CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki sözleri sebebiyle ve görevini hukuk içinde tarafsız bir şekilde yerine getirmediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/18) ön görüşmeleri münasebetiyle
Trabzon Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 45. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Aralık 2017 · 1.439 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Soylu (AK Parti), 22 Aralık 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki sözleri sebebiyle ve görevini hukuk içinde tarafsız bir şekilde yerine getirmediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/18) ön görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 1.439 kelime.
Süleyman Soylu (AK Parti, Trabzon). “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki sözleri sebebiyle ve görevini hukuk içinde tarafsız bir şekilde yerine getirmediği iddiasıyla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/18) ön görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-soylu-26-2017-12-22-chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-hakkindaki-sozleri-sebebiyle-ve-g (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=65496
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Trabzon)Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; sözlerime başlarken siyasetin belki de en temel sütunlarından biri olan bütçenin bu Mecliste hayırlısıyla geçmesini ve kabul edilmesini tebrik ediyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle ve hürmetle selamlıyorum.
Son iki yüz yıldır bu topraklarda büyük badireler geçirdik. Hepimizin bugünkü davranışları, ortaya koymuş olduğumuz değerlendirmeler bu son iki yüz yıllık badirelerin ve travmaların, değişimlerin, süreçlerin bir numunesi olarak ortada durmaktadır. Ama Allah’a hamdolsun, kâh güzel cumhuriyetimizle, kâh demokrasimizle ve demokrasimizin güçlü kıldığı siyasetle ve iktidarlarla bunları hep birlikte aştık. 1923 cumhuriyette kişi başına gelir seviyemiz 45 dolardı, Allah’a hamdolsun, bugün 11 bin doların üzerindeyiz. Bu, Türkiye'nin attığı adımların ne kadar isabetli olduğunu… Kâh darbelerle, kâh mezhep, etnik köken ayrımları, bizim ülkemizin birliğinin önüne konulan -ifade etmek isterim ki- birtakım fay hatları ve Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı anarşi dâhil birtakım süreçleri birlikte aştık. Şimdi, yepyeni adımlara doğru hep birlikte gidiyoruz. Şunu açıkça söylemek isterim: Bu ülke bu adımları üç temel unsurla beraber attı; devlet, millet ve siyaset. Bunlarla ilgili, bugün, eğer burada demokrasiyle beraber birçok badirelerden sağ salimen geçmişsek bilinmesini isterim ki bu üç unsurun ortaya koymuş olduğu o birliktelik bugün Türkiye’yi yarına selametle taşımaktadır.
1980 öncesiydi -iyi hatırlıyorum- rahmetli dedem bir cuma namazında Sultanahmet Camisi’ne götürdü beni. Demirel o cuma namazında oraya gelen Başbakandı. Camiden çıktık, kapının önünde dedem, Demirel’i bekliyordu. Yaklaşık 10 yaş büyüktü Demirel’den. Demirel geldi ve elini öptü. Çocuktum, merak ettim “Dede niye öptün?” dedim, “Ben devletin elini öptüm.” dedi. Bugün anlıyorum ki devletle meşgalemizden, uğraşımızdan, aslında saygıdan da öte, nezaketten de öte büyük bir şuur anlayışı söz konusuydu. İşte, bugün bu şuur Türkiye’yi yarına taşıyor.
Yine, 80’li yılların ilk zaman dilimi içerisinde ortaokula gidiyordum. Babamdan izin aldım “Ben Gaziosmanpaşa Meydanı’nda kartpostal satmak istiyorum.” dedim, “Sat.” dedi. Sirkeci’ye gittim, kart aldım, getirdim, Gaziosmanpaşa Meydanı’nda, hâlâ komşumuz olan bir marangoza güzel tezgâh yaptırıp oraya dizdim. Bir Menderes resmini de dizmişim Sirkeci’den aldığımdan. Bir kadın ama bir kadın geldi, dakikalarca o resmin önünde ağladı, dudaklarından mırıldanan sözleri şu anda bile hatırlıyorum: “Biz sana sahip çıkamadık. Sen bizim parçamızsın.” dedi. Bu büyük bir vefaydı belki de ama bilmenizi isterim ki bu vefanın da ötesinde bir şeydi, bu büyük bir millet şuuruydu.
Yine 80 öncesinde…
TÜRABİ KAYAN (Kırklareli)Sıkıştığınız zaman Menderes’e sarılmayın, Demirel’e sarılmayın!
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Ben siyasi bir aileden geldim. Şu vücudumun her tarafında yumruk var ve morluk var, her tarafımda. Siyasi bir aileden geldim. Bilmenizi isterim ki çocukluğumuzda sabahleyin evden çıkarken üç katlı evimizin bodrumuna iner “Acaba bomba koydular mı?” diye bakar, akşam geldiğimizde aynı evin bodrumuna tekrar bakar “Acaba bomba koydular mı, acaba babamıza ve ailemize bir tuzak kuracaklar mı?” diye endişe içerisinde olurdum. Bu tip duygularla büyüdük. İfade etmek istiyorum ki aslında siyaseti korumak, siyasetin gücünü ortaya koyabilmek, siyaseti milletin bir sesi olarak, siyaseti milletin bir nefesi olarak, siyaseti milletin kendi ifade merkezi olarak değerlendirmek o gün zihnimizde vardı. Bugün siyasete saldırıldığında, Türkiye’yi yönetenlere saldırıldığında belki ortaya koymuş olduğumuz reaksiyonun en temelinde bunlar yatmaktadır.
Yine ifade etmek istiyorum, işte bu devlet, işte bu millet ve işte bu siyaset anlayışı ve Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu merkez Allah’a binlerce kere daha hamdolsun ki dün Kudüs’te bütün dünyanın gözüne baka baka bir liderin ve bir ülkenin nasıl dünyayı bir noktaya çektiğinin en güzel ifadelerinden bir tanesidir ve tercümesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz böyle bir eğitimden geliyoruz. Kimin hangi dedikoduyu, kimin hangi süreci yaptığı bizi hiç ilgilendirmiyor. Ama benim tek İçişleri Bakanı şapkam yok, ben aynı zamanda bir siyasetçiyim, bir siyaset adamıyım. Ben bu ülkede “Aman bana kimse dokunmasın, etmesin, görevimi yapayım.” diyen bir güzellik kraliçesi falan değilim. Siyasi sorumluluklarımız var ve siyasi anlayışlarımız var. Eğer siyaset varsa bu ülkede millet vardır, demokrasi vardır, söz vardır ve bu ülkede milletin hesabı ve milletin anlayışı vardır. Ne yapacağız yani biz? Yani elimizdeki siyasal gücü ve İçişleri Bakanlığı gücünü bir siyasi partinin belediyesine haksız, adaletsiz bir yere hesap sorarak gerçekleştirerek mi hıncımızı alacağız? Bugüne kadar böyle mi yapıldı? AK PARTİ bugüne kadar, 2002’den itibaren hep böyle mi sürecini başarıyla yönetti? Böyle olduğumuzu mu düşünüyorsunuz?
Şimdi, şunu net bir şekilde size ifade etmek isterim; çok açık ve çok net ne diyor Genel Başkanı CHP’nin: “Baskı var mı belediye başkanlarının üzerinde? Baskı var. Bir belediyemize gelen müfettiş sayısı 100’ü geçti. Bizim belediye başkanlarımızı baskılayarak onları iş yapamaz hâle getirmek ‘Bak görüyorsunuz, CHP’li belediyeler hizmet üretemiyor.’ noktasına taşımak istiyorlar; asıl amaçları bu.”
Biz devlet idare ediyoruz, hangi şuurla bunu idare ettiğimizi biliyoruz. Siyasette de iktidar ve muhalefetin var olması gerekliliğinin demokrasinin ana prensibi olduğunu ancak Türkiye’nin yarınlara böyle gidebileceğine inanan bir anlayışın temsilcileriyiz ve 2015-2017 yılları arasında 393 AK PARTİ’ye teftiş ve denetim yapılmış, 103 CHP’ye teftiş ve denetim yapılmış, 69 MHP’ye teftiş ve denetim yapılmış, 108 de DBP’ye teftiş ve denetim yapılmış.
Peki, bunu söyleyen -kusura bakmayın, yüzünün kendi ifadesi, benim buraya koyduğum bir ifade değil- Genel Başkan milletin gözüne baka baka hangi mağduriyet hesabının altına sığınmaya çalışıyor?
Peki, 2017 yılı, evet, 2017 yılı devam eden soruşturma ve denetimler; 91 AK PARTİ, 27 CHP, 23 MHP. Hani adaletsizlik? Hani haksızlık? Ve yine seçildiği partiye göre görevden uzaklaştırılan belediye başkanları -bunların hepsini ben uzaklaştırdım, benim imzamla beraber uzaklaştırıldı- 93 tane DBP, 9 tane AK PARTİ, 3 tane MHP, 1 tane de CHP.
Ey milletim, biz yanlış bir işin altına imza atmayız. (AK PARTİ sıralarından “bravo” sesleri, alkışlar) Ne söylerlerse söylesinler, hangi dedikoduyu yaparlarsa yapsınlar, yanlış bir işin altına imza atmayız ama sizin bir sorununuz var; sorununuz ne biliyor musunuz? Altınızdan yeller üfürüyor hiçbir şeyin farkında değilsiniz.
Bak, geçen günlerde söyledim, sizi hafif bir uyardım bana kabahat buldunuz. “Belediye başkanlarının yurt dışına çıkmasına niye sen izin veriyorsun?” diyorsunuz. Partinizden haberiniz yok. Evet, 2014 Mart mahalli seçimlerinden sonra, 2014 Mart mahalli seçimlerinden 15 Ekim 2016 tarihine kadar yani kararı aldığımız tarihe kadar yurt dışına çıkışta rekor kıran ilk 10 belediye Cumhuriyet Halk Partisi. Söyleyeyim mi? Söyleyeyim mi?
MEHMET MUŞ (İstanbul)Söyleyin ya, paylaşın.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Cumhuriyet Halk Partisi: 1’inci beş yüz elli yedi gün, bakın, 1’inci beş yüz elli yedi gün, iki buçuk yılda beş yüz elli yedi gün. Partinizden haberiniz yok. 2’ncisi üç yüz otuz dört gün. İlk 10 belediye… Ve siz bu mantıkla ve bu anlayışla belediyelerinizin ne yaptığını, nasıl bir süreç içerisinde olduğunu söyleyeceksiniz.
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya)Acayip bir kabahat ha(!)
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Yine, Genel Başkanınız çıktı, bir iddia ortaya koydu. Dedi ki…
KADİM DURMAZ (Tokat)FETÖ’ye gitmedi.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Dedi ki, bak -battal boy bir yalan- dedi ki: “Şimdi, İçişleri Bakanının saydığı unsurlardan, tamamından -altını çiziyorum, özellikle tamamından- Belediye Başkanımız hakkında daha önce soruşturma açılmış ve takipsizlik verilmiştir.” Ya, bana gensoru vermenize gerek yok; ben size açık çek verdim, dedim ki: “Eğer bu doğruysa ben istifa edeceğim.” Hemen istifa etmeye hazırım, açık çek. Hadi, biriniz çıkın, deyin ki: “Hayır, sen yalan söylüyorsun, Genel Başkanımız doğru söylüyor.” Ben buradan şu anda gitmeye hazırım.
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya)Evet, Genel Başkanımız doğru söylüyor.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Evet, 16 dosyada…
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya)Sen yalan söylüyorsun.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Hayır, hayır. 11 dosya savcılıkta, 2 dosya mahkemede, 3 dosya da idari soruşturmada.
Bitmedi daha, evet, daha bitmedi.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)Ceza yok, ceza yok, ceza yok.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Daha bitmedi.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)Hiçbir ceza yok.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Bir taraftan Battal İlgezdi soruşturmaları… Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen ve bizim, Battal İlgezdi’yi almaya konu aldığımız, konu olan 11 tane. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında mahkeme yürüyor. Yetmedi, 3 tane de idari soruşturma var. Yetmedi, kovuşturmalar var -bakın, biraz sonra söyleyeceğim- yetmedi, kovuşturmalar var. Bu kovuşturmalardan bir tanesi haksız mal edinme, bir tanesi de görevi kötüye kullanma. Davası bugündü bir tanesinin, bir tanesinin davası bugündü.
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya)Ne oldu? Ne var bunda?
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Bakın, ben hata yaptım. Niye hata yaptığımı söyleyeyim mi?
ALİ ÖZCAN (İstanbul)Kardeşim, Battal davasını bırak, kendine gel!
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Bu karar, savcı tarafından, bir ay sonra…
ALİ ÖZCAN (İstanbul)Battal davasını bırak, kendine gel! Sorduğumuz sorulara cevap ver!
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)…yani onun kamu görevi yapmayacağına ait iddia ettiği karar ağustos ayında verildi. Ben ağustos ayından beri, maalesef, Kato’da olduğumdan dolayı, maalesef, Herekol’da, maalesef, yiğitlerimizin yanında, Türkiye’de terörle mücadele ettiğimden dolayı üç ay, dört ay geciktim. Özür diliyorum milletimden! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya)Sen kendini anlat, kendini.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Bak, küfürlü konuşma!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)Hayır, hayır, küfür yok.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Bak, küfürlü konuşma!
ÖZKAN YALIM (Uşak)Küfür etmedi ki.
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla)Bak, küfürlü konuşma!
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
63 konuşma daha · 22 Aralık 2017