HDP Grubu önerisi münasebetiyle

Genel Kurul, 76. Birleşim · 5. yasama yılı · 6 Nisan 2022 · 454 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Rıdvan Turan (Halkların Demokratik Partisi), 6 Nisan 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HDP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 454 kelime.

Rıdvan Turan (Halkların Demokratik Partisi, Mersin). “HDP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-turan-27-2022-04-06-hdp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 27 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=106065

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA RIDVAN TURAN (Mersin)Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Önceki, devrik Tarım Bakanı hep söylüyordu -hatırlıyorsunuz- diyordu ki: “Türkiye, tarımsal gayrisafi millî hasılada Avrupa'da 1’inci, dünyada da 10’uncu sırada.” O zaman da sormuştuk, şimdi yeni gelene tekrar sormak istiyoruz: Madem öyle, Türkiye'de bir salatalığın tanesi niye 5 lira, kabağın tanesi niye 6 lira ve insanlar neden bunlara ulaşamıyor? Bütçe döneminde devrik Bakana sormuştum, demiştim ki: Ya, o zaman buğdayın tonu 2.250 liradan yerli üreticiden toplanmıştı. Peki, bir öngörünüz var mı? Yani önümüzdeki dönemlerde muhtemelen kuraklığın da etkisiyle birtakım jeostratejik risklerin de görülmeye başlanmasıyla birlikte ithalat silahını çekeceksiniz ve çok yüksek fiyatlardan -ki şu anda tonu 500 dolara yaklaşmış durumda- ithalat yapacaksınız. Buna ilişkin bir planınız, bir programınız var mı? Devrik Bakan dedi ki: “Hele bir olsun, bakarız.” Bakamadan gitti, ondan sonra gelenin de bakabileceğini çok fazla tahmin etmiyoruz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de son on yılda 16 defa tarımsal ürünlerin fiyatını düşürmek için iktidar birtakım girişimlerde bulundu fakat iktidarın sorunları çözme yaklaşımını artık biliyoruz; sorun burnunun dibine kadar gelir, patladığında da sorunu kökünden çözmeye dönük değil, palyatif tedbirlerle meseleyi çözüyormuş gibi yapar.

Neler yapılmadı bu on sene içerisinde? İthalatçılık hâlâ sürüyor sanki ithalatçılık bu fiyat artışlarının sebebi değilmiş gibi, hal yasasıyla oynandı, dijital tarım pazarları kuruldu, hafiyelik teşkilatı kuruldu, zabıtaların bu konuda görevlendirilmesine ilişkin birtakım tedbirler alındı, Gıda Komitesi, Fiyat İstikrarı Komitesi kuruldu, tanzim satış mağazaları açıldı, depo baskınları yapıldı, Rekabet Kurumu göreve çağrıldı, ihracat engellendi, Tarım Kredi Kooperatif marketleri oluşturuldu yani 16 girişim var ve sonuçta, Türkiye hâlâ tarımsal üretimde dünyanın en pahalı ürünlerini kullanıyor.

Niye böyle oluyor? Bunun olmasının çok açık bir sebebi var çünkü üretimi temel alan, üretimi artırmayı hedefleyen bir tarım perspektifine sahip değil yönetenler. Ne yapıyorlar? Mesela, şu anda yine yapılmaya başlandı; üretimin olduğu dönemlerde ithalat silahını çekiyorlar. Ya, ithalat demek yani üretimi artırmayıp da dışarıdan bir malı alıyor olmak, esasen, fiyatların artışını kısa süreyle ertelemek, bir süre sonra fiyatların çok daha fazla artmasına sebep olmak demektir; bunu herkes bilir. Neticesinde, gelinen noktada, çiftçinin, tarım sektörünün çoklu sorunları ortada dururken bu problemlerle ilgilenmek yerine sorunu çözüyormuş gibi, böyle kanseri yara bandıyla tedavi etmeye benzer önlemler alınmaya devam ediliyor.

Oysa, bu bir politikasızlık falan değil, bazı arkadaşlar bunun AKP’nin bir politikasızlığı olduğunu söylüyorlar; bu bir politika ama bu politika, tam anlamıyla, uluslararası tarım tekellerinin, çok uluslu şirketlerin, para babalarının çıkarları doğrultusunda bir politika. 1980’de bu politikayı IMF başta olmak üzere, daha sonra Dünya Ticaret Örgütü onun takipçisi olmak üzere, bütün ülkelere dayattılar ve Afrika’daki açlığın çok önemli sebeplerinden bir tanesi işte bu politikaydı, şu anda AKP’nin uygulamakta olduğu politikaydı. Neticesinde, tarımsal alanın önemli ölçüde tasfiye edildiği, kırsalın tasfiye olduğu, çiftçi yaşının 60’lara merdiven dayadığı, önemli sayıda çiftçinin üretim alanından uzaklaştığı bir süreçle karşı karşıya kaldık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 6 Nisan 2022

51 konuşmanın tamamı →