Nefret suçlarının nedenlerinin araştırılarak bunların önlenmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Son yıllarda giderek artan; ırkçı, cinsiyetçi ve nefret temelli saldırılar, linç girişimleri, hedef gösterme pratikleri ve bu pratiklerin kaynağını çoğu zaman resmi söylem ve politikalarından alan ayrımcı dilin toplumsal etkilerinin değerlendirilmesi; söz konusu nefret ortamının nedenlerinin araştırılması ve önleyici, caydırıcı hukuki ve kurumsal tedbirlerin geliştirilmesine yönelik incelemeler yapılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE
Son yıllarda Türkiye'de ırkçı, cinsiyetçi ve nefret temelli saldırılar yalnızca gündelik yaşamda değil; spor müsabakaları başta olmak üzere kitlesel alanlarda bilinçli biçimde üretilen ve yaygınlaştırılan bir şiddet pratiği haline gelmiştir. Sporun birleştirici ve barışçıl niteliği, özellikle futbol karşılaşmaları üzerinden sistematik biçimde tahrip edilmekte; tribünler, nefret söyleminin ve linç kültürünün yeşertildiği alanlara dönüştürülmektedir.
Metnin tamamını göster (5 paragraf daha)Metni kısalt
Bu durumun en açık ve süreklilik arz eden örneği, Amedspor'un deplasman ve iç sana maçlarında yaşanan ırkçı saldırılar, organize şiddet olayları ve nefret söylemleridir. Amedspor tutbolcuları, teknik heyeti ve taraftarları; defalarca fiziki saldırıya uğramış, taşlı-sopalı saldırılarla karşı karşıya kalmış, sahaya yabancı maddeler atılmış, açık ırkçı slogan ve pankartlarla hedef alınmıştır. Bu saldırılar münferit değil; tekrarlanan, cezasız bırakılan ve zaman zaman görmezden gelinen organize eylemler niteliğindedir.
Spor alanında üretilen bu nefret iklimi, yalnızca kulüp ve taraftarlarla sınırlı kalmamakta; Kürt kimliğini görünür kılan herkesin hedef haline getirilmesine yol açmaktadır. Önceki yıllarda Amedspor maçına giden bir yurttaşın "Kürt olup olmadığı" sorulduktan sonra darp edilmesi, spor müsabakalarının açık bir kimlik sorgulama ve linç zeminine dönüştürüldüğünün somut Yakın dönemde, Leyla Zana'ya yönelik tribünlerde edilen cinsiyetçi ve aşağılayıcı küfürler, nefretin yalnızca etnik kimlik üzerinden değil; kadın kimliği ve toplumsal cinsiyet üzerinden de üretildiğini ortaya koymuştur. Bir kadın siyasetçinin, bir spor müsabakası sırasında açıkça hedef alınması; cinsiyetçi nefret söyleminin kitlesel alanlarda nasıl normalleştirildiğini Bu saldırıları haberleştiren ve eleştiren gazeteci Gözde Şeker'in, söz konusu cinsiyetçi ve ırkçı tezahüratları kamuoyuna taşıdığı için organize bir sosyal medya linciyle karşı karşıya bırakılması ise nefret kültürünün yalnızca tribünlerle sınırlı olmadığını; medya ve dijital alanlar • aracılığıyla da yeniden üretildiğini ortaya koymaktadır. Şiddeti ve küfrü değil, bunları görünür kılanların hedef alınması, cezasızlık ve meşrulaştırma mekanizmasının nasıl işlediğinin çarpıcı bir örneğidir.
Spor müsabakalarında yaşanan bu tür saldırılar, LGBTI+ bireyleri de doğrudan hedef almaktadır. Tribünlerde üretilen homofobik ve transfobik küfürler, ayrımcı dilin ne denli yaygınlaştığını; spor alanlarının, farklı kimliklere yönelik sistematik nefretin taşıyıcısı haline getirildiğini göstermektedir. Bu söylemler, yalnızca sözlü saldırı niteliği taşımamakta; fiziksel şiddeti ve toplumsal dışlamayı besleyen bir zemin oluşturmaktadır.
Irkçı, cinsiyetçi ve LGBTI+ karşıtı saldırıların spor alanlarında bu denli yoğunlaşması; kamu otoritelerinin yeterli ve caydırıcı önlemleri almaması, faillerin çoğu zaman cezasız kalması ve bu eylemlerin "taraftar tepkisi" ya da "münferit olay" olarak geçiştirilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu yaklaşım, nefret suçlarını önlemek yerine teşvik eden bir sonuç doğurmaktadır. Türkiye'nin yakın geçmişinde yaşanan 6-7 Eylül, Maraş, Çorum ve Sivas gibi toplumsal travmalar, nefret söyleminin ve linç kültürünün zamanında engellenmediğinde hangi ağır sonuçlara yol açabileceğini açıkça göstermektedir. Bugün spor alanlarında üretilen bu nefret dili, benzer toplumsal kırılmaların zeminini hazırlamaktadır.
Bu nedenle; spor müsabakaları başta olmak üzere kamusal alanlarda yaygınlaşan ırkçı, cinsiyetçi ve nefret temelli saldırıların sosyal, siyasal ve hukuksal boyutlarıyla araştırılması; özellikle Amedspor maçlarında yaşanan sistematik şiddetin, bu şiddetin faillerinin, organizasyon biçimlerinin ve cezasızlık mekanizmalarının açığa çıkarılması zorunludur. Toplumsal barışın korunması ve birlikte yaşam iradesinin güçlendirilmesi için, TBMM bünyesinde kurulacak bir Meclis Araştırma Komisyonu eliyle kapsamlı bir inceleme yapılması gerekmektedir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.