Hakkında siyasal casusluk iddiası bulunan bir kişinin daha önceki görevlendirmeleri konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi
Genel görüşme önergesi, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belirli bir konunun Genel Kurul’da görüşülmesini ister.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)"Siyasal Casusluk" suçlaması yapılan bir kişinin geçmişte ülke adına hükümet tarafından yetkilendirilmesinin ele alınması, bu konunun demokratik siyaset, seçimler, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, hukuk güvenliği ve kamu kurumlarının tarafsızlığı üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98 inci, Meclis İçtüzüğü'nün 102 ve 103'üncü maddeleri gereği Genel Kurulda Genel Görüşme açılmasını bilgilerinize sunarız.
GEREKÇE Türkiye'de son dönemde yürütülen bazı yargı süreçleri, yalnızca bireysel ceza soruşturmaları veya davalar olmaktan çıkmış; hukuk devleti, seçme ve seçilme hakkı, basın özgürlüğü ve kamu kurumlarına duyulan güven bakımından toplumu doğrudan ilgilendiren bir nitelik kazanmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, siyasal iletişimci Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında 'siyasal casusluk iddiasıyla açılan dava, bu açıdan son derece vahim ve tartışmalı bir örnek oluşturmaktadır. Davada, demokratik siyasetin olağan faaliyetleri, "siyasal casusluk" gibi devlet güvenliğine karşı en ağır suçlardan biriyle ilişkilendirilmektedir. Türk Ceza Kanunu bakımından siyasal casusluk suçu, Türkiye'nin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları gereği gizli kalması gereken bilgilerin, yabancı bir devlet yararına temin edilmesini ifade eder. Bu suçun oluşabilmesi için yalnızca bilgiye ulaşılması veya analiz yapılması da yeterli değildir. Söz konusu bilginin gizli kalması gereken devlet sırrı niteliğinde olması, yabancı bir devletin çıkarı doğrultusunda temin edilmesi ve failin siyasal veya askeri casusluk maksadıyla, yani özel kastla hareket etmesi gerekir.
Söz konusu suçlama, yalnızca hukuki temelden yoksun değil, aynı zamanda niteliği itibarıyla absürt bir görünüm arz etmektedir. Casusluk gibi ağır ve istisnai bir suç tipinin, demokratik siyasetin olağan unsurlarına uygulanmaya çalışılması, ceza hukukunun sınırlarının siyasal amaçlarla genişletilmesi anlamına gelmektedir.
Metnin tamamını göster (5 paragraf daha)Metni kısalt
Davanın en dikkat çekici yönlerinden biri, "casusluk" suçlamasının merkezindeki Hüseyin Gün'ün duruşmada İBB verilerine erişmediğini, Türkiye'nin güvenliğini riske atacak herhangi bir veri temin etmediğini ve devlet aleyhine casusluk yapmadığını beyan etmiş olmasıdır. Gün'ün ayrıca 15 Temmuz sonrasında Avrupa'daki FETÖ yapılanmasına ilişkin çalışmaları, dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay'ın bilgisi ve yetkilendirmesiyle yürüttüğünü ileri sürmesi, dosyanın hukuki ve siyasi niteliğini daha da tartışmalı hale getirmektedir. Basına yansıyan ve mahkemeye sunulduğu belirtilen belgelerde Gün'ün bağlantılı olduğu şirkete "Türk Hükümeti adına tam yetki" verildiği iddiası, aynı kişinin bir yandan geçmişte hükümet adına yetkilendirilmiş, diğer yandan bugün "yabancı devletler lehine casusluk" la suçlanıyor olması bir ciddiyet sorunu doğurmaktadır.
Hüseyin Gün, geçmişte Türk Hükümeti adına ilişkiler ve tanıtım faaliyetleri yürütmek üzere yetkilendirilmişse, aynı kişinin ilişkileri, temasları ve faaliyetleri nasıl olup da seçici biçimde "siyasal casusluk" suçlamasının dayanağı haline getirilmektedir?
Ceza hukukunun temel ilkesi, suç ve cezanın kanuniliğidir. Özellikle devlet güvenliği, casusluk ve benzeri ağır suçlarda suçlamaların somut, açık, kesin ve hukuka uygun delillere dayanması gerekir. Suçun manevi unsuru olan özel kast ortaya konulmadan, gizli kalması gereken devlet sırrı niteliğinde bilgi bulunduğu somut biçimde gösterilmeden ve bu bilginin yabancı bir devlet yararına temin edildiği kanıtlanmadan siyasal casusluk suçundan söz edilemez. Bu çerçevede, kamuoyuna yansıyan bilgiler, iddianamenin hukuki dayanakları ve duruşmada ortaya çıkan beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu davanın yalnızca bir ceza yargılaması olarak görülemeyeceği açıktır. Bu süreç; yargı bağımsızlığı, hukuk devleti, demokratik siyasal rekabet, basın özgürlüğü, seçme ve seçilme hakkı ile kamu kurumlarının tarafsızlığı bakımından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin değerlendirmesi gereken ciddi bir devlet meselesi haline gelmiştir.
Bu nedenle; "siyasal casusluk" suçlaması yapılan bir kişinin geçmişte ülke adına hükümet tarafından yetkilendirilmesinin ele alınması TBMM'nin denetim görevi bakımından kritik öneme sahiptir. Bu konunun demokratik siyaset, seçimler, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, hukuk güvenliği ve kamu kurumlarının tarafsızlığı üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda genel görüşme açılması teklifimizi arz ederiz.
PPUP BASKANLE
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.