İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/2031 GÜNDEMDE

Eğitim alanında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: İsa Mesih Şahin İstanbul · Saadet Partisi ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye'de eğitim alanındaki sorunlar, öğretmenlik mesleğinden okul öncesi eğitime, mesleki eğitimden genç işsizliğine kadar çeşitli alanlarda ivedi çözüm beklemektedir. Genç işsizlikteki artış, nitelikli ortaokulların eksikliği, mesleki eğitimin cazibesinin artırılamayışı, eğitim kurumlarının altyapı sorunları gibi cevap bekleyen konularda. idarenin sorumluluklarının tam olarak yerine getirilemediği görülmektedir. Öğretmen atamalarında mülakatların adaletsizlik ve kayırmacılık algısı, eğitim fakültelerinde yığılma ve tartışmalı Öğretmenlik Meslek Kanunu eğitimde kurumsal işleyiş ve öğretmen eğitimi alanlarındaki eksiklikleri gözler önüne sermektedir. Tüm bu konuların araştırılması, mevcut uygulamaların gözden geçirilmesi ve çözüm yollarına dair politikaların üretilmesi için bir komisyon kurulması amacıyla Anayasa'nın 98inci; İçtüzük"ün

10'üncü ve 10'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE:

Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt

Çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimi için eğitimin önemi tartışılmaz bir gerçektir. Ancak, ülkemizde çocuk yoksulluğunun ulaştığı boyutlar, birçok çocuğun okula aç gidip gelmesine neden olmaktadır. Okullarda bir öğün yemek sunulmasının gerekliliği ve faydası, çeşitli araştırmalarla ortaya konmuştur. Öte yandan, okul öncesi eğitimin önemine binaen Milli Eğitim Bakanlığı, 2022 yılı sonuna kadar 40.000 yeni ana sınıfı açmayı hedeflemiştir. Hedefe tam olarak ulaşılamasa da atılan adımlar eğitimde "sessiz devrim" olarak nitelendirilmiştir. Ne var ki kırsal bölgelerde ve ekonomik olarak dezavantajlı kesimlerde yaşayan çocuklarımız hâlâ yeterli eğitim imkânına ulaşamamaktadır. Devlete ait anaokullarında dahi veliler, okulların temizliği ve temel donanımının desteklenmesi için yüksek meblağlar ödemek zorunda kalmaktadır. Okul öncesi eğitimin zorunlu eğitime dahil edilmesi hedeflenmekte, ancak bu eğitimi talep edenler için dahi yeterli imkânlar sağlanmaktan uzaktır. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve çocuklarımızın geleceği için acil ve kapsamlı politikaların hayata geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Türkiye'de genç işsizliği halihazırda yüksek bir seviyedeyken, ne eğitimde ne de istihdamda olan (NEET) gençlerin sayısı da artış göstermektedir. Bu durumun temel nedenleri arasında düşük ücretlerin yanı sıra, gençlerin yeterli mesleki beceri kazanamamış olmaları öne çıkmaktadır. Ortaokul düzeyinde mesleki eğitime erken başlanması hedeflenmiş olmasına rağmen, bu seviyede mesleki eğitim yeterince geliştirilip yaygınlaştırılmamıştır. Ortaokul düzeyinde genel olarak nitelikli eğitim kurumlarının eksikliğinin hem veliler hem öğrenciler için büyüyen bir sorun olduğu görülmektedir. Lise düzeyinde ise mesleki eğitimin niteliğinin ve cazibesinin artırılması ve öğrenci başarısının yükseltilmesi gerekliliği açıktır. Bu kurumların donanım ve altyapılarının güçlendirilmesi, mezuniyetten sonra öğrencilerin devam edebileceği yetkin yüksekokulların sayısının artırılmasıyla desteklenmelidir. Dört yıllık fakülteler üzerindeki baskıyı azaltmak, teorik eğitime kıyasla pratik becerilere odaklanan ve Türkiye'nin öncelikli üretim alanlarında faaliyet gösteren iş dünyasına nitelikli iş gücü sağlayan yüksekokulların güçlendirilmesi de gerekmektedir.

Diğer yandan, eğitimin temel taşı olan öğretmenler, atama süreçleri ve yeni çıkarılan

Öğretmenlik Meslek Kanunu kapsamında itibarsızlaştırılmaktadır. Mülakatlar, kamuoyunda adaletsizlik ve kayırmacılık endişelerini artırarak kamu vicdanını zedelemekte ve öğ etmen olması, adaylar arasında haksızlık ve eşitsizlik algısına yol açmakta, farklı komisyonların farklı değerlendirme kriterleri kullanması ve bölgeler arasındaki puanlamaların değişkenlik göstermesi ise sonuçların tutarsızlığını ortaya koymaktadır.

Bunun yanında, Eğitim Fakültelerine plansız bir şekilde öğrenci alımı yapılması, özellikle tarih ve edebiyat öğretmenliği gibi bazı alanlarda atamalarda yığılma sorununa neden olmuştur. Buna karşın, Fen Edebiyat Fakültelerinde 3*üncü sınıftan itibaren seçmeli ders olarak pedagojik formasyon verilmesi, atama sürecindeki yığılma ve diğer sorunlar göz önüne alındığında sorunun çözümüne yönelik samimi bir arayış olmadığını göstermektedir. Tartışmalı Öğretmenlik Meslek Kanunu ile kurulan Milli Eğitim Akademisi, bu yığılmanın önüne geçmeye çalışsa da, uygulama başta Eğitim Fakülteleri tarafından eleştirilmektedir. Öğretmenlik mesleğine yönelik eğitimin verildiği üniversitelerdeki eksikliklerin ele alınıp destek sunulması ve akademi-idare iş birliğinin sağlanması yerine, zaman, finans ve iş gücü açısından büyük maliyetler getiren Milli Eğitim Akademisi'nin kurulması tercih edilmiştir.

Sonuç olarak, eğitimin mevcut sorunlarının ele alınması, adaletli ve şeffaf bir sistemin tesis edilmesi ile öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması büyük önem taşımaktadır. İdarenin eksikliklerini gidermeye yönelik tavsiye ve müdahalelerin hayata geçirilmesi, eğitimde fırsat eşitliği sağlanarak toplumun geleceğine güçlü bir temel oluşturmak için gereklidir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA
Saadet Partisi 1

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.