İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 4. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle

Ruhi Ersoy

Osmaniye Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 4. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Ekim 2017 · 542 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ruhi Ersoy (MHP), 5 Ekim 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle); konuşma 542 kelime.

Ruhi Ersoy (MHP, Osmaniye). “İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim tutanağı, 5 Ekim 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ruhi-ersoy-26-2017-10-05-is-mahkemeleri-kanunu-tasarisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=61669

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

RUHİ ERSOY (Osmaniye)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuz adına Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İş Kanunu’yla ilgili yapılan tartışmalar ve bu kapsamda gelen önergelerden, 1’inci madde üzerinde söz almış bulunuyorum.

Söz aldığım konu aslında bizi bir yönüyle memnun eden, bir yönüyle de eksik bulduğumuz bir husus; öncelikle onu izah etmek istiyorum.

İşçi ve işveren arasındaki problemin çözümü için uzlaşma kurulunun oluşması, bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2015 Seçim Beyannamemizde “Ferdî iş uyuşmazlıklarının işçi, işveren ve kamu temsilcilerinden oluşan bir ara buluculuk sürecinden geçmesi sağlanarak yargıya gitmeden çözümüne yardımcı olacak düzenlemeler yapılacaktır.” şekliyle vaat ettiğimiz konulardan bir tanesi. Fakat bizim bu beyannamemize aldığımız konudaki tavsiye ile şu anki uygulama arasındaki fark “Buraya giden yargıya gidemez.” anlamı çıkmamalı; aynı zamanda, arzu eden işçinin, çalışanın yargı yoluna da başvurabilmesi hak olarak verilmeli. Bu noktada yargının yükü hafifletilirken, uzlaşma kuruluna sorumluluk yüklenirken arzu eden çalışanın “Ben uzlaşma kurulundan ziyade yargıya da gidebiliyorum.” diyebileceği alanlar da bir hak olarak verilebilmeli.

Şimdi, hukukun oluşması süreci; modern hukuk içerisinde devlet ve milletin arasının uzlaşma zemini olarak bilinen modern hukuk tarihiyle beraber bir de halk hukuku olarak bilinen teamüllerin, geleneklerin, örfün, âdetin olduğu ve insanlığın yeryüzü serüveninden bugüne kadar getirdiği bir arada yaşama kültürünün neticesi olarak da bizde oluşan “hak” kavramı ve “hukuk” kavramı medeniyetimizin ürettiği temel umdelerdir. Buradan hareketle, işçinin alın terinin kurumadan hakkının verilmesi kültüründe çalışanın birinci derecede yüceltilmesi meselesi. Bu, siyasi retorik olarak da “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” şekliyle siyasilerin kullandığı bir kavramdır.

Bu meselelere yaklaşırken göz önünde bulundurmamız gereken hususlardan bir tanesi de şu: Bu kapitalist sistemin insan sömürü düzenine karşı Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi kuruluş felsefesini tanımlarken Anayasa’sının temel maddeleri içerisine koymuştur; Türkiye Cumhuriyeti devleti laik, sosyal bir hukuk devletidir. İşte, buradaki sosyal ve hukuk devleti birbirinin vazgeçilmez tamamlayıcısıdır. Sosyal devlet anlayışının içerisinde, belki dünyanın hiçbir ülkesinde bizim kadar kapsamlı olmayan Sosyal Güvenlik Kurumunun arka planında kuruluş felsefemizle doğru orantılı bir anlayış vardır. Bu, devletimizin kurumsal aklıyla ilgilidir. İşte bu kurumsal aklı son zamanlarda hizmet alımını hızlandırmak, artı çalışanların sosyal haklarının veyahut da sosyal devlet gereği olan hakların verilmesi hususunda da, bir noktada yöneten iradenin tasarruf tedbirleri adına özelleştirdiğini görüyoruz hizmet satın alımı ve taşeronluk müessesesiyle. İşte, bu kamudaki taşeronluk müessesesinin olağanüstü bir yük hâline geldiği gözlemleniyor ama yine Hükûmet tarafından vadedilen taşerona kadro ve sosyal haklar meselesi vardı. Memleketimizin yaşadığı kriz anları ve ülke gündeminin daha farklı millî güvenlik konularına eğilmesi süreci bir yandan devam ediyor, bir taraftan da sosyal devlet anlayışı gereği, normalleşmenin emaresi olarak da biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu taşerona kadro verilmesi sürecinin hızlandırılmasının takipçisiyiz. Bu süreç önümüzdeki günlerde taşerona verilecek kadroların müjdesiyle beraber sosyal devletin gereği olan yaklaşımların da aynı zamanda bir ifadesidir.

Bu kapsamda, bize gelen diğer taleplerden bir tanesi de staj döneminin sigortalı olarak sayılması veyahut da staj yaptığı dönemde -lise yıllarında, yüksekokul yıllarında- çalışan bir işçinin geçmişe dönük staj dönemiyle alakalı uygulamaların da bu kapsamda, geçmişe dönük borçlanmayla bu haklardan istifade edebilme arzularıdır. Bu her iki talep de gayet insani bir taleptir, bizim devlet ile milletimizin arasındaki sözleşmeyi oluşturan Anayasa’mızın temel hükümleri çerçevesindeki sosyal devlet olmanın bir gereğidir.

Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirdikçe milletimizi daha güçlü, zengin ve bu manada yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkiyi de daha sağlıklı tesis edeceğimizi düşünüyor, bu kapsamda bu önergemizin kabulünü Genel Kurula saygılarımla arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

70 konuşma daha · 5 Ekim 2017

70 konuşmanın tamamı →