İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 9. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler

Seyit Torun

Ordu Milletvekili · Yeni Parti

Genel Kurul, 9. Birleşim · 5. yasama yılı · 21 Ekim 2026 · 728 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Seyit Torun (Yeni Parti), 21 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 728 kelime.

Seyit Torun (Yeni Parti, Ordu). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/seyit-torun-2026-10-21-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 21 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149242

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SEYİT TORUN (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti tarihinin, bu asrın en büyük vurgunuyla karşı karşıyayız. Erdoğan'ın yıllar içinde ilmek ilmek ördüğü tek adam rejimi; 455 binden fazla yatırımcıyı, aileleriyle birlikte milyonlarca vatandaşımızı bu finansal enkazın altında bıraktı. Lafı hiç eveleyip gevelemeye gerek yok. Bu enkazın sorumlusu Sayın Erdoğan'dır. "Oymuş buymuş şuymuş." diye konuşmaya gerek yok. Öyle bir rejim kurdu ki her şeyi kontrol edeceğim derken meğer etrafında dönen entrikalardan haberi yokmuş. Hay Allah, nasıl oldu bu iş?

Sayın milletvekilleri, siz de çok iyi biliyorsunuz ki yaşadığımız asrın vurgunu AK PARTİ içinde nefsine yenik düşmüş birkaç kişinin işi değil, bu iş direkt tek adam rejiminin kaçınılmaz sonucudur. Nereye bakarsanız bakın, bu işe bulaşanların istisnasız hepsinin tek bir ortak noktası var, AK PARTİ'li veya AK PARTİ'yle ilişkili olması; ne kadar büyük bir tesadüf! Büyük hevesle başkanlık sistemine geçtiniz, denge ve denetleme mekanizmalarını kaldırdınız, ülke ekonomisini uçuruma sürüklediniz. İşte, AK PARTİ'nin kara düzeni budur.

Bakın, çok yazık. Teranın borsaya açılmasını sakıncalı bulunup imza atmayan SPK üyeleri Muttalip Ünal ve Ali Akay bir gece yarısı Sayın Erdoğan tarafından görevden alındılar, yerlerine Enver Usca ve Bülent Murat Haholu atandı. Buyurun, Cumhurbaşkanı kararı burada. Ne hikmetse bu atamadan iki ay sonra da Tera borsaya açıldı. Şimdi, Sayın Erdoğan'ın bütün bu olanlardan haberi yok, bilgisi yok öyle mi? Değerli milletvekilleri, peki, bu vurgun nasıl gerçekleşti? Vurgunun başrolündekilere ne oldu, kimler göz yumdu? Göz yumanlara ne oldu? Kimler zenginleşti? Zenginleşenlere ne yapıldı? Kimler vurgun öncesinde sorumluluğunu yerine getirmedi? Sorumluluğunu yerine getirmeyenlere ne oldu? Bu soruların hiçbirine tatmin edici yanıt vermeden bugün önümüze bir tasfiye kanunu getiriyorsunuz. Usul ve amaç bakımından bu kanun teklifi tam bir felaket; mağdurun hakkını güvence altına alıyor, sorumluluğu olanları açıkça ortaya koymuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi ile kamuoyu denetimi sürecin tamamen dışında bırakılıyor. Bu kanun teklifi asrın vurgununun önlenmemesinde sorumluluğu bulunan, hatta önünü açan SPK'ye tasfiye sürecinde son derece geniş yetkiler veriyor. İktidara sesleniyorum: Bu nasıl bir anlayıştır? Vurgunu önlemeyenlere şimdi vurgunun sonuçlarını yönetme yetkisi veriyorsunuz. Şimdi de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir önerge verdiniz. Burada takasın kesinliği ilkesini tümüyle ortadan kaldıracak bir önerge. Buna tümüyle karşıyayız. Grup Başkan Vekilimiz birazdan bu konuyla ilgili bir açıklama da yapacak.

Değerli arkadaşlar, kanun teklifine göre, fon varlıklarının nasıl tespit edileceğine, hangi yöntemlerle nakde çevrileceğine, değerleme esaslarına, yatırımcıların nasıl belirleneceğine, ara ve nihai ödemelere hatta dağıtım sırasında SPK karar verecek. Yani vatandaşın parasının ne kadar geri döneceğini belirleyen sürecin bütün kritik aşamalarında yine SPK söz konusu olacak. Kurul üyelerinin denetim sorumlulukları bağımsız biçimde araştırılmamışken, koca kurum zan altındayken bu kadar geniş yetkileri nasıl teslim edersiniz? Bu, kurda kuzuyu teslim etmekten başka ne anlama gelir? Devlet ciddiyeti böyle mi olur? Sorumluluğu tartışılan kadrolara hiçbir şey yapmamış gibi yeni yetkiler dağıtılarak mı yatırımcının güveni kazanılır?

(2)[okunamadı]'nci fıkrada ise çok daha tehlikeli bir yetki var. SPK borsada oluşan fiyatın gerçek değeri yansıtmadığına karar verirse fon varlıklarının borsa dışında satılmasına onay verilebilecek. Üstelik bu satışlarda yatırım fonlarına ilişkin bazı mevcut kısıtlamalar da uygulanmayacak. Dikkatinizi çekiyorum: Fonlar içindeki hisseler borsa dışında özel yöntemlerle el değiştirilebilecek. Elbette, düşük likiditeli varlıkların kontrollü satılması gerekebilir ancak bunun bağımsız değerleme ve rekabetçi satış güvenceleri nerede? Bu varlıkların gerçek değerlerini kim belirleyecek? Kime, hangi fiyatla satılacak? Alıcının siyasi ve ticari bağlantıları nasıl denetlenecek? Bunların cevabı bu kanunda yok.

Gelelim meselenin en vahim tarafına. Biz Komisyonda ne istedik? Bağımsız bir tasfiye kurulu istedik, bağımsız değerleme istedik, rekabetçi satış ilkesi ve güvencesi istedik, SPK'nin kararlarının kamuoyuna açıklanmasını, üç ayda bir Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonuna rapor verilmesini istedik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANTamamlayın lütfen.

Buyurun.

SEYİT TORUN (Devamla)Hepiniz reddettiniz. Komisyonda, fonlarda ne kadar nakit bulunduğu sorusuna bile tatmin edici yanıt verilmedi. Komisyon Başkanı Sayın Mehmet Muş dahi kurum temsilcilerinin cevaplarının yetersizliğinden şikâyet etti. Kendi Komisyon Başkanınızı bile tatmin edemeyen kurumlardan söz ediyoruz değerli arkadaşlar.

İşte, AK PARTİ'nin devlet yönetiminde geldiği nokta budur. Yetki sarayda, kazanç belli çevrelerde, zarar vatandaşın sırtında, ortada hesap veren yok. Bu ülkede liyakatin yerini sadakatin, bağımsız denetimin yerini siyasi himayenin almasının bedelini bugün yüz binlerce yatırımcı ödüyor. Biz, bu vurgunun üstünün bir tasfiye kanunuyla örtülmesine asla izin vermeyeceğiz. Hangi varlığın kime kaça satıldığını da soracağız, zamanında müdahale etmeyenlerin hesabını da soracağız. Türkiye'nin ihtiyacı, vurgunu seyredenlere yeni yetkiler vermek değil, vurgunun mümkün kılan bu düzeni değiştirmektir. Hangi partiden olursak olalım milletvekilleri olarak fon mağdurlarını değil fon vurguncularını koruyan bu anlayışla mücadele etmek boynumuzun borcudur.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

120 konuşma daha · 21 Ekim 2026

Günün kaydı →
120 konuşmanın tamamı →