İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 96. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Haziran 2020 · 561 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti), 9 Haziran 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 561 kelime.
Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti, İstanbul). “İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yavuz-agiralioglu-27-2020-06-09-iyi-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=88381
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; partimin Ayasofya’yla ilgili önerisi üzerine huzurlarınızdayım.
Ayasofya meselesi her konuşulduğunda hissesine bu mevzuyla ilgili mahcubiyet ve hicran düşmüş bir neslin mensubuyum ben. Siyasi sicilimizde kavganın, nizanın pek iftiharı olmaz ama galiba bizim gençlik yıllarımızdan itibaren mücadele edip siyasi sicilimizde gözaltının, kavganın, nizanın en çok iftihar duyacağımız hatıralarını Ayasofya eylemleri oluşturmuştur. O hâl almıştır ki neredeyse biz mevzuyu beklemek isteyen görevli polislerimizden dayak yemeyelim diye İstiklal Marşı, gözaltına alınmayalım diye protesto namazı kılmaya başladık bir ara.
Önergemizde bir imla, bir cümle hatası olmuş, Ayasofya fethin tek sembolüdür, fethin sembollerinden biri değildir; fethin İstanbul’daki tek sembolüdür.
Ayasofya Danıştay kararı beklenilerek camiye dönüştürülecek bir yer değildir, Ayasofya fethin kılıç hakkıdır. İstanbul’u Danıştay mı fethetti ki Danıştay kararı beklenerek İstanbul’da caminin, İstanbul’da Ayasofya’nın camiye dönme sürecinin yönetilmesine böyle cümleler kuruluyor? (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Ayasofya mevzu olunca hissesine her türlü cümleyi kurmak düşen iktidarın bu mevzuda da aslında tenkit ettiğimiz pek çok tartışmalı cümlesine şahit olduk. Sayın Cumhurbaşkanı kendi kurmasa da mesela AK PARTİ Grubundan başka arkadaşlarımız kurabilse bunu anlaşılabilir bulabilirdik. Efendim, “Ayasofya açılacak mı Sayın Cumhurbaşkanım?” Cevap: “Sultanahmet doldu mu ki Ayasofya’yı açalım?” Ayasofya doluluk mevzu edilerek konuşulacak bir cami değildir, bütün camiler boş kalsa yahut Ayasofya’da ibadet edecek hiçbir Allah’ın kulu olmasa bile Ayasofya camidir ve açılmalıdır. Dolayısıyla, diğer camileri doldurmadan orayı açmamak gibi bir mevzu fethin ruhunu anlamamak demektir; yanlış cümledir. Efendim, sual: “Ayasofya açılmalı mıdır?” Cevap yine Cumhurbaşkanından: “Ayasofya’yı açarız ama devlet yönetmek diye bir ciddiyet varsa dünyanın muhtelif yerlerinde camilerimiz var, onların kapatılmasını, onları riske sokacak bir tehlikeyi biz de bu şekilde tetiklemiş oluruz, bunu da düşünmek durumundayız.” Bu da aynı mevkiden bir cevap. “Ayasofya açılmalıdır.” cümlelerine gençlik yıllarında eylemleriyle katılmış bir idealizmin de temsilcisidir Sayın Cumhurbaşkanı.
Bülent Turan Bey dün açıklama yapmış “İYİ PARTİ Grubundan da bu mevzuda bir hassasiyet bekliyoruz.” diye. Evet, Ayasofya açılmalıdır. Ayasofya’nın açıldığı günü abdestimizle bekliyor olacağız ve orada iftiharla, şerefle ibadetimizi yapacağız. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Ayasofya’da ibadeti biz yapacağız, sizlerle beraber yapacağız. Lakin AK PARTİ Grubuna münhasıran, hususiyetle AK PARTİ Grubuna, umumiyetle de yaşayan ve İstanbul’da fetih sorumluluğunu taşımak isteyen insanlara itikâf teklif edeceğiz. Yani fethin şükür namazını Ayasofya’da kılacağız, ondan sonra İstanbul’a hizmet etmek sorumluluğunu medeniyet, hikmet, nezaket, insan, şehir, aklınıza gelen her türlü mücerret tedai üzerinden sorumluluğunu hecelemiş insanlara itikâf teklif edeceğiz. İstanbul’un ne hâle geldiğini Ayasofya’nın müze olduğu yıllar itibarıyla dışarıdan muhasebe edememiş olan savrulmaya belki fethin ruhu içeride hâkim olur da bu İstanbul’u ne hâle getirdiğimizin duygusunu tefekkür etme imkânına kavuşursunuz. Ayasofya’nın açılışına orayı fethetmiş bir kumandana hürmeten, orayı fethetmiş orduya hürmeten nezaret edecek olan siyasi iradenin şöyle bir sorumluluğu vardır: Ayasofya’yı açmak bizi Fatih’in bedduasından kurtarabilir ama Ayasofya’yı açacak fethin ruhuna sadık olmaktır fethin ruhuna sadakat. İstanbul’u bu hâle getirdikten sonra “Fetih Suresi’yle açtığınız binanın dışında İstanbul’a ait ne kalmıştır?” sorusunun cevabını vermelidir siyaset. Siyaset şunun cevabını vermelidir: Bugün açılışına ervahın geleceğine itimat ettiğimiz, muvaffak olabilirseniz ve açabilirseniz fethedilme sürecinde şehadeti göze almış nice ecdadın, nice ervahın orada hazır bulunduğunu, müşahhas olarak da hayalinizde Fatih’in de hazır bulunduğunu düşünürseniz, farzımisal Fatih’in de açılışa geldiğini düşünürseniz “Biz bu şehri bu hâle getirdik.” diye bir adım öne çıkacak içimizde kaç kişi var? İstanbul’u bu hâle getirdikten sonra “Senin bize bırakmış olduğun bu şehri bu hâle getirdik.” diye bir adım öteye çıkacak içimizde kaç tane şanslı adam var?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla)Bitiriyorum Başkanım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
80 konuşma daha · 9 Haziran 2020