Suça sürüklenen çocukların durumunun tüm yönleriyle araştırılması ve çocuk odaklı bir koruma kanunu yapılması yolunda çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Küresel bir sorun haline gelen çocukların suça sürüklenmesinin/kanunla ihtilaflı hale gelmesinin altında küresel kimi nedenlerin olmasının yanı sıra Türkiye'deki durum, kimi özgünlükler barındırmaktadır. Mezkur olgu üzerine düşünmenin ve çocuk odaklı politikalar belirlenmesinin aciliyeti önümüzde dururken salt cezalandırma/hapsetme odaklı yaklaşımların benimsenmesi çocuk haklarının temelden reddiyesi anlamına gelmektedir. Ceza adalet sistemi içerisinde çocukların durumunun tüm yönleriyle araştırılması ve çocuk odaklı, bütüncül, bağlayıcı bir çocuk koruma kanununun inşası yolunda çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'nci, İçtüzüğün 104'ncü ve 105'nci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.
GEREKÇE
Türkiye'nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Pekin Kurallarında, özgürlükten yoksun bırakmanın çocuklar için son çare ve en kısa süreyle başvurulacak yöntem olması, bunun yerine ise eğitim, rehabilitasyon gibi araçlarla birlikte çocukların toplumla bağlarını kuvvetlendirmeye dönük politikaların yaşama geçirilmesi gerekliliği belirtilmesine rağmen, Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün Kasım 2025 verilerine göre, Türkiye'de 4682 çocuk hapsedilmiş durumdadır.
Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt
Konuya dair düzenli, nitelikli verilerin toplum ile paylaşılmamasına karşın çocuk ve gençlik hapishanelerinin toplam kapasitesinin 3000, eğitimevlerinin toplam kapasitesinin ise 500 civarında olduğu bilinmektedir. Yetişkin hapishanelerinde de çocuk koğuşlarının bulunduğu bilgisi hesaba katıldığında, 1500 civarında çocuğun yetişkin hapishanelerinde tutulduğu görülmektedir. Bu veriler, çocukların suç ile ilişkilenmesinin veya kanun ile ihtilaflı hale getirilmesinin salt cezalandırma usulüyle ile "yönetilmeye" çalışıldığının açık göstergesidir. Ancak hapsetme odaklı politikalar neticesinde çocukların "suç" olgusuyla tekrarlı ilişkilenmesi arasında bir doğru orantı olduğu, yapılan birçok araştırmaya göre sabittir. Zira sanık odaklı, cezalandırıcı yaklaşımın bir sonucu olarak çocuklar, hapishanelerde istismar, fiziksel/psikolojik şiddet gibi suçların mağduru olur iken diğer yandan ise, suç örgütleriyle ilişkilenmelerine zemin hazırlandığı için, "fail" pozisyonuna geçebilmektedir. Türkiye'de çocuklar için bütüncül bir yargılama usul kanunun bulunmaması, Çocuk Koruma Kanunu'nun yalnızca "tavsiyelerden" oluşan bir metin niteliğinde olması, çocukları ilgilendiren hususların torba yasalar içerisinde, çocuk odaklı yaklaşımdan son derece uzak şekilde düzenlenmesi, çocukların ceza adalet ve ceza infaz sisteminde yetişkinlerle "çarpık" bir şekilde eşitlenmesine neden olmaktadır.
İktidarın, kamuoyunda yoğun tartışmalar yaratan, birçoğu acılarla da dolu olan, vakaları adeta bir "fırsata" çevirmeye ve bir illüzyon yaratmaya çabaladığı ile sıkça karşılaşılmaktadır. Bu vesileyle çocukların suç ile ilişkilenmesinin önündeki sistemik nedenlerin görmezden gelinmesiyle salt zahiri olana karşı bir kavgaya girerek, "etkin mücadele" edildiği belirtilmektedir. Halbuki çocukların suça sürüklenmesi de, toplumsal yaşamın her zerresinde görülen kriz ve kaos hali de, iktidarın normsuzluğu yeni bir norm haline getirdiği mevcut yönetsel akıldan azade değildir.
Neoliberal politikaları düstur edinen iktidarın finansallaşma, mülksüzleştirme yönlü pratiklerinin bir nevi sonucu olan eğitimin niteliğinin düş(ürül)mesi ve tüm bunların neticesi olarak işsizlik, yoksulluk, kimliksizleştirme ve geleceksizleştirme hesaba katılmadan atılacak her adım, suçla değil çocuklarla mücadele etmek anlamına gelecektir.
Çocuk tanımının dahi revize edilmeye çalışıldığı olası teklifler, çocuk haklarının temelden reddiyesi anlamına gelmektedir. Zira "18 yaşına kadar herkes çocuktur" prensibi toplumsal, kültürel, biyolojik, psikolojik ve pedagojik ilkelerin bir gereği olmasının yanı sıra uluslararası yükümlülükler arasındadır. Bilindiği üzere Pekin Sözleşmesinde de çocuk mevcut hukuk sistemi içerisinde işleyebileceği bir suçtan ötürü, kendisine yetişkinlerden farklı davranılması gereken kişidir" şeklinde tariflenmektedir.
Çocuk haklarını yok sayan tüm olası planların aksine ceza adalet sistemi içerisinde çocuklara dönük "koruma-önleme-onarma" üçlüsünün merkeze alındığı bir çerçeveyle hareket edilmesi, etkin bir çocuk koruma sisteminin inşa edilmesi gerekmektedir. Demokratik toplum inşasının da gereği olarak toplumun katılımının kritik bir yer işgal ettiği bu hususta, mağdur merkezli yaklaşımın benimsenmesi, çocuğun sorumluluk almasının altyapısının oluşturulması, zararın onarımı ve yeniden entegrasyonun koşullarının oluşturulması gerekmektedir. Tüm bunlar ışığında çocukların suç ile ilişkilenmesinin/suça sürüklenmesinin altında yatan yapısal nedenlerin tespit edilmesi, çocuk odaklı bir adalet sisteminin tesis edilmesine dönük gerekli düzenlemelerin yapılması için Meclis araştırması açılması elzemdir.
13 ilk
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.