İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/2893 GÜNDEMDE

Türkiye'deki kıyıların korunması, planlanması, yönetimi ve kamusal erişim hakkının güvence altına alınması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Süreyya Öneş Derici Muğla · CHP ve 20 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Kıyılar, Anayasa'nın güvence altına aldığı kamusal alanlar arasında yer almakta; halkın eşit, ücretsiz ve engelsiz biçimde yararlanması gereken doğal yaşam alanları olarak tanımlanmaktadır. Ancak son dönemde alınan kararlarla kıyılar üzerindeki planlama, kullanım ve işletme yetkisinin merkezi otoriteye devredilmesi, bu alanların özelleştirilmesinin ve sermaye lehine kullanılmasının önünü açmakta, kamusal yararı ikinci plana itmektedir. Bu durum, yalnızca hukuki ve yönetsel bir değişiklik değil; toplumsal eşitlik, çevresel koruma, demokratik katılım ve kıyıların kültürel niteliği açısından çok boyutlu sonuçlar doğurmaktadır.

21 Haziran 2025 tarihli ve 32933 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 9987 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kıyıların planlaması, tahsisi ve işletilmesine ilişkin yetkinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na devredilmesi, kıyı alanlarının ticarileştirilmesi sürecinde yeni bir eşiği temsil etmektedir. Bu yetki devriyle birlikte kıyıların kamuya açık alanlar olmaktan çıkarılıp kamuya açıkmış gibi gösterilerek fiilen özel işletmelere tahsis edilmesi riski doğmuş; söz konusu uygulamanın kamu yararı, anayasal haklar ve çevre hukuku ile bağdaşmadığı yönündeki eleştiriler kamuoyunda ciddi bir tepkiye yol açmıştır. Bu karar, yalnızca yönetsel bir değişiklik değil; Türkiye genelinde kıyılardan geçimini sağlayan milyonlarca yurttaşı, kıyı ekosistemlerini ve kamusal erişim hakkını doğrudan tehdit eden çok katmanlı bir dönüşüm sürecidir. Kıyıların planlanması, yönetimi ve kullanımına dair bu yaklaşım; yerel halkın yaşadığı mağduriyetleri artırmakta, çevresel tahribatı derinleştirmekte ve toplumsal eşitliği zedelemektedir. Bu nedenle söz konusu kararın doğurduğu etkilerin bütüncül biçimde ele alınması artık toplumsal ve anayasal bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bu nedenlerle aşağıda gerekçesiyle sunulan Meclis araştırma önergesinin, Anayasa'nın 98'inci maddesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca işleme alınarak, Türkiye genelinde kıyıların korunması, planlanması, yönetimi ve kamusal erişim hakkım güvence altına alınması amacıyla gerekli incelemelerin yapılmasını arz ve teklif ederiz

GEREKÇE

Türkiye'nin kıyıları sadece bir coğrafi sınır değil; kültürel mirasımızın, yaşam biçimimizin ve anayasal haklarımızın parçasıdır. Denize erişim hakkı, kıyılarda vakit geçirme özgürlüğü ve bu alanlardan eşit şekilde faydalanma ilkesi, vatandaşlar arasında ayrım gözetilmeksizin güvence altına alınmıştır. Ancak son dönemde alınan idari kararlar, bu kıyıların kamusal niteliğini fiilen ortadan kaldırma tehlikesi taşımaktadır. 26 Haziran 2025 tarihli Resmî Gazete 'de yayımlanan ve Çevre, Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığı'na kıyı planlama ve işletme yetkisi veren düzenleme, bu sürecin yeni bir evresine işaret etmektedir. Resmî Gazete 'de yayımlanan değişiklikle birlikte kıyıların planlanması, tahsisi, kullanım biçimi ve işletilmesine dair yetki merkezi otoriteye devredilmiş, böylece yerel halkın ve belediyelerin kıyı yönetimine dair söz hakkı fiilen ellerinden alınması planlanmaktadır. Bu yetki devri sadece idari bir işlem olarak değil, çok daha geniş ve kalıcı bir zihniyet dönüşümünün göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Bu mirasın kamusal yarar değil, ticari çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirilmesi yalnızca Anayasa'ya değil, toplumsal vicdana da aykırıdır.

Türkiye'de kıyı yönetimi zaten uzun süredir plansız yapılaşma, kaçak işletmeler, çevresel yıkım ve kamu erişimini engelleyen uygulamalarla tahrip edilmektedir. Bu yeni düzenleme ise bu süreci daha da hızlandıracak, kıyıların halktan koparılmasının önünü açacaktır. Kıyıların ticarileştirilmesiyle birlikte yerel balıkçılık, küçük işletmeler ve turizm emekçileri doğrudan zarar görecek; doğa tahribatı, ekosistem çöküşü ve sosyal eşitsizlik derinleşecektir. Kıyıların piyasalaştırılması, sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda sosyal adalete doğrudan saldırıdır.

Mevcut durum, ulusal ölçekte kapsamlı bir incelemeyi zorunlu kılmaktadır. Bu araştırma önergesi; kıyı planlamasında yapılan değişikliklerin kamu yararına etkilerini, kıyıların ticarileştirilmesi sürecinin çevresel ve sosyoekonomik sonuçlarını, ulusal mevzuatla anayasal haklar arasındaki uyumsuzlukları ve yerel halkın yaşadığı mağduriyetleri tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Kıyıların bir imtiyaz alanına, bir kazanç kapısına değil; toplumun ortak nefes alanı olarak korunması elzemdir. Bu konuda TBMM'nin vakit kaybetmeden sorumluluk üstlenmesi, merkeziyetçi ve piyasa odaklı yaklaşımın kamu denetimiyle karşılaşması gerekmektedir. * T. B. N. N.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
CHP 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.