İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/13942 GEÇ CEVAPLANDI · 147 GÜN

Bolvadin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hayatını kaybeden bir mahkumun defnedilme sürecine ilişkin

Kaynak göster

Beritan Güneş Altın (DEM Parti), 4 Temmuz 2024 tarihinde 7/13942 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 147 gün sonra, 28 Kasım 2024).

Beritan Güneş Altın (DEM Parti, Mardin). “Bolvadin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hayatını kaybeden bir mahkumun defnedilme sürecine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/13942, 4 Temmuz 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-13942-bolvadin-t-tipi-kapali-ceza-infaz-kurumunda-hayatini-kaybeden-bir-mahkumun-defnedilme-sure (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/ba63fc48-7aa8-45c3-930e-019081b28229

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 147 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İçtüzüğün

SORULAR

  1. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

    Mardin

    Türkiye'de ölülere yönelik özellikle son yıllarda çok yönlü şiddet farklı biçimlerde yaşanmaktadır. Oysa kişi hakları ölümden sonra da devam eden bir haktır. Bu bağlamda ölünün hatırasına yönelik kötü muamele, mezar tahribi, cenazesinin karton kutuda aileye teslim edilmesi gayri insani, gayri ahlaki olduğu kadar aynı zamanda ciddi suç niteliği de taşımaktadır.

    Afyon Bolvadin T Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan ağır hasta mahpus Şefik Esen, 40 gündür tedavi görmekte olduğu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi'nde maalesef kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir, Ailesi, Esen'in cenazesinin hastalığı sonucunda bedeninde oluştuğu düşünülen açık yaralara gerekli tıbbi müdahaleler yapılmadan ve cenazenin nakil usullerine uygun tedbirler alınmadan kendilerine teslim edildiğini belirtmiştir. Memleketi Diyarbakır'a götürülmek istenen Esen'in cenazesinin hastanede kefenlenirken kana bulandığı ve babasının tüm ısrarlarına rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı, Ankara Esenboğa Havaalanı'nda uçağa taşınırken tabutunun altından kanların aktığı ve bu nedenle tabutun havaalanı personeli tarafından naylonla sarıldığı bilgileri basına da yansımıştır.

    Daha önce de hayatını kaybeden insanların cenazelerinin kutularla ve kargo yoluyla ailelerine teslim edilmesi, mezarlıkların tahrip edilmesi sık sık basına ve kamuoyuna yansımıştır. Defin hukuku iç hukukta 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu, Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik ve Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2000/41, 2000/42 ve 2000/43 tarih ve sayılı genelgeleri ile düzenlenmiştir. Yine Anayasa metninde kişilere ölümlerinden sonra uygun bir defin imkanı sağlanması gerektiğine ilişkin yer alan açık hükmün haricinde anayasada insan'onuru, işkence ve eziyet yasağı ile özel hayatın korunmasına dair ilkeler de açıkça yer almaktadır.

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de açıkça gömülme ve kişinin yakınlarını gömebilme hakkı düzenlenmemiş ise de AİHS'nin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını koruyan 8. maddesi buna dair önemli tespitlere yer verilmiştir. Örneğin defin ve cenaze törenlerinin yapılması ve bunlara katılımın koşulsuz sağlanması açıkça ifade edilmiştir. Cenazeye katılımın yanı sıra mezarlıkların korunması iç hukukta olduğu kadar uluslararası hukukta da tartışmasız kabul gören bir olgudur. Kaldı ki mezarlıklar tüm inançlar bazında kutsal mekanlardır ve ibadethanelerle benzer statüde tutulmaktadır.

    Türk Medeni Kanunu'nun 28 inci maddesi kapsamında, ölümle kişilik sona ermekle birlikte, ölüm sonrası kişilik ve kişilik değerlerinin korunması ile ölenin hatırasına saygı ulusal ve uluslararası düzenlemelerle güvence altına alınmış haklardır. Bir kişinin hayatı süresince, kendi ölümü sonrasında gelecekte cesedinin akıbetini belirlemek ve yetkisiz müdahalelerin engellemesini isteme hakkına sahip olduğu gerçeği ise göz ardı edilmemelidir. Nitekim bu nedenledir ki ölüm sonrası kişilik haklarının korunması gerekliliği ceza hukukunda da düzenlenmiştir. Ceza kanununda düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunda, korunan bukuki değer, ölenin kişilik haklarıdır. Fakat müteveffa Şefik Esen'in naaşına yapılan uygulamalar, hukuki ve dini değerlerin tümünün rafa kaldırıldığı bir hadisedir. Bu bağlamda;

  2. Şefik Esen'in cenazesine yapılan bu uygulama defin ve dini ritüelleri yerine getirme hakkının ihlali olduğunun açıkça göstergesi değil midir?

  3. "2. 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu, Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik ve Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2000/41, 2000/42 ve 2000/43 tarih ve sayılı genelgeleri, neden Şefik Esen'in cenazesi için askıya alınmıştır? Yasaları askıya alma güç ve yetkisi nereden gelmektedir?

  4. Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik gereğince cenazenin başka bir yerleşim yerine nakledilmesi halinde düzenlenmesi gereken cenazelerin fenni usullere uygun olarak tabutlandığı, tabutun sızdırmazlığının sağlandığını gösteren ve adı geçen yönetmelik ekinde yer alan EK-3"teki cenaze yol izin belgesi alınmış mıdır, alınmışsa yaşanan bu durum neticesinde yol izin belgesinde imzası olan sorumlular hakkında adli veya idari soruşturma süreci başlatılmış mıdır?

  5. Şefik Esen'in cenazesine yapılan bu açık şiddet, Esen'in Kürt olmasıyla veya da Kürt bir siyasi mahpus olmasından dolayı mı uygulanmıştır? Eğer böyleyse bu fiili işleyenler hakkında ırkçılık ve ayrımcılık suçundan soruşturma başlatılması gerekmemekte midir?

  6. Kişinin cenazesine yapılan bu durum bir suç değil midir? Sorumlu kişiler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılacak mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·

1460748 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/13942 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

ADALET BAKANLIĞI nere Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-876-5050/7007 Konu : Yazılı soru önergesi 22/14. /2024

Sayın Beritan GÜNEŞ ALTIN Mardin Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/13942 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- A) Anayasanın;

1. "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

2. "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,

B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

1. "Ölünün kimliğini belirleme ve adli muayene" kenar başlıklı 86. maddesinin ikinci fıkrasında, ölünün adli muayenesinde tıbbi belirtilerin, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulguların saptanacağı,

2. "Otopsi" kenar başlıklı 87. maddesinin birinci fıkrasında, otopsinin, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adli tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılacağı, müdafi veya vekil tarafından getirilen hekimin de otopside hazır bulunabileceği, zorunluluk bulunduğunda otopsi işleminin bir hekim tarafından da yapılabileceği, bu durumun otopsi raporunda açıkça belirtileceği,

3. "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,

4. "Şüpheli ölümün ihbarı" kenar başlıklı 159. maddesinin birinci fıkrasında, bir ölümün doğal nedenlerden meydana gelmediği kuşkusunu doğuracak bir durumun varlığı veya ölünün kimliğinin belirlenememesi halinde, kolluk görevlisi, köy muhtarı ya da sağlık veya cenaze işleriyle görevli kişilerin, durumu derhâl Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlü oldukları,

5. "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,

Bi gil

ADALET BAKANLIĞI Ez Mevzuat Genel Müdürlüğü

6. "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,

7. "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,

©) Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin "Morg ihtisas dairesi" kenar başlıklı 10. maddesinin üçüncü fikrasının (c) bendinde; otopsinin sonuçlanması veya hüviyetin tespitinden sonra morg ihtisas dairesiyle ilgisi kalmayan ceset veya beraberindeki materyalin, tahkikatı idare eden hâkim veya Cumhuriyet savcısı veya hüviyet tespiti için gönderilen makam tarafından gömülmesinde sakınca olmadığını bildiren yazılı belge üzerine ailesine veya yakınlarına veya kimsesiz ise onbeş gün içinde belediyeye veya mülki idare amirliğine teslim edileceği; kimliği tespit edilmiş olmasına rağmen ailesi veya yakınları tarafindan beş gün içinde teslim alınmayan cesetlerin de belediyeye veya mülki idare amirliğine gömülmek üzere teslim edileceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, şüpheli ölümler üzerine başlatılacak soruşturmalarda, ölü muayenesi ve otopsi de dâhil olmak üzere, tüm adli işlemlerde yetki ve sorumluluk, Cumhuriyet savcılarına ait olup, Bakanlığımız veya başka herhangi bir makam, organ veya merci tarafından Cumhuriyet savcılarına müdahalede bulunulması söz konusu değildir.

I1- Eskişehir ve Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmaya verilen 29/07/2024 ve 02/08/2024 tarihli cevaplarda;

A) Soru önergesinde adı geçen hükümlünün Bolvadin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken sağlık nedeniyle 21/05/2024 tarihinde Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna misafir hükümlü olarak nakledildiği, adı geçenin Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi gördüğü sırada hayatını kaybettiği, adı geçenin cenazesinin mevzuata uygun şekilde babasına teslim edildiği, cenazenin defin işlemleri hususunda yürütülen bir soruşturmanın bulunmadığı,

B) Adı geçenin vefatı ile ilgili Kurum personelinin ihmalinin bulunup bulunmadığına ilişkin olarak başlatılan adli soruşturmanın devam ettiği,

C) Kurumlarda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü, Ç) Soru önergesinde belirtilen aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı, Bildirilmiştir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

Opar)

Yılmaz TUNÇBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir