İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/12654 GEÇ CEVAPLANDI · 69 GÜN

İmalat sanayii ihracatında yüksek teknolojili sektörlerin payına ilişkin

Kaynak göster

Rahmi Aşkın Türeli (CHP), 23 Mayıs 2024 tarihinde 7/12654 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Ticaret Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 69 gün sonra, 31 Temmuz 2024).

Rahmi Aşkın Türeli (CHP, İzmir). “İmalat sanayii ihracatında yüksek teknolojili sektörlerin payına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/12654, 23 Mayıs 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-12654-imalat-sanayii-ihracatinda-yuksek-teknolojili-sektorlerin-payina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8928ec0a-3166-493b-85ac-018fa95dca86

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 69 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 54 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Ticaret Bakanı Sayın Ömer Bolat tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Rahmi Aşkın TÜRELİ İzmir Milletvekili

Ekonomimizin lokomotif sektörü olan ve tarım ve hizmetler sektörleri üzerinde oluşturduğu etkilerle büyümenin temel dinamiğini oluşturan imalat sanayi alt sektörlerine teknolojik yoğunluğu temelinde bakıldığında, gerek üretim ve gerek ihracat yapısında daha çok düşük teknolojili ve orta-düşük teknolojili sektörlerin ağırlıkta olduğu, orta-yüksek teknolojili sektörlerin payının yüksek olmadığı, yüksek teknolojili sektörlerin payının ise çok düşük seviyelerde olduğu ve yıllar itibarıyla azaldığı gözlenmektedir.

Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Nitekim imalat sanayi ihracatında 2002 yılında yüzde 69,6 olan düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin payı 2022 yılında yüzde 63,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemler itibarıyla orta-yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 24,3'den yüzde 33,8'e yükselirken, yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 6.2 olan seviyesinden yüzde 3,1'e gerilemiştir.

İmalat sanayiinde düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin egemen olması, Türkiye ekonomisinin düşük katma değerli, düşük nitelikli emeğe dayanan, kayıt dışılığın yaygın olduğu sektörlerde uzmanlaşarak dünya ekonomisiyle bütünleştiğini açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

Bu bilgiler ışığında;

I- Ülkemizde imalat sanayi ihracatında düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin ağırlıkta olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

SORULAR

  1. Ülkemizde 2003-2022 döneminde imalat sanayi ihracatında teknoloji yoğunluğundaki değişimin imalat sanayi alt sektörleri itibarıyla dağılımı nasıldır?

  2. İmalat sanayi ihracatında yüksek teknolojili sektörlerin toplam içindeki payının gerilemesinin sebepleri nelerdir?

  3. İmalat sanayi ihracatı içinde yüksek teknolojili ve orta-yüksek teknolojili sektörlerin payının AB ülkelerinde Türkiye'nin yaklaşık 2 katı olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

  4. İmalat sanayiinde düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin egemen olması neticesinde Türkiye ekonomisinin düşük katma değerli, düşük nitelikli emeğe dayanan, kayıt dışılığın yaygın olduğu sektörlerde uzmanlaşarak dünya ekonomisiyle bütünleşmesinin yanlış olduğunu düşünmüyor musunuz?

  5. AKP iktidarları döneminde hazırlanan tüm Kalkınma Planları, Orta Vadeli Programlar ve Yıllık Programlarda imalat sanayiinde yüksek katma değer üreten bir yapıya geçilmesi ve teknoloji yoğunluğunun artırılması amaçlanmış olmasına rağmen başarısız olunmasını nasıl açıklıyorsunuz?

  6. İktidarınızca 2012 yılında hazırlanarak yürürlüğe giren 2023 Türkiye İhracat Stratejisi ve Eylem Planı'nda yer alan 2023 yılında yüksek teknolojili sanayilerin toplam içindeki payının yüzde 15'e çıkarılması hedefi, yüzde 3'ler civarında olması beklenen gerçekleşme rakamının ışığında çok ciddi bir başarısızlık değil midir?

  7. 2023 Türkiye İhracat Stratejisinde yer alan 2023 yılında yüksek teknolojili sanayilerin toplam içindeki payının yüzde 15'e çıkarılması hedefine ulaşılamamasının sebepleri nelerdir?

  8. 2024-2028 yıllarını kapsayan On İkinci Kalkınma Planı'nın Uzun Vadeli Stratejisi'nde yüksek teknolojili sanayilerin toplam içindeki payının 2053 yılında yüzde 17'e yükselmesi hedeflenmektedir. 2023 yılından 2053 yılına uzanan 30 yıllık bir gecikmeyi nasıl açıklıyorsunuz?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Ömer Bolat, Ticaret Bakanı ·

b) 12.07.2024 tarihli ve 43452547-120.07.04-E.1456730 sayılı yazınız.

İlgi (a) ve (b)'de kayıtlı yazıları ekinde yer alan, İzmir Milletvekili Sayın Rahmi Aşkın TÜRELİ tarafından verilen 7/12654 ve 7/13818 sayılı yazılı soru önergelerinin cevabı hazırlanarak ekte sunulmuştur.

Bilgilerini ve gereğini arz ederim.

ÜveBelak

Prof. Dr. Ömer BOLAT

Bakan

Bu belge güvenli elektironik imza ile imzalanmıştır.

Telefon No: 03124491331 Faks No: 0312449 1341 GÜLAY ÖZCAN İntermet Adresi: www.ticaret.gov.ir Telefon No: 03124491331 EE

TİCARET BAKANLIĞI

İzmir Milletvekili Sayın Rahmi Aşkın TÜRELİ'ye Ait 7/12654 ve 7/13818 Sayılı Yazılı Soru Önergelerine İlişkin Cevaplar:

Bakanlığımız görev ve yetki alanına giren hususlar itibarıyla önergenize ilişkin cevaplarımıza aşağıda yer verilmiştir.

1. 9) o İhracatımız her geçen gün sayısal artışın yanında niteliksel olarak da gelişme kaydetmektedir. Nitekim günümüzde insansız hava taşıtları ve hava taşıtlarının aksam ve parçalarından, katmanlı üretim için makinelere kadar birçok yüksek katma değerli ve teknolojili ürün ihraç edilmektedir. Halihazırda 9640,3'e yükselen orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımızdaki payı ve 1,6 dolar seviyesine çıkan ihraç birim değerimiz, ileri teknolojili ve yüksek katma değerli ürünler üretmek ve bu ürünlerin ihracatını etkin bir şekilde gerçekleştirmek üzere Ar-Ge ve inovasyona dayalı bir üretim stratejisi belirleyen Türkiye ekonomisinin ortaya koyduğu önemli bir başarıdır.

Ülkemizin 12. Kalkınma Planı ve bu planın genel çerçevesine uygun olarak hazırlanan Orta Vadeli Programı (OVP), plan döneminde ihracata dönük, teknoloji yoğun, katma değeri yüksek, yerel kaynakları azami seviyede kullanan, yeşil ve dijital dönüşümü odağına alan bir üretim yapısıyla ülkemizin en önemli üretim merkezlerinden biri olması hedeflenerek şekillendirilmiş ve bu doğrultuda imalat sanayinde yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı artırmaya yönelik politikalara öncelik verilmiştir.

Bu kapsamda, sektörel önceliklendirme yaklaşımıyla verimlilik artışını dinamik kılacak teknolojik yenilenmenin hızlandırılması ve istikrarlı büyümenin dinamiği olarak değerlendirilen imalat sanayiinde yapısal dönüşümün sağlanması amacıyla orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlere yönelik politikalar ön plana çıkarılmış ve 12. Kalkınma Planıyla kimya, ilaç-tıbbi cihaz, makine, elektrikli teçhizat, otomotiv, elektronik, raylı sistem araçları öncelikli sektörler olarak belirlenmiştir. Belirlenen öncelikli sektörlerin tamamı orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörler arasında yer almakta olup, bu sektörlerimizin ihracatımız içindeki paylarının artırılması ve bu yönde politikaların geliştirilmesi hedeflenmektedir.

"Türkiye Yüzyılında çevreye duyarlı, afetlere dayanıklı, ileri teknolojiye dayalı yüksek katma değer üreten, geliri adil paylaşan, istikrarlı, güçlü ve müreffeh bir Türkiye" vizyonuyla hazırlanan 12. Kalkınma Planı hedeflerine paralel olarak, 2028 yılında yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürün ihracat payını 9649,5'e çıkarılması hedeflenmektedir.

Öte yandan OVP'de (2024-2026); makroekonomik hedefler ve politikalarda büyüme, istihdam, ödemeler dengesi, iş ve yatırım ortamları başlıklarının her birinde orta-yüksek ve yüksek teknoloji üretiminin artırılması hedefine uygun olarak ve sektörel önceliklendirme dikkate alınarak politika ve hedefler belirlenmiştir.

Bu doğrultuda OVP?de, büyüme için sanayide yapısal dönüşüme yönelik sektörel önceliklendirme yaklaşımıyla teknoloji odaklı yatırımların desteklenmesi, Kalkınma Planı ve Milli Teknoloji Hamlesi hedefleriyle uyumlu olarak yerli üretimin ve teknolojik kabiliyetlerin geliştirilmesinin sağlanması, stratejik ürün ve teknolojiler için ürün bazlı yatırım yol haritaları hazırlanması, stratejik öneme sahip alanlarda, özel sektör, üniversite ve kamu Ar-Ge merkezlerinin bir araya geldiği büyük ölçekli platform ve ağ destekleri ile teknoloji ve ürün geliştirme süreçleri teşvik edilmesi, patentli teknolojilerin sanayiye aktarılmasının desteklenmesi, Ar-Ge teşvikleri, stratejik teknoloji alanlarında ülkede birikim oluşumuna katkı sağlayacak şekilde güdümlü hale getirilmesi, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında açılacak yeni çağrılar ile kritik ürün ve teknolojilerin yerli imkânlarla geliştirilmesi ve üretilmesinin desteklenmesi başta olmak üzere, birçok politika ve tedbirler yer almaktadır. Bu kapsamda, görev alanı itibarıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ar-Ge, yatırım ve üretim süreçleri desteklenen orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin yurtdışı pazarlarda rekabet güçlerinin artırılabilmesi için; ticari bilgilendirmeden ihracat eğitimlerine, tanıtımdan pazarlamaya, fuar katılımlarından yurtdışı dağıtım kanalları oluşturmaya, test analiz rapor ve sertifikasyon giderlerinden küresel firmalara tedarikçi olma projelerine, alım ve ticaret heyetlerinden Ur-Ge Projelerine, e-ihracattan markalaşmaya, Eximbank alıcı kredilerine sağlanan faiz desteğinden, İGE A.Ş. marifetiyle sunulan ihracat kefalet sistemlerine kadar ihracatın her adımına her aşamasına verdiğimiz destek ve hizmetlerle ihracatımız güçlü bir şekilde desteklenmektedir.

Öte yandan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızca teşviklerin orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlere yoğunlaştırılması sağlanarak katma değerli üretimin artırılması amacıyla, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi (HAMLE) Programı yürütülmektedir. Ayrıca, TCMB tarafından sağlanan Yatırım Taahhütlü Avans Kredilerinin (YTAK) orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün imalatına yönlendirilerek, teknolojik ürün ihracatımızın artırılması ve dış ticaret açığının sürdürülebilir bir şekilde düşürülmesi hedeflenmektedir.

Diğer taraftan, 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu kapsamında istatistiksel bilgilerin saklanması, kullanıcıya sunulması, söz konusu alanlara ilişkin sistemlerin geliştirilmesi ve bu amaçla ulusal ve uluslararası bir bilgi ağı ve bilgi akış sisteminin oluşturulmasını koordine etme görevi Türkiye İstatistik Kurumunun uhdesinde bulunmaktadır. Bu veriler TÜİK tarafından aylık ve yıllık bazda düzenli olarak ve şeffaf bir şekilde tüm kamuoyunun bilgisine açıktır.

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir