İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · ÇARŞAMBA

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/3662) münasebetiyle

Semra Çağlar Gökalp

Bitlis Milletvekili · DEM Parti

Dışişleri Komisyonu · 4. yasama yılı · 13 Mayıs 2026 · 457 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Semra Çağlar Gökalp (DEM Parti), 13 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Dışişleri Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/3662) münasebetiyle); konuşma 457 kelime.

Semra Çağlar Gökalp (DEM Parti, Bitlis). “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/3662) münasebetiyle”. TBMM Dışişleri Komisyonu tutanağı, 13 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/semra-caglar-gokalp-2026-05-13-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-suudi-arabistan-kralligi-hukumeti-ara (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=87978

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP (Bitlis)Teşekkürler Sayın Başkan.

Öncelikle bu yenilenebilir enerji meselesi bizler açısından gerçekten çok tartışmalı bir konu aynı zamanda yani yenilenebilir enerji yatırımları da kendi içerisinde aslında, esasında çok boyutlu olan bir alan olduğu için burada da bir anlaşma olarak önümüze gelmesinden ziyade daha etraflıca tartışılabilmesini biz açıkçası isterdik. Yani kendiliğinden ekolojik ve toplumsal açıdan da aktif bir dönüşüm anlamına gelmiyor yenilenebilir enerji yatırımları. Bugün "yeşil dönüşüm" adı altında yürütülen birçok politika esasında doğayı, müşterek yaşam alanlarını ve kamusal kaynakları yeni yatırım ve sermaye birikim alanlarına dönüştürmektedir. Büyük ölçekli enerji projeleri, yoğun arazi kullanımı, madencilik faaliyetleri mera ve orman alanları üzerindeki baskılarıyla birlikte değerlendirilmelidir çünkü yani bu anlamda, bu çerçevede esasında tartışma yürütülmesine de muhtaç olunan bir yerdeyiz. Bu nedenle, mesele yalnızca enerjinin hangi kaynaktan üretildiği değil, hangi ihtiyaçlar üzerinden üretildiği, kim tarafından denetlendiği ve hangi toplumsal, ekolojik maliyetler üzerinden kurulduğu meselesidir bizler için. Yani şu an dünyada tartışılan bir ekolojik kriz de var aynı zamanda ve Türkiye şu anda en fazla belki de büyük yatırımcıların, büyük şirketlerin cazibe merkezlerinden bir tanesi durumunda, pozisyonunda. Ancak bu projeler Türkiye'ye bu anlaşmalar çerçevesinde girdiği takdirde yani bu projelerin ülkeye elbette ekonomik girdileri noktasında katkısı olacak gibi görünse de yani halka, o topraklarda yaşayan insanlara, kamu kaynaklarına nasıl bir girdi sağlanacağı noktasında ciddi kaygılarımız var bizim, nasıl katkıları olacağı noktasında da ciddi kaygılarımız var ve bizler...

BAŞKAN FUAT OKTAY"Bunlar yapıldığı takdirde yani 2 bin veya 5 bin megavat üretildiğinde nasıl katkısı olacak?" diyorsunuz değil mi?

SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP (Bitlis)Evet, bu projeler hayata geçtiği, mesela Sivas'ta yapıldığı takdirde otuz yıllık bir süreç öngörülüyor projenin yani anlaşmanın içeriğine baktığımızda, otuz yıl sonra orada yaratacağı tahribatın etkileri ne olacak? Orada yaşayan insanların oradan göç etmesini sağlayacak bir durum söz konusu olacak mı uzun vadede? Yani bu anlamda enerji üretimi, şirketlerin kâr ihtiyaçları, sınırsız büyüme hedefleri ve sermaye birikim mantığı doğrultusunda değil toplumsal ihtiyaçlar ve ekolojik sınırlar temelinde ele alınmalıdır. Genel anlamda zaten bizim yenilenebilir enerji meselesine de durduğumuz, baktığımız yer de burası. Elbette "temiz enerji" adı altında yapılan bazı çalışmalar yani uzun vadede belki de geri dönüş açısından olumlu bir yerde duruyor olsa bile şirketler açısından ya da şirketlerin ülkeye girişi noktasında baktığımızda vatandaşların çıkarının burada ne türde öncelenip öncelenmediği yani orada yaşayan halkın öncelenip öncelenmediği noktasında da kaygılarımız olduğunu buradan ifade etmemiz gerekiyor.

Bu çerçeveden bir yaklaşımın olması gerektiği ve anlaşmanın şu aşamada biraz daha tartışmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Biz en azından ihtisas komisyonlarında, bu alanda uzmanlıkları olan vekil arkadaşlarımızın da olduğu komisyonlarda daha detaylı bir tartışma yürütülmesi ve bu çerçevede tekrardan belki bu anlaşmanın önümüze gelerek, bu anlaşmada bir ortaklık sağlanacaksa da en azından o tartışmalardan süzülerek bu kaygılar da giderilmiş bir şekilde önümüze gelirse biz de gönül rahatlığıyla "evet" diyebilelim diyorum.

Teşekkür ediyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

30 konuşma daha · 13 Mayıs 2026

Tümü →
30 konuşmanın tamamı →