Öneriler
Antalya Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 8. Birleşim · 5. yasama yılı · 20 Ekim 2026 · 665 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Uğur Poyraz (İYİ Parti), 20 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖNERİLER); konuşma 665 kelime.
Uğur Poyraz (İYİ Parti, Antalya). “Öneriler”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ugur-poyraz-2026-10-20-oneriler (erişim: 20 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149092
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İYİ PARTİ GRUBU ADINA UĞUR POYRAZ (Antalya)Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Uzun zamandır hem siyasette hem de ülke yönetiminde iktidar ve muhalefet arasında "size göre"ler, "bize göre"ler var. Oysaki sizin doğrularınız ya da bizim doğrularımız değil, ihtiyacımız olan mutlak ve ortadaki hakikatler. Şimdi, mesela, terörün tanımını yapabilir misiniz? Size göre terörün tanımı ne? Yani bundan iki yıl önceki terörün tanımı ile bugünkü terörün tanımı ne? Ya da yolsuzluğun tanımını yapabilir misiniz? Bir ortak tanımımız var mı yolsuzlukla ilgili? Ya da yoksullukla ilgili ya da yoksunlukla ilgili bir ortak tanımımız var mı? Peki, kul hakkıyla ilgili bir ortak tanımımız var mı? Bunu yapabilir misiniz? Kendinize yapabilir misiniz? Bu tanımı bize yapabilir misiniz? Ya da bu tanımlarımız ortaklaşabilir mi? Sanıyorum, problem cümlesi ve meselenin özü buradan kaynaklanıyor. Her on yılda bir kahramanların hain, hainlerin kahraman olduğu bir memleketteyiz ve bu memleketi siz yönetiyorsunuz. Yolsuzluk dilinize pelesenk olduğunda, bir süre sonra Cenab-ı Hak, o yolsuzluk sarmalını doğrudan siyasetçilerinizin, aktörlerinizin, hatta atadığınız bürokratların bile karıştığı bir sarmal hâlinde önünüze koyuyor. Şimdi, bunlardan bir tanesi de bu eski Bakanınız, eski Bakan aynı zamanda eski Genel Başkan Yardımcınız, sizin ismini sarf etmediğiniz "Aramızda hırsıza, rantçıya yer yok." diyerek örtülü bir şekilde tanımladığınız Fatma Betül Sayan'ın hakkında çıkan, özel kalem müdürlüğünden 60 kişiyi istisnai memuriyete almış olması.
Şimdi, birçok şey istisna iken iktidarınız döneminde bu da olağan hâle gelmiş bir konu. Tutuklama da normalde istisna ama iktidarınızda olağan, bu memuriyete atama işi normalde istisna ama iktidarınızda olağan. Bu konuya ilişkin hem Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a hem de şu anki Aile Bakanına kaç kişinin bu şekilde göreve alındığını, nereye atandığını ve şu an hâlihazırda hangi görevde olduğunu sorduk. Bununla birlikte de bu konuda bir araştırma önergesi verdik ve şu anda da bu araştırma önergesi hakkında konuşuyorum.
Şimdi, biraz önce ifade ettim ya, kul hakkını beraber değerlendirelim diye. Şimdi, bu özel kalem müdürlüğünden memuriyete geçişin, 2010 ve sonraki yıllardaki KPSS sorularının çalınarak FETÖ'cülerin memuriyete geçmesinden ne farkı var? Siz görebiliyor musunuz bir fark? Onda da bu ülkenin yetişmiş evlatları, bu ülkede çalışmış, uğraşmış, didinmiş hatta sizin yeğenleriniz, kardeşleriniz, arkadaşlarınız... İktidar-muhalefet fark etmeksizin hepimizin evlatlarının, arkadaşlarının girip kazanamadıkları ama FETÖ'cülerin soruları çalmak suretiyle kamu görevinde istihdam edildikleri sistem ile bunun arasındaki fark ne? Bu da kul hakkı değil mi? Bu kul hakkını araştırmak sizin de mesuliyetiniz değil mi? Ben "Siz yaptınız." demiyorum, buradaki hiçbir milletvekilini bununla ilgili isnat etmiyorum ama böyle bir hakikat var, böyle bir gerçeklik var. Dolayısıyla, sizler bakanlara gidip de bir konuyu rica edene kadar, bir konuyla ilgili bir sorunu izah edene kadar neredeyse kırk takla atmak zorunda kalıyorsunuz ama birileri istisnai memuriyetle hop...
Şimdi nerede bunlar? Var mı bunların içlerinde özel kalemlikten gelip bakan yardımcısı olan, var mı kurum başkanı olan, var mı bürokraside bu konuma gelenler; tanıyor musunuz, biliyor musunuz? Elbette var. İşte, onların kim olduğunu, buralara layık olup olmadıklarını, bu liyakati haiz olup olmadıklarını, bütün bunları gözlemlemek zorundayız; bu, Parlamentonun sorumluluğu, sizlerin de vicdani sorumluluğu. İtham etmiyorum, isnat etmiyorum; bu sürece ilişkin sorumluluğunuzu hatırlatıyorum. Bu sorumluluk çerçevesinde Parlamentonun ve milletvekilliğinizin gereğini yapmanız için sizi davet ediyorum çünkü bu kul hakkı yemekten başka bir şey değildir. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bu, FETÖ'cüleri istihdam etmekle aynı mantıktır, aynı zihniyettir ve bunun reçetesi de menşesi de maalesef ve maalesef iktidarınızın duvarında asılı durmaktadır.
Şimdi, bu konuya ilişkin bu vesileyle de süremi çok fazla aşmak istemiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, devam edin.
UĞUR POYRAZ (Devamla)Bu vesileyle, özellikle bu fon krizinden sonra "Sağlığım iyi değil." diyenler, görevden affını isteyenler ya da görevden affı istenenler, görevden alınanlar, görevden el çektirenler ve personel emrine alınanların; bütün bunların mevcut atanmış, liyakatine değil biatine göre atanmış tüm bürokratlara da örnek olmasını ve ibret olmasını önemsediğimizi de ifade ediyorum. Buradan tüm bürokratlara sesleniyorum: Attığınız her imza, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde" yani "Sayın Cumhurbaşkanımızın bilgisi dâhilinde" denilerek size verilen her talimat doğrultusunda attığınız imza bu milletin vicdanında bir gün ortaya çıkacaktır, o günler de çok ama çok yakındır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
80 konuşma daha · 20 Ekim 2026