İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 10. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Genel Kurul · Açıklamalar

Uğur Poyraz

Antalya Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 10. Birleşim · 5. yasama yılı · 22 Ekim 2026 · 769 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Uğur Poyraz (İYİ Parti), 22 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 769 kelime.

Uğur Poyraz (İYİ Parti, Antalya). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ugur-poyraz-2026-10-22-aciklamalar (erişim: 22 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149317

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

UĞUR POYRAZ (Antalya)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sizi, Genel Kurulu ve ekranları başındaki bütün vatandaşlarımızı selamlıyorum.

Şimdi, bu fon skandalı patlak verdiği günden beri iktidar temsilcileri, yetkilileri, sözcüleri, başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı da dâhil ısrarla kamu kaynaklarının kullanılmayacağını ifade ediyorlar. Bu "kamu kaynaklarının kullanılmayacağı" ifadesi üzerine de bu konuya ilişkin vatandaşın yüreğine su serptiklerini zannediyorlar ama aslında bunun arkasında bu süreci gözetlemek, denetlemek ve gerektiğinde müdahale etmek zorunda olanların, daha doğrusu görevi bu olanların, bu ortaya çıkan zararlara ilişkin onlara rücu edilmesini baypas eden, engelleyen bir hadise bu. Dolayısıyla bununla ilgili de hem vatandaşın hem kamuoyunun biraz daha dikkatli olması lazım.

Bugün, biraz önce bülteni aldığım zaman, Çukurova Belediyesinde 49 kişi adliyeye sevk edilmiş, Çukurova Belediyesinde adliyeye sevk edilen 49 kişinin suçlamaları içerisinde fiilen çalışmayanların maaş alması suçlaması da var, fiilen çalışmayanların maaş alması. 455 bin yatırımcının perişan olduğu ve bunu gözetleme, denetleme ve gerektiğinde müdahale etme durumunda olan kurumlarda da hiç kimsenin fiilen çalışmadığı ortaya çıkan skandal ve büyük yolsuzlukla tescillenmiş durumda. Dolayısıyla bunlara ilişkin hiçbir işlem yapılmaması da oldukça düşündürücü. Ve dikkat edin, şu ana kadar süreçte ne yapıldı? Özel sektördekilerin hepsi çağrıldı, gözaltı işlemi yapıldı, bunlarla ilgili tutuklama işlemi yapıldı ama kamu görevlilerine ilişkin hâlâ görevden el çektirme, personelin emrini alma ya da onlarla ilgili soruşturmaya dâhil etme eylemine geçilmedi, bununla ilgili Devlet Denetleme Kurulunun süreci ve ön raporu bekleniyor.

Evet, dün gece verilen önerge... Dün gece verilen önergede de iktidar tarafının kendince haklı gerekçeleri olmakla birlikte, burada yatırımcıların tamamının olağan şüpheli olarak kabul edildiği bir durum söz konusu ve bu insanlar bir an önce yatırımlarına, koydukları paraya ve paraların getirilerine kavuşmaya çalışıyorlar ama bu süreçle ilgili hâlâ kendilerine gösterilmiş bir yol yok. Bu insanlar sosyal medyadaki yarım yamalak bilgilerle, bu süreç nedir, ne değildir, bununla nasıl mücadele edeceğini ve eylem planını, yol planını, yol haritasını açıklamamış iktidarın birbiriyle çelişkili beyanlarıyla, zaman zaman muhalefetin uzmanlık alanı gerektiren bu hususa ilişkin keyfî açıklamalarıyla vatandaşın kafası ciddi anlamda karışık hem yatırımcıların kafası karışık hem bundan doğrudan ve dolaylı etkilenen diğer çemberlerin ve halkaların da kafası karışık. Bu konuda başta iktidar, başta yetkililer ve muhalefet partileri de olmak üzere herkesin çok dikkatli bir dil kullanması gerekiyor.

Burada zaman zaman açıklamalara dikkat ediyorum hem meslektaşlarımın hem hukukçuların hem de iktidar cenahının şöyle bir açıklaması var: "Borsa ve fon işi her zaman risktir. Borsa ve fon işi her zaman risktir." diyorlar. Ben buradan iktidar mensuplarına hatırlatmak istiyorum. Yirmi dört yıllık iktidarınızın sonucunda -milletvekili sıfatımı boş verin- bir yurttaş olarak söyleyeyim: Bu ülkede en büyük risk, sizin yönettiğiniz ülkede vatandaş olmak. Sizin yönettiğiniz ülkede vatandaş olmak zaten başlı başına bir risk çünkü vatandaşın her biri... Biraz önce, Sayın Hüsmen Kırkpınar hatırlattı, eskiden sadece, yılbaşında çekilen bir tane Milli Piyango bileti vardı, her aile için bu bir eğlenceydi, bir tane Milli Piyango bileti çekilirdi. O yılbaşı gecesi de o toplar fırıl fırıl dönecek de oradan üç beş sayıya, amortiye bile vatandaşın tamamı fitti. Geldiğimiz Türkiye'de "Yolda yürürken kim düşecek?" diye bile bahis oynayan bir toplum hâline geldik; her taraf yasa dışı bahis, her taraf yasa dışı kumar. İnternette herhangi bir şeye bakıyorsun, karşına bir yasa dışı bahis sitesinin ışıltılı hayat reklamları çıkıyor ve gayet kolay, herkes kısa yoldan köşeyi dönmeye çalışıyor. Ankara'da bir dönem semtler vardı hatırlarsınız, gazeteciler bile söylüyordu, her masada milyon dolarların konuşulduğu semtler. Bakın, Türkiye'de sermayenin el değiştirmesiyle birlikte kültürel erozyon da oluşmaya başladı. Türkiye gittikçe tehdit altında, toplum gittikçe tehdit altında savrulmaya başladı ve bu süreçlerin tamamının sorumlusu başlı başına iktidar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya)Evet, dünyada bir ahlaki çöküntü var, Türkiye'nin bundan nasibini almaması mümkün değil ama bu çöküşe, bu erozyona ilişkin Türkiye'yi de yöneten bir iktidar var. İktidarın yapması gereken bu çürümeyi ya da bu erozyonu tek başına engelleyemez ama bununla ilgili tedbirler alır. Ama bunu daha önce de ifade ettik, partimizin hatipleri de ifade ettiler, bu iktidarın yönetim anlayışı şunun üzerine kurulu: Muhalefet ne derse desin, kendi yetkilileri ne derse desin bir felaket gelirken ikazlara kulak asmıyor, her felaketten bir fırsat oluşturuyor, her felaketin sonrasında yeni bir yasaklar silsilesi getiriyor. Bu ülkenin başına gelen her felaketin, o felaket gelirken bütün sinyalleri ortadadır. Hem siyaset hem toplum hem kanaat önderleri bu felakete ilişkin gerekli uyarıyı yapar, iktidar umursamaz, ondan sonra, başa gelen felaketten sonra da yasaklar oluşur. Bunun en bariz örneklerinden bir tanesi de 22 Ekim 2025'te Sayın Müsavat Dervişoğlu bu borsa ve fona ilişkin uyarıda bulundu, 2 Kasım 2025'te uyarıda bulundu, hiç kimse umursamadı. Gelinen nokta da şimdi, gece yarısı önergeleriyle ne yapacağını bilmeyen bir iktidarın bu işi zaten mahvetmiş kurumlarla bu işi düzeltme çabası.

Teşekkür ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 22 Ekim 2026

Günün kaydı →
50 konuşmanın tamamı →