Yargı sistemindeki mevcut sorunların ve bazı yargı mensuplarının suç örgütleri ile bağlantıları olduğuna dair iddiaların araştırılarak gerekli tedbirlerin alınabilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yargı mensuplarının suç örgütleriyle bağlantıları, rüşvet ve usulsüz tahliye uygulamaları ile yargı bağımsızlığını zedeleyen sistemik çürüme vakaları, yalnızca münferit olaylar olarak değerlendirilmemeli, Türkiye Cumhuriyeti yargı sisteminde yapısal ve kurumsal bir sorunun varlığını ortaya koyan ciddi göstergeler olarak ele alınmalıdır. Söz konusu sorunlar, halkın adalete olan güvenini zedelemekle kalmayıp, demokratik hukuk devleti ilkesinin temelini oluşturan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını da ciddi biçimde tehdit etmektedir. Bu nedenle, yargıdaki etik ve hukuki zafiyetlerin, suç örgütleriyle bağlantıların, rüşvet ve usulsüz tahliye mekanizmalarının sistematik olarak tespit edilmesi, bu mekanizmaların birbirleriyle olan ilişkilerinin ve kurumsal boyutlarının analiz edilmesi, halkın adalete güveninin yeniden tesis edilmesi ve yargı reformu yönünde somut çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98. maddesi ile TBMM Içtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca yetkili ve bağımsız bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.
ÖZET GEREKÇE
Demokratik hukuk devleti ilkesinin temelini oluşturan yargı bağımsızlığı, Türkiye Cumhuriyetinin hukukun üstünlüğü ve kamu vicdanının korunması açısından vazgeçilmezdir. Ancak 2023-2026 dönemine ilişkin basına da yansıyan veriler, yargı mensuplarının görevlerini kötüye kullanarak suç örgütleriyle bağlantı kurduğu, rüşvet ve usulsüz tahliye uygulamalarına aracılık ettiği ve bu durumun halkın adalete olan güvenini ciddi biçimde zedelediğini göstermektedir. Bu vakalar münferit gibi görünse de analitik değerlendirme, söz konusu sorunların sistemik ve birbirine bağlı olduğunu ortaya koymaktadır.
Metnin tamamını göster (8 paragraf daha)Metni kısalt
GEREKÇE
9 Mart 2026 tarihinde basına yansıyan İstanbul Anadolu Adliyesi vakası, yargı mensuplarının suç örgütleriyle doğrudan ilişkilerini açık biçimde ortaya koymaktadır. Görevdeki bir Cumhuriyet Savcısı'nın, adliyede soruşturulan fuhuş çetesiyle bağlantısı tespit edilmiştir. Çete üyesi U.G., kendisini savcının "koruması" olarak tanıtmış ve savcıya fuhuş amacıyla kadın temin etmiştir. Savcı, bu kadınlarla birlikte gidilen yerlerde unvanını gizlemiş ve farklı isimlerle tanıtılmıştır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) savcıyı meslekten ihraç etmiş, ancak Danıştay ve İdari Dava Daireleri Kurulu arasında süregelen ihtilaf, yargı organları arasındaki denetim ve dengeleme mekanizmalarının hukuki karmaşıklığını göstermektedir. Bu durum, yargı mensuplarının görevlerini kötüye kullanması ve mesleki etik kurallarını ihlal etmesi gibi ciddi bir sorumluluğu gündeme getirmektedir.
2023-2025 döneminde İstanbul Anadolu Adliyesi'nden Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar tarafından HSK'ya gönderilen dilekçe, bazı hakim ve savcıların uyuşturucu kaçakçıları ve yasa dışı bahisçilerle organize biçimde rüşvet ilişkisi kurduğunu ve tutuklu sanıkları sistematik biçimde serbest bıraktığını ortaya koymuştur. Özellikle 21. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Sidar Demiroğlu örneğinde, rüşvet karşılığı tahliye kararlarının verildiği ve bu süreçte paraların üst mercilere dağıtıldığı teknik takiplerle belgelenmiştir. Tahliye borsası uygulamaları, yargı içindeki usulsüzlüklerin sistematik bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Avukatlar, hakimler ve adliye personelinin organize biçimde işlediği bu yapı, bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı mensupları açısından gayrı ahlaki, meslek kurallarına aykırı ve aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil eden bir davranış olarak değerlendirilmektedir. Bu tür eylemler, görevlerini kötüye kullanma, rüşvet ve delilleri karartma gibi ciddi hukuki sorumlulukları da beraberinde getirmektedir.
Haziran 2025'te HSK tarafından çıkarılan yer değiştirme kararnamesi ile 4.036 yargı mensubu farklı illere atanmıştır. Resmi açıklamada "yenilenme" gerekçesi gösterilse de, hukuk çevrelerinde bu kararın sorunlu isimlerin tasfiyesi ve yeni güç odaklarının yerleşmesi amacıyla alındığı yorumları yapılmıştır. Danıştay 5. Dairesi'nin, FETÖ soruşturmaları kapsamında ihraç edilen yaklaşık 450 hakim ve savcının göreve iadesi kararı ve HSK'nın yeniden inceleme başlatması, yargı kurumları arasındaki hukuki ihtilafları ve denetim boşluklarını ortaya koymaktadır. Bu süreçler, yargı bağımsızlığı ve disiplin yetkisinin doğru şekilde işlemesi açısından ciddi bir sorunu gözler önüne sermektedir.
Savcı Gökalp Kökçü nün yürüttüğü soruşturmalarda, şüphelilerle ticari ilişkiler ve delillerin karartıldığı iddiaları gündeme gelmiştir. Hakkında açılan disiplin soruşturması ve emeklilik talebi, yargının dış müdahalelere ve çıkar ilişkilerine açık olduğunu göstermektedir. Bu durum, yargı mensuplarının görevlerini kötüye kullanması ve soruşturma süreçlerini etkilemesi gibi ciddi bir hukuki sorumluluk doğurmaktadır.
Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu'nun raporları, Sulh Ceza Hakimliklerinin verdiği erişim engeli kararlarının ticari bir silaha dönüştüğünü ve avukatların "iş takipçisi" rolüne zorlandığını göstermektedir. Akademik araştırmalar, halkın adalete güveninin %20'nin altına düştüğünü ve yargıdaki etik krizlerin toplumsal etkilerini doğrulamaktadır. Bu tespitler, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesinin uygulanabilirliğini ciddi biçimde tehdit etmektedir.
2026 Yargı Reformu Strateji Belgesi, yapay zeka destekli karar denetimi ve sıkı servet beyanı gibi önlemler getirmektedir. Ancak bu önlemler, hukuki ve etik zaafların kökünü çözmekten çok, teknolojik bir makyaj niteliği taşımakta ve yargının bağımsızlığını ve güvenilirliğini yeniden tesis etmek için yeterli olmamaktadır.
Tüm bu vakalar, münferit olaylar gibi görünse de birbirleriyle doğrudan ve dolaylı olarak bağlantılıdır. Savcıların suç örgütleriyle ilişkileri, rüşvet ve tahliye borsası uygulamalarına zemin hazırlamış; bu mekanizmalar HSK ve Danıştay kararlarında kurumsal çatışmaları ve hukuki ihtilafları tetiklemiştir. Bu zincirleme etki, halkın adalete güvenini zedelemiş ve yargı kurumlarının etik standartlarının sistemik olarak ihlal edildiğini göstermektedir. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti yargı sisteminde yaşanan etik ve hukuki zafiyetlerin, suç örgütleriyle bağlantıların, rüşvet ve usulsüz tahliye mekanizmalarının ve sistemik çürümenin kapsamlı biçimde incelenmesi amacıyla TBMM tarafından yetkili ve bağımsız bir Araştırma Komisyonu kurulması zorunludur. Bu komisyon, yargıdaki sistemik sorunları bütüncül olarak tespit ederek, kamu vicdanının ve hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesine yönelik öneriler geliştirecektir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.