İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle

Yavuz Ağıralioğlu

İstanbul Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 97. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Temmuz 2019 · 573 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti), 3 Temmuz 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 573 kelime.

Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti, İstanbul). “İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 3 Temmuz 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yavuz-agiralioglu-27-2019-07-03-iyi-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=79299

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Naci Bostancı Bey’le Genel Kurul öncesinde bir istişare yaptık. Ritmini hızlandıralım, Meclisin çalışma temposunu artıralım, önergeyi haftaya bırakalım diye istişare ettik. Bir hassasiyet izhar ettim, sebebi şu: Şimdi, Türkiye, Türk Parlamentosu, Türk yurdu, Türk milleti gibi tarihin adını, sanını bildiği yazılı ya da rivayetle intikal eden milletler içerisinde adı şerefle zikredilebilen bir milletin şu anda en yetkili mercisindeyiz biz. Naci Bey’e de söyledim, dünyanın görüp görebileceği en büyük devletleri kurabilmiş, medeniyetler inşa etmiş bir milletin Meclisinde bir cinayet şebekesiyle ilgili cümle kuruyor olmanın utancıyla konuşuyorum.

Sebebi şu: Terör örgütleri sansasyonel eylemler yaparlar ki adları duyulsun diye. Türk devletinin Parlamentosunda bir cinayet şebekesinin adıyla sabahtan akşama kadar birtakım mevzularda birbirimize sataşıyor olmanın zilleti bize, buradan doğacak kuvvet de PKK’yadır. PKK, eline geçirdiği bütün imkânları harcasa Türk devletinin Parlamentosunda kendi adına cümleler kuran parlamenterler, kendi adına cümleler kuran bakanlar, kendi adına cümleler kuran Cumhurbaşkanları çıkaramazdı ama Türk devleti, siyasi mücadele edeceğim hevesleri içerisinde, devletin güvenlik konseptinin halletmesi gereken, güvenlik stratejisinin belirlemesi gereken hamleleri rayından çıkarıp siyasi mecrada avantaj hâline dönüştürmeye çalışan bir cinnetin elinde PKK’ya inanılmaz bir propaganda avantajı olarak sunmuştur.

Dolayısıyla biz şimdi neyle karşı karşıyayız? “Devlet müzakere etmez.” demedik, yanlış anladı Hükûmetimiz bizi. “Devlet terör örgütünün unsurlarıyla birtakım görüşmeler yapmaz.” demedik, yanlış anladı Hükûmetimiz bizi. Devlet görüşür, bir cinayet şebekesinin başıyla, yakalandığı zaman uçakta “Anam da Türk.” diyecek kadar teslim bayrağı çekmiş bir alçakla görüşebilir devlet, görüşür ama daha fazla can yanmasın, daha fazla evlat kaybolmasın diye görüşür. Görüşür ama bu terör başına, bu teröristin başına şöyle demez devlet: “Adımız ne olsun? Anayasa’mız nasıl olsun? Anayasa’yı nasıl yazmamızı münasip görürsünüz? Acaba biz millet olarak hangi bayrağı kendimize seçelim?”

Dolayısıyla, bugün de İmralı’ya, seçime iki gün kala, bu meseleyle ilgili ihtisası olduğu söylenen bir akademisyenin gönderilmesi, problem değildir. Devlet, bir caniye, bir terörist başına mevzunun uzmanı olan bir adamı gönderebilir, mevzuda ihtisası olan, kariyeri olan, bu mevzuda birtakım faydaları olacağına itimat ettiği bir adamı gönderebilir; problem yok ama bu gönderdiği adama “seçmen davranışlarını yönetebilir mi” diye tembihte, telkinde bulunamaz yahut bir devlet, İmralı’dan, bir caniden gelen mektubu devletin başına televizyonlarda yorumlatamaz, yorumlayamaz.

Cumhurbaşkanını her şekilde görmeye razı olabiliriz, hükûmet sistemimiz değişti, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi de olsa, partili cumhurbaşkanı da olsa, Tayyip Bey’i bize kızarken de görsek, bazen kantarın topuzunu kaçırıp bizi ilzam edebilecek şekilde, bize hareket edecek şekilde cümle kurarken de görsek bile bunlara dayanabiliriz; lakin evlatlarımızın katili bir alçağın yazdığı mektubu yorumlarken görmek istemeyiz.

Dolayısıyla, burada, bu mevzuda birkaç şeyin cevaplanması lazım. Bir, bu konu, bir istihbarat stratejisi midir? Yani istihbarat organizasyonumuz Millî İstihbarat Teşkilatımız, bir güvenlik endişesiyle kendine ait bir perspektifi Hükûmete mi sunmuştur; yoksa, Hükûmet, kendisi pozisyon alıp buradan memlekete, millete hayrının olacağına inandığı bir süreci başlatmak mı istemiştir?

Şimdi, bununla ilgili endişelerimizi yüreğimizi ağzımıza getirecek şekilde tekrarlamamızın sebebini ifade etmeye çalışacağım size. Daha önce pek de parlak olmayan bir siciliniz var bu mevzuda yani “Memlekette kan dursun.” diye teşebbüs ettiğiniz işlerden evlatlarımızın kanı gitti, canı yandı. Daha önce “Kanı durduracağım.” diye heves ettiğiniz işlerden Türk devletinin vakarına ziyan oldu. Türk devleti, arama, kontrol noktalarını gevşetin.” diye heves ettiğiniz çözüm sürecinden o kazılmış çukurlara 793 evladını gömerek çıktı. Dolayısıyla şimdi benzer hatalar yapacaksınız diye ödümüz patlıyor. Ben -parti grup kararı müstesna, efendim, liderlerin bu mevzudaki ısrarı ve telkinleri müstesna olmak üzere- herhâlde İmralı’nın muhataplığından HDP haricinde hiçbir milletvekilinin hoşnut olduğuna inanmam yani HDP’nin haricinde İmralı’yla muhatap olmaktan bu Parlamentodaki hiçbir mebus asla hoşnut olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

132 konuşma daha · 3 Temmuz 2019

132 konuşmanın tamamı →