İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/1014 GÜNDEMDE

Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşullarına ilişkin bazı iddiaların araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Salihe Aydeniz Mardin · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

İmralı Cezaevi'nde 25 yıldır tecrit koşulları altında tutulan, son 35 aydır kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayan Sayın Abdullah Öcalan üzerinde sürdürülen tecritin; Türkiye?deki sosyal, siyasal, ekonomik, hukuki gelişmelere etkilerinin ve diğer tüm boyutlarıyla sonuçlarının açığa çıkarılarak çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması ve bir Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz 15.02.2024.

GEREKÇE ÖZETİ

Yüzyılı aşkın süredir devam eden Kürt sorunu, günümüze kadar on binlerce insanın yaşamını yitirmesine, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve büyük ekonomik kayıplara neden olmuş, olmaya da devam etmektedir.

Metnin tamamını göster (12 paragraf daha)Metni kısalt

Türkiye'nin içinde bulunduğu çoklu krizlerin temelinde de yatan bu sorunun, barışçıl ve demokratik yollardan çözümü için 2012 yılında İmralı Cezaevinde tutulan Sayın Abdullah Öcalan ile hükümet ve devlet heyetleri arasında görüşmeler başlamış, adına "Çözüm Süreci" denilen döneme girilmiştir. Ancak Sayın Öcalan'ın tüm çabalarına rağmen süreç, 2015 yılında hükümet tarafından sonlandırılmıştır. Akabinde demokratik, barışçıl çözüm yöntemleri yerine Türkiye'ye ve Türkiye halklarına kaybettiren askeri/güvenlikçi politikalara dönülmüştür. Cumhuriyet tarihinin en sistematik ve kapsamlı barış girişiminin sonlandırılması ile Sayın Öcalan'a uygulanan tecrit ağırlaştırılmış, son 35 aylık dönemde ise tam bir iletişimsizlik halini almıştır.

İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT), 5 Ağustos 2020'de açıkladığı raporda, İmralı Ada Cezaevi'nden hiçbir şekilde haber alamama halini "incommunicado" yani mutlak iletişimsizlik olarak tarif ederek uygulanan sistemin işkence olduğunu kayıt altına almıştır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi ise 6 Eylül 2022 tarihinde, "incommunicado tutukluluk haline son verilmesi ve başvurucuların kendi seçecekleri bir avukatla derhal ve herhangi bir kısıtlama olmaksızın erişim sağlanması" kararını almıştır. Ancak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesinin aldığı bu kararın gereği yerine getirilmediği gibi mutlak iletişimsizlik halini ortadan kaldıracak herhangi bir adım da atılmamıştır.

GEREKÇE

Milyonlarca insanın siyasi iradesi olarak gördüğü, "Çözüm Süreci"nde" devletin ve hükümetin heyetleri ile görüşen Sayın Öcalan'a uygulanan mutlak tecrit, salt bir kişiye "özel bir uygulama" olarak görülemez. Kürt sorununun baş müzakerecisi ve temel siyasi aktörü olarak kabul edilen Öcalan'a uygulanan tecrit politikası, topluma dönük politik, ekonomik, sosyal, hukuki boyutları ve ciddi yansımaları olan bir tecrit sistemidir.

Tecrit sisteminin İmralı"dan başlayarak bütün cezaevlerinde hayata geçirilmesi bu bağlamda tesadüfi değildir. 2000'li yıllarda F Tipi Cezaevleri ile tartışılmaya başlanan hücre tipi cezaevleri, tam bir izolasyonu hedefleyen yeni model ve versiyonlarıyla hızla yaygınlaşmaktadır. Y tipi, S tipi ve Yüksek Güvenlikli Hapishaneler olarak adlandırılan bu cezaevleri, insanın psişik ve fiziki yapısı üzerinde ciddi tahribatlara yol açmaktadır. Tutuklu ve hükümlüleri dış ortamdan yalıtarak yalnızlaştırmayı, iradesini parçalayarak yok etmeyi, ruhsal ve bedensel olarak yavaş ve sessiz bir imhayı hedefleyen bu yapılar, "tek kişilik odalar" şeklinde kurgulanmıştır. Cezaevlerinde bu dönüşümün en ağır biçimiyle ilk uygulandığı mekân olan İmralı Ada Cezaevi, tecrite dayalı yönetme tekniklerinin de geliştirildiği yerdir.

"Öcalan Yasaları? olarak bilinen ve binlerce mahpusu etkileyen hukuki olmayan yasal düzenlemeler de bu bağlamda ele alınmalıdır. Sayın Öcalan'ın şahsına yönelik yapılan hukuki düzenlemelerin başlıcası ise koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmaması ve ölünceye kadar ceza infaz kurumunda kalması yönündeki kanuni düzenlemedir. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 18 Mart 2014 tarihinde İmralı"da tutulan Sayın Öcalan'a şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapis cezası verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 3'üncü maddesinin ihlali olduğuna hükmetmiştir. Bu ihlal kararının gereği yerine getirilmediği gibi İmralı'da fiili olarak devreye konulan birçok uygulama daha sonra kanunlaştırılarak cezaevlerine yayılmıştır. Bu bağlamda Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda (CMK) yer alan avukat-müvekkil görüşmesini sınırlayan çok sayıda hüküm ve düzenleme, uygulanan tecrit sisteminin birer yansımasıdır. Mahpusların; ziyaretçileriyle görüşmelerinden, telefon ve iletişim haklarından menedilmesine kadar çeşitli iletişim araçlarından yararlandırılmamaları gibi çok sayıdaki uygulama ilk olarak İmralı Cezaevi'nde devreye sokulmuştur.

Tecritin, "Çözüm Süreci"nde esnetildiği barış ve müzakere sürecinin yürütüldüğü dönemde çatışmalardan kaynaklı ölümler durmuş, huzur ve refahta artış olmuş, milli gelir ise en yüksek seviyelere çıkmıştır. 2013 yılında dönemin başbakanı olan Recep Tayip Erdoğan "Çözüm Sürecinin en önemli sonuçlarından biri de kesinlikle ekonomik göstergeler, ekonomik neticeler olacaktır... Çözüm süreciyle birlikte canları tehditten kurtardığımız kadar, ekonomiye de can suyu olacak yeni bir dönemi, yeni bir süreci başlatmış olacağız." demiştir. 2013 yılında en yüksek seviyeye çıkan milli gelir, tecrittin ağırlaştırılması ve çatışmalı sürecin başlaması ile düşüşe geçmiştir. "Bir merminin fiyatını biliyor musunuz?" anlayışının yarattığı son 40 yıldaki ekonomik maliyetin, trilyon dolar ölçeklerinde olduğu belirtilmektedir.

Kürt sorununun çözümü ve çatışmaların bitirilmesi için baş müzakereci olarak siyasi pozisyonunu koruyan (o Sayın Öcalan'a uygulanan tecrit politikası ekonomik krizi derinleştirmektedir. Öte yandan İmralı'da uygulanan tecrit, siyasi bir yönetim tekniğine de dönüşmeye başlamıştır. Bir yönetim tekniğine dönüşerek toplumsallaşan tecrit özgürlüklerin kısıtlanması, insan hakları ihlallerinin artması, yargısal-hukuki ve ekonomik krizlerin baş göstermesinin altındaki temel sebeptir.

Tüm bu nedenlerle Sayın Öcalan üzerinde uygulanan tecrittin kaldırılması ve Kürt sorununun demokratik, barışçıl yollarla çözülmesi için 27 Kasım'da cezaevlerinde açlık grevleri, birçok kentte ise "Adalet Nöbeti" tutulmaya başlamıştır. Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede eylemler, kampanyalar, protestolar ise devam etmektedir.

Milyonlarca insanın haklı ve meşru talebi olarak Kürt sorununun adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde barışçıl ve demokratik yollarla çözülmesi, Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünün açılması ile halkların toplumsal barış talebinin hayata geçirilmesi adına İmralı"da uygulanan tecritin sonlandırılması elzemdir.

Bu bağlamda, mevcut siyasi otoritenin bahsi geçen sorunların çözümünde irade ortaya koyamadığı konusundaki toplumsal endişenin giderilmesinden bahisle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tecriti yerinde incelemesi, tecritin Türkiye?deki sosyal, siyasal, ekonomik, hukuki gelişmelere etkilerini ve diğer tüm boyutları ile sonuçlarını açığa çıkarması, çözüm yollarını belirlemesi amacıyla bir araştırma komisyonu kurması gerekmektedir.

5 Dar Paln!

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.