İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · SALI

HDP Grubu önerisi münasebetiyle

Züleyha Gülüm

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 42. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Ocak 2019 · 607 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Züleyha Gülüm, 8 Ocak 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HDP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 607 kelime.

Züleyha Gülüm (İstanbul). “HDP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zuleyha-gulum-27-2019-01-08-hdp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=75669

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)Merhabalar.

Önerge üzerinde; kadın cinayetleri ve kadına yönelik erkek şiddetinin önlenmesine yönelik bir araştırma komisyonu kurulması önerimiz var, bunun üzerine konuşacağım.

Bildiğiniz gibi bir İstanbul Sözleşmesi var, Türkiye'nin de ilk imzacısı olduğu sözleşmelerden bir tanesi. Bu sözleşmeye göre, kadına yönelik erkek şiddetinin, kadın cinayetlerinin nedenlerinin açığa çıkarılması, bu konuda istatistiki verilerin ortaya çıkarılması ve tabii ki bunların önlenmesine yönelik, devlet, Türkiye devleti ciddi sorumluluklar üstlenmiş durumda. Ancak bugüne kadar, kasım ayına kadar, tüm soru önergelerimize rağmen, sivil toplum kuruluşlarının, kadın örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin taleplerine rağmen bu konuda herhangi bir istatistiki çalışma sunulmamıştı, bu konuda bir açıklama yapılmamıştı.

En son kasım ayında, İçişleri Bakanlığı tarafından bir basın toplantısıyla, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete ilişkin bir açıklama yapıldı. Adalet Bakanlığının verilerine göre, kolluk kuvvetlerinin aldığı, mahkemeler tarafından onaylanan koruma kararı sayısı, 2013’te 60 bin civarındayken 2017’de 99.475’ti. 2017 yılında ise 133.809 kadın şiddete maruz kalmıştı. Yani bu açıklamalara göre bile bir günde 377 kadın maalesef bu ülkede erkek şiddetine maruz kaldı.

Tabii biz şunu da biliyoruz: Bunlar istatistiklere yansıyan rakamlar çünkü birçok kadın, aynı zamanda, bu şiddeti maalesef ne yargıya ne karakollara ne de devletin herhangi bir kurumuna bildirmiyor; çözüm üretilmeyeceğini, şiddetle baş başa kalacağını gördüğü için bunlar hakkında herhangi bir suç duyurusunda bulunma gereği de duymuyor çünkü bazı suç duyuruları yapıldıktan sonra kadın çok daha fazla şiddete maruz kalıyor.

Bu istatistikler Adalet Bakanlığının istatistikleri ama basın ve bilgi alma yoluyla kadın cinayetlerini takip eden STK’lerin de düzenli olarak yayınladıkları istatistikler var. Bu rakamlarsa şöyle: 2016 yılında 328 kadın öldürülmüş, 2017’de 409 kadın öldürülmüş, 2018 yılında ise 440 kadın erkekler tarafından katledilmiş. 2015-2017 yılları arasında, koruma kararına rağmen, bakın, koruma kararına rağmen, aslında devlet tarafından korunmadığı için, koruma kararı sadece görünüşte kaldığı için 20 kadın koruma kararı alınan erkek tarafından öldürülmüş.

2018’in başında yapılan bir araştırma var: Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması. Buna göre, “Türkiye'de kadınların en çok yaşadığı sorun nedir?” sorusuna yüzde 61’le “şiddet” denmiş. Bu oran 2016 yılında yüzde 53’tü. Bakın, toplumun tamamı şunun farkında: Kadınlar şiddetle baş başa, çok ciddi oranda erkek şiddeti yaşıyorlar ve en büyük sorun olarak da bu tespit ediliyor. Tüm bu rakamlara rağmen İçişleri Bakanlığı basın toplantısında şöyle diyebiliyor: “Kadına yönelik şiddet Türkiye'de azalmıştır.” Oysaki bu rakamlara baktığımızda, bırakın azalmayı, aslında uzun bir süredir kadına yönelik şiddet ve cinayetler artıyor, çocuk istismarı artıyor ve sadece öldürme değil, kadına yönelik her türlü şiddette ciddi bir artış oluyor.

Tabii ki bu artışın sebeplerinden bir tanesi OHAL dönemiydi, peşinden de aslında kalıcılaşan OHAL dönemi. Adı, kendisi “OHAL dönemi” denmese de aslında kalıcılaşan bir OHAL döneminden bahsedebiliriz.

2018 yılında bir diğer şeyse, yine geçen yıllardan devralınan ama bu dönem daha da fazla artan kadına yönelik erkek şiddetinin meşrulaştırılması oldu. Teşvik edildiği bir ortamda yaşamaya zorunlu kıldık. Kadının siyasette, iş hayatında yeri olmadığı açıklamalarının üniversitelerden geldiği bir ortamda yaşıyoruz. Atanan dekanlar, rektörler art arda kadınların iş hayatında yeri olmadığını, üniversitelerde yeri olmadığını anlattı durdu. İşte tam da böyle bir ortamda akademisyen arkadaşımız Ceren Damar öldürüldü. Bu bir tesadüf değildi, tam da yarattığınız üniversiteler, tam da yarattığınız toplumdaki erkek şiddeti bu noktaya getirdi ve Ceren Damar öğrencisi tarafından öldürüldü. Öğrencisi öldürürken ne demişti? “Beni tersledi, kendime hâkim olamadım.” dedi. Bu neydi aslında? Erkek egemen dünyada bir kadın bir erkeği tersleyemezdi, onun dediğine itaat etmek zorundaydı; aynı iktidarın yaklaşımı gibiydi, “Makbul kadın olacaksınız ya da yok olacaksınız.” diyordu.

Yine, bir başka vaka: Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesinde genç bir öğrenci tacize maruz kaldı. Öğretmenin görevden alınması, en azından uzaklaştırılması istendi. Ama ne oldu? Tacizci öğretmen görevden alınmak yerine öğrenciler boykot yaptığı için 5 öğrenciye ceza verildi.

Yine, diğer bir hikâye Temmuz 2016’da İstanbul Tuzla’da yaşanan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

83 konuşma daha · 8 Ocak 2019

83 konuşmanın tamamı →