İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4101 GÜNDEMDE

26 Ekim 2023 tarihinde Aydın'daki bir KYK yurdunda yaşanan asansör kazası sonrası yürütülen kovuşturma sürecine ve benzer olayların engellenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Gülüstan Kılıç Koçyiğit Kars · DEM Parti ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aydın'da 26 Ekim 2023 tarihinde bir devlet yurdunda meydana gelen asansör kazasında üniversite öğrencisi Zeren Ertaş'ın yaşamını yitirmesine ilişkin yargı sürecinin; yaşam hakkı, kamu görevlilerinin sorumluluğu, etkili soruşturma yükümlülüğü, denetim mekanizmalarının işleyişi ve cezasızlık algısı bakımından bütün yönleriyle incelenmesi, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin ve yargılama süreçlerindeki değerlendirme farklılıklarının değerlendirilmesi, kamu kurumlarının denetim ve gözetim sorumluluklarının ortaya konulması, benzer olayların önlenmesine yönelik idari, hukuki ve yapısal tedbirlerin belirlenmesi ve adalet arayışına yönelik tehdit mesajları ve bunun adalet arayışına etkileri dahil olmak üzere sürecin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

GEREKÇE

Aydın da 26 Ekim 2023 tarihinde bir devlet yurdunda meydana gelen asansör kazasında üniversite öğrencisi Zeren Ertaş'ın yaşamını yitirmesiyle ilgili süreç; yaşam hakkı, kamu görevlilerinin sorumluluğu ve etkili soruşturma yükümlülüğü açısından ciddi yapısal sorunlara işaret etmektedir.

Metnin tamamını göster (15 paragraf daha)Metni kısalt

Zeren Ertaş'ın yaşamını yitirmesinin ardından açılan ceza davasında, asansörün bakım, montaj, denetim ve muayene süreçlerinden sorumlu firma yetkilileri hakkında "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçlaması yöneltilmiş; yerel mahkeme bazı sanıklara 2 yıl 11 ay ile 5 yıl 6 ay 20 gün arasında değişen hapis ve meslekten men cezaları vermiş, bir sanık hakkında ise beraat kararı vermiştir. Ancak aile ve savcılık makamı bu karara itiraz etmiş, dosya istinaf sürecine taşınmıştır.

Sonrasında görülen süreçte savcılık makamı, bazı sanıklar yönünden yerel mahkeme kararının yeterli olmadığını belirterek cezaların yeniden değerlendirilmesini talep etmiş; buna rağmen mahkeme heyeti tüm sanıklar yönünden beraat kararı vermiştir. Bu durum, dosyada ilk bilirkişi raporları ile ikinci raporlar arasındaki ciddi çelişkiler ve sorumluluk tespitindeki değişkenlik nedeniyle kamuoyunda ciddi bir adalet tartışması yaratmıştır.

Olayın temelinde, öğrenci yurdunda uzun süredir arızalı olduğu bilinen bir asansör sistemi, uyarılara rağmen giderilmeyen teknik eksiklikler ve denetim süreçlerine ilişkin sorumluluk zincirinin netleştirilmemesi bulunmaktadır. Bu yönüyle dosya, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen taksirle ölüme neden olma, bilinçli taksir ve kamu görevlileri açısından görevi kötüye kullanma tartışmalarını doğrudan ilgilendirmektedir. Daha da ağır bir boyut ise, karar duruşması öncesinde aileye gönderilen tehdit mesajlarıdır. Anne Serpil Ertaş'a gönderilen mesajda "kızını mezarından çıkarıp yakarız, seni ve eşini leş ederiz ifadeleri yer almıştır. Bu durum, münferit bir tehditten öte; adalet arayışına, yas hakkına, ölüye saygı ilkesine ve hak arama özgürlüğüne yönelmiş açık bir müdahale niteliğindedir.

Ölünün hatırasına saygı ilkesi ile yaşam hakkı, hem ulusal hukukta hem de uluslararası insan hakları hukukunda korunan temel değerlerdir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da yaşam hakkı ihlallerinde devletin yalnızca soruşturma açma değil, etkili, bağımsız ve caydırıcı bir yargılama yürütme yükümlülüğü bulunduğu açıkça belirtilmektedir. Bu bağlamda Zeren Ertaş dosyası, devletin pozitif yükümlülüklerinin sınandığı bir yaşam hakkı dosyası niteliğindedir.

Bu çerçevede aileye yönelen tehditler, yalnızca bireylere karşı değil; adalet arama hakkına, yaşam hakkının korunmasına ve etkili soruşturma yükümlülüğüne karşı çok yönlü bir müdahale niteliği taşımaktadır.

Zeren Ertaş davası ve yargı süreci;

• Yaşam hakkının korunmasında kamu kurumlarının denetim sorumluluğunun etkin işletilmemesi,

• Soruşturma ve yargı süreçlerinde bilirkişi raporlarına aşırı bağımlılık ve çelişkili değerlendirmeler,

• Cezasızlık algısının derinleşmesi ve yargıya güvenin zayıflaması,

• Adalet arayan ailelerin güvenliğinin sağlanamaması bağlamında ciddi bir yapısal sorun olarak ortada durmaktadır. Bu tür dosyalarda bireysel kusurun ötesinde kamu yönetimi zinciri, denetim mekanizmaları ve idari sorumluluk alanı da bütünlüklü biçimde ele alınmalıdır. Aksi halde benzer ölümler ve adalet tartışmaları tekrar edecektir. Bu gerekçelerle;

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin konuya ilişkin olarak;

• Yaşam hakkı ihlallerine ilişkin dosyalarda bağımsız ve etkin soruşturma mekanizmalarının işleyişini,

• Bilirkişi süreçlerinin şeffaflığını ve denetlenebilirliğini,

• Kamu görevlilerinin sorumluluk zincirinin tespit edilmesini,

• Adalete erişimi engelleyen tehdit ve yıldırma girişimlerine karşı koruma mekanizmalarını araştırması ve gerekli yasal/idari düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmalıdır.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA
DEM Parti 1

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.