İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Şenol Sunat

Manisa Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 98. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Haziran 2026 · 418 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Şenol Sunat (İYİ Parti), 3 Haziran 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 418 kelime.

Şenol Sunat (İYİ Parti, Manisa). “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/senol-sunat-2026-06-03-toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-ile-celtik-kanunu-ve-bazi-kanu (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=145590

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ŞENOL SUNAT (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Evet, 2026 ülkemiz açısından bol yağışlı bir yıl oldu. Bu yağışlar vatandaşlarımızı sevindirdi ancak Manisa, Mersin, Adana ve Osmaniye gibi pek çok il ve ilçemiz bu yıl defalarca taşkın sularıyla mücadele etti. Oysa Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde 24 adet havza taşkın yönetim planı yapılmıştı, buna rağmen Samsun Havza'da, Osmaniye Kadirli'de, Manisa'nın ilçelerinde yaşanan taşkınlar önlenemedi. Niçin önlenemedi? Dere ıslahı, menfez ve köprü kapasite artırımı, erken uyarı sistemleri, drenaj yapımı gibi mühendislik yatırımları eksik bırakıldı.

Şimdi, bunu neden anlatıyorum sayın milletvekilleri? Görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifinin bazı maddeleri tam da bu taşkın dereleri ele alıyor. Devlet Su İşleri diyor ki: "Bu derelerde can ve mal güvenliğinin sorumluluğu artık yerel yönetimlerdedir." Yıllardır bütçeyi kullanacaksınız, vergileri toplayacaksınız, iş hizmet vermeye gelince ihaleyi yerel yönetimlere bırakacaksınız. Kamu hizmeti sorumluluğundan neden kaçınıyorsunuz? Kanunları neden oldubittiye getiriyorsunuz? Siz bu kanunla hizmet kusurunuzu gizlemeye çalışıyorsunuz; yarın bir gün yine sel olduğunda, vatandaşın evi, ocağı, tarlası sular altında kaldığında doğacak tazminatlardan kaçınıyorsunuz; siyasi faturayı başkalarına kesmek için bu kanunu oldubittiye getiriyorsunuz. Kendinize koruma kalkanı arayacağınıza gelin taşkın yataklarındaki vatandaşlarımızı koruyalım.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde taşkın yönetimi konusunda ciddi bir zafiyet var. Taşkın yönetimi konusunda 25 kanuna, 10 yönetmeliğe ve 3 genelgeye atıf yapılıyor. Mevzuat parçalı, uygulamada kurumsal dağınıklık ve yetki-görev çakışması var. Bugün bu karmaşaya bir yenisini niye ekleyelim? Bugün ülkemizin ihtiyacı olan günübirlik kanunlar değildir, Türkiye'nin ihtiyacı olan bütüncül bir taşkın kanunudur. COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olan Türkiye'nin bu yıl su kanunu ve taşkın kanunu çıkarması elzemdir.

Sayın milletvekilleri, sadece derelerimiz değil bu ülkenin tarımı da yönetilemiyor. Dün Toprak Mahsulleri Ofisi hububat fiyatını açıkladı. Hepimizin bildiği üzere açıklanan rakamlar çiftçilerimizin tepkisiyle karşılandı. Mazottan gübreye, ilaçtan işçiliğe tüm girdi kalemlerinde artışlar durdurulamazken buğdaya yapılan zam yüzde 22, arpaya yapılan zam yüzde 15'le sınırlı kaldı. Bu zam çiftçinin mazota, gübreye, işçiliğe çalışmasıdır. Bu zam çiftçiyi borçlanmaya sürüklemektedir. Bu zam çiftçiye "Tarlanı boş bırak." demektir, bunu söylemektir. Bu yapılan, yağışlarla bereketi artan Türk çiftçisinden bu bereketi esirgemektir.

Sayın milletvekilleri, bu da yetmiyor, bir de "Alım bedellerini kırk beş gün sonra ödeyeceğiz." diyorsunuz. Bu yüksek enflasyonda çiftçiyi kırk beş gün bekletmek, onun alın terini enflasyon canavarına yem etmek değil midir? Çiftçinin borcu kapıda, haciz memuru yolda; müjde diye açıkladığınız bu rakamlar çiftçiyi bile isteye tüccarın, fırsatçının kucağına itmektir. Bu kürsüden iktidara, iktidar milletvekillerine sesleniyorum: Çiftçinin sesini duyun, tarlanın feryadını duyun, tabii ki milletin vicdanını da duyun. Açıklanan rakamların tekrar gözden geçirilmesinin önemini ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

106 konuşma daha · 3 Haziran 2026

Günün kaydı →
106 konuşmanın tamamı →