İşgücü ödemelerindeki artışın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)AKP iktidarının sermaye yanlısı ekonomi kararlarından dolayı Türkiye'de enflasyon, yoksulluk, işsizlik, gelir dağılımı ve vergi adaletsizliği gibi sorunlar gün geçtikçe büyümektedir. Emekçi ve emekliler en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamazken, yaşam standartları her geçen gün daha da düşmektedir. Kronik hal alan yüksek enflasyon dolayısıyla son yıllarda emekçilere yapılan zamlar sembolik kalmaktadır. Çünkü emekçilere ve emeklilere yapılan zamlar gerçek enflasyon üzerinden değil, TÜİK tarafından talimatla belirlenen rakamlar üzerinden yapılmaktadır. Zamların enflasyonun altında kalmasıyla emekçiler çalışan yoksullar haline gelmiş, açlığa ve sefalete mahkûm edilmişlerdir. Buna rağmen Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan 2024 Yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerine göre, cari gayrisafi katma değer (GSKD) içindeki işgücü ödemelerinin payı 2023'te yüzde 32,2 iken 2024'te yüzde 37'ye yükselmiştir. Emekçilerin yaşam standartları ve alım güçleri her geçen gün düşerken ve gelir dağılımındaki adaletsizlik artarken işgücü ödemelerinde meydana gelen bu artışın hangi nedenlerden kaynaklandığının belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddelerine göre meclis araştırması açılmasını arz ederiz. han
GEREKÇE
Türkiye'de emekçiler işsizliğin arttığı, güvencesiz çalışmanın yaygınlaştığı, alım gücünün düştüğü, ağır vergi yükü ve yüksek enflasyon altında insan onuruna yaraşır bir yaşamdan giderek uzaklaştırıldığı zorlu bir dönemi yaşamaktadır. İktidar tarafından uygulanan sermaye yanlısı politikalar emek sömürüsünü derinleştirerek emekçileri çalışan yoksullara dönüştürmüştür. AKP-MHP iktidarının ekonomi politik tercihlerinden dolayı emeğiyle geçinen yurttaşların aldıkları ücretler; tepeden tırnağa her geçen gün gelen zamlar, vergiler ve hayat pahalılığı nedeniyle erimekte, alım güçleri gün geçtikçe düşmektedir.
Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt
Emekçilerin ücretlerinin hızla gerilediği günümüzde ortalama ücretler bile temel/başlangıç ücreti olan asgari ücrete yaklaşmış durumdadır. Temel ücret olarak kabul edilen asgari ücret son yıllarda yaygın ücret haline gelmiş, çalışanların yüzde 50'ye yakını asgari ücretle çalışır noktaya gelmiştir. Buna karşılık 2025 yılı için asgari ücrete yüzde 45'e yakın gerçekleşen yıllık resmi enflasyon oranının altında yüzde 30 oranında zam yapılmış ve 17 bin 2 TL olan asgari ücret sadece 22 bin 104 TL'ye çıkarılmıştır. Asgari ücrete zammın yapıldığı 2025 yılının ocak ayında Türk-Iş'in yaptığı araştırmaya göre Türkiye'de açlık sınırı zaten 22 bin 131 TL olarak ölçülmüştür. Yani 2025 yılının tümü için asgari ücret henüz daha ocak ayı açlık sınırının altında belirlenmiştir. Günümüzde ise yine Türk-Iş'in araştırmasına göre Ağustos 2025 açlık sınırı 27 bin 111 TL olurken yoksulluk sınırı 88 bin 310 TL olmuştur. Ağustos ayı itibariye asgari ücret açlık sınırının yüzde 20 altında kalmış durumdadır. Yani bir asgari ücretlinin Ağustos 2025 itibariyle açlık sınırını yakalayabilmesi için bile en az 5 bin TL'ye daha ihtiyacı vardır. Temmuz 2025 itibariyle TÜİK'in açıkladığı resmi enflasyon yüzde 33,52 iken, kamu emekçi ve emeklilerine sadece yüzde 15,57 oranında zam yapılmıştır. Aynı dönemde bağımsız araştırma grubu EN-AG yıllık enflasyonu yüzde 65,15 olarak açıklamıştır.
AKP'nin uyguladığı ekonomi politikaları dolaysıyla son yıllarda orta sınıf erimiş, yoksul taban genişlerken sermaye bir avuç ayrıcalıklı zümrenin elinde toplanmış, gelir dağılımındaki bozulma iyiden iyiye artmıştır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre AKP döneminde Türkiye'de 20 milyon yurttaş düzenli açlığa mahkum edilmiş durumdadır. Ancak iktidar yaşanan sorunlara çözüm bulmak, ekonomi politik tercihlerini değiştirmek yerine çözümü yoksulluğu sosyal yardımla perdelemekte bulmuştur. Türkiye'de giderek derinleşen ekonomik krizi sosyal yardımlarla kapatmaya çalışan iktidar, "Yoksullukla Mücadele" bütçesini hemen her yıl daha da yükseltmek zorunda kalmaktadır. Çünkü iktidar gerçekte yoksullukla mücadele edecek politikalar hayat geçirmek yerine sadece günü kurtaracak politikaları hayata geçirmeyi tercih etmiştir. Bizzat Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre 20 milyon yurttaş sosyal yardıma mahkûm noktadadır, 2024 yılı sonunda Türkiye'de aşırı yoksulluk içindeki hane sayısı 3,6 milyon olmuştur. Eurostat da Türkiye'de yoksulluk riski altında 18 milyon kişinin bulunduğunu açıklamıştır. Bu sayının toplam ülke nüfusunun yüzde 22,6'sına denk geldiğini ve gözlem kapsamındaki toplam 29 ülke arasında Türkiye'nin nüfus oranı açısından yoksulluk riski en yüksek ülke olduğunu tespit etmiştir.
Emekçiler açısından Türkiye'de durum bu kadar vahimken TÜİK'in açıkladığı 2024 Yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerine göre, işgücüne yapılan ödemelerin cari gayrisafi katma değer içindeki payı yani bir diğer deyişle emeğin milli gelirden aldığı pay 2023 yılında yüzde 32,2 iken bu 2024 yılında yüzde 37'ye çıkmıştır. Şirketlerin elde ettiği kazancı ifade eden net işletme artığı/karma gelirin payı yani sermayenin milli gelirden aldığı pay ise 2023 yılında yüzde 47,0 iken 2024 yılında yüzde 43,1'ye gerilemiştir. İşgücüne yapılan ödemelere ilişkin bu oran, 2000'li yıllarda kaydedilen en yüksek düzey olarak dikkat çekmektedir.
Gelir yöntemiyle gayrisafi katma değerin ana bileşenleri, 2020-2024
• Üretim üzerindeki vergi eksi sübvansiyon İşgücü odemeleri
• Sabü sermaye tüketimi Net işletme artığı/Karma gear Yukarıda aktarılan verilerden de anlaşılacağı üzere gelir bölüşümünde iyileşmeyi destekleyecek hiçbir icraat ve makroekonomik gelişme olmamasına rağmen bu artışın nasıl gerçekleştiği kesinlikle izaha muhtaçtır. 2023 yılında seçimler nedeniyle asgari ücrete yılda iki kez zam yapılmış, emekli aylıklarına mart ayında ara zam uygulanmış ve memur maaşlarına temmuz ayında önemli bir ilave ödeme yapılmıştır. Yine Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesiyle de 2 milyona yakın emekçi emekli olmuş, ödenen kıdem tazminatları ciddi bir işgücü ödemesi artışına sebep olmuştur. Ancak tüm bunlara rağmen işgücü ödemelerinin cari gayrisafi katma değer içindeki payı 2023'te sadece yüzde 32,2 olarak gerçekleşmiştir. Ancak 2024 yılında işgücü ödemelerinin 2023 yılına göre yaklaşık yüzde 5 artarak yüzde 37'ye çıkmış olmasının bir açıklaması yoktur.
Bu sebeplerle, hayatın ve ekonomideki gelişmelerin akışına aykırı bir şekilde açıklanan 2024 yılı işgücü ödemeleri oranındaki bu artışın sebeplerinin neler olduğu, hangi makro ekonomik iyileşmeden kaynaklandığı, TÜİK'in bu oranı nasıl hesapladığı kamuoyuna açıklanmak durumundadır. İşgücü ödemelerinde meydana gelen artışın nereden geldiğini tespit etmek, bu konuda gerekli ve gerçekçi ekonomi politik tedbirleri tespit etmek amacıyla Meclis bünyesinde araştırma komisyonu kurulması gerekmektedir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.