Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaşanan bir cinsel saldırı olayına ilişkin
Kaynak göster
Gülcan Kaçmaz Sayyiğit (DEM Parti), 10 Aralık 2024 tarihinde 7/20333 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 126 gün sonra, 15 Nisan 2025).
Gülcan Kaçmaz Sayyiğit (DEM Parti, Van). “Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaşanan bir cinsel saldırı olayına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/20333, 10 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-20333-mersin-universitesi-tip-fakultesinde-yasanan-bir-cinsel-saldiri-olayina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/87650824-c5d7-4743-80c7-0193b51541c0
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 126 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıda belirtilen sorularımın Aile-ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ıncı ve 99*uncu maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Gülcan KAÇMAZ SAYYİĞİT Van Milletvekili
Siyasi iktidarın politik tercihleriyle derinleşen cinsiyet eşitsizliği, beraberinde kadınların birçok sorunla karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır. İstanbul Sözleşmesinin feshi ile kadınlara yönelik koruma tedbirleri sınırlandırılmış, 6284 sayılı yasanın etki gücü zayıflatılmıştır. Özellikle kadınların taraf olduğu yargılamalarda eril bir tahakkümün sonuçlara etki ettiği görülmektedir. Mersin Ünivefsitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hemşire olarak çalışan S.'nin yaşadıkları da buna örnek teşkil etmektedir. Hemşire S.'nin Aralık 2015'te çalıştığı hastanede taciz edildiği, tehdit gördüğü ve mobinge maruz kaldığı kendi açıklamalarından anlaşılmaktadır. Aynı hastanede çalışan hemşire S.Ö.'nün faili olduğu saldırı ve taciz davasında şikâyette bulunulmuş, açılan davada sanık S.Ö."ye Mersin 5'inci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2016 yılında çil saldırı' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından 3 yıl hapis cezası verilmiştir.
Buna rağmen Yargıtay, 8 yıl aradan sonra 10 Eylül 2024'te davayı zaman aşımından düşürmeye karar vermiştir. Uzayan yargı sürecinde taşeron olarak çalıştığı hastanede hemşire S.'nin işine son verilirken erkek faille'ilgili herhangi bir idari yaptırımda bulunulmadığı belirtilmektedir. Dolayısıyla başından sonuna kadar fail olan erkeğin yargı ve iş anlamında korunduğu görülürken hemşire S."nin maddi:ve manevi ciddi bir mağduriyet yaşadığı ortadadır. Buna rağmen Bakanlığın cinsiyet eşitsizliğine yönelik tedbirler almadığı, bilakis eşitsizliğin ciddi sonuçlar doğurmasına sebep olduğu. görülmektedir. Cinsel saldırı ve taciz davalarında belirlenen zaman aşımı süresi de mağduriyeti büyüten bir etken olmaktadır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde S.'nin hemşire olarak çalıştığı sırada Aralık 2015te cinsel saldırı ve tehdide maruz kalması akabinde yaşadığı mağduriyetten haberdar mısınız?
Mersin "inci Asliye Ceza Mahkemesince 'cinsel saldırı' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından 3 yıl hapis cezasına çarptırılmasına rağmen Yargıtay'ın davayı 10 Eylül 2024"te düşürmesi hakkında Bakanlığınızın bir açıklaması olacak mıdır?
3 — Hemşire S.'nin Aralık 2015"ten Eylül 2024'e kadar dava sürecinde yaşadığı maddi ve manevi sorunların telafisi amacıyla herhangi bir mekanizmanız bulunmakta mıdır?
4 — Mağdur hemşire S."nin maruz kaldığı cinsel saldırı, tehdit ve mobbinge rağmen faille ilgili herhangi bir idari ve adli yaptırımın olamamasının kadına yönelik şiddet konusunda failleri cesaretlendirildiği düşünülmekte midir?
5 — Kadınların sosyal alanlarda ve dava süreçlerinde mağdur edilmemesi amacıyla yaşanan sürece Bakanlık müdahil olmakta mıdır? Önerge tarihine kadar son 5 yılda Bakanlığın müdahil olduğu cinsel saldırı ve kadına şiddet davası sayısı kaçtır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·
İlgi (o : 18.12.2024 tarihli ve 1550133 sayılı yazınız.
İlgi yazı ekinde alınan Van Milletvekili Sayın Gülcan KAÇMAZ SAYYİĞİT tarafından Bakanlığımıza yöneltilen 7/20333 Esas Numaralı soru önergesine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ Bakan
Van Milletvekili Sayın Gülcan KAÇMAZ SAYYİĞİT'e Ait 7/20333 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergesine İlişkin Cevap Metni
Kadına yönelik şiddetle mücadele ve kadın cinayetlerinin önlenmesi amacıyla "şiddete karşı sıfır tolerans ilkesi" çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalar ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve medyanın iş birliğinde çok taraflı ve çok yönlü biçimde devam etmektedir.
Şiddete uğrayan kadınların şiddetten korunması, psikososyal ve ekonomik sorunlarının çözülmesi, güçlendirilmesi ve bu dönemde kadınların varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanması suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri kadın konukevleri 81 ilimizde hizmetlerini sürdürmekte olup Türkiye genelinde Bakanlığımıza bağlı 81 ilde 112 kadın konukevi, yerel yönetimlere bağlı 13 ilde 35 kadın konukevi, STK'lara bağlı | kadın konukevi, diğer kamu kurumlarına (Göç İdaresi Başkanlığı) bağlı 2 kadın konukevi olmak üzere toplam 150 kadın konukevi hizmet vermektedir.
Bakanlığımıza bağlı olarak $1 ilimizde 84 Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM), 420 Sosyal Hizmet Merkezi Şiddetle Mücadele İrtibat Noktası ile koruyucu ve önleyici hizmetler sunulmaktadır. ŞÖNİM"ler, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme ve destek hizmetlerinin verildiği merkezlerdir. ŞÖNİM"lerde şiddet mağduruna yönelik psikososyal destek başta olmak üzere hukuki, ekonomik, eğitim, mesleki ve sağlık destekleri sunularak vaka yönetimi sağlanmakta; teşvik edici, aydınlatıcı ve yol gösterici mahiyette olmak üzere şiddet uygulayanın öfke kontrolü, stresle başa çıkma, şiddeti önlemeye yönelik farkındalık sağlayarak tutum ve davranış değiştirmeyi hedefleyen eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılmasına, bağımlılığının ya da ruhsal bozukluğunun olması hâlinde, bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi olmasına, ve meslek edindirme kurslarına katılmasına yönelik faaliyetlerde bulunulmaktadır.
Şiddetle mücadelede önemli yasal enstrümanlardan biri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)'dur. TCK'da kasten öldürme, kasten yaralama, eziyet, kötü muamele, cinsel taciz, cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cebir, tehdit, çocuk düşürtme, zorla kısırlaştırma gibi suç tanımları altında kadınlara karşı gerçekleştirilen şiddet eylemleri cezalandırılmaktadır. Türk Ceza Kanununda 2021 ve 2022 yıllarında yapılan değişikliklerle kadına yönelik şiddet eylemlerinin daha etkin cezalandırılması ve caydırıcılığın sağlanmasına yönelik olarak önemli düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Bu kapsamda; eKasten öldürme, kasten yaralama, eziyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının "boşanılan eşe karşı işlenmesi" nitelikli hâl olarak düzenlenmiş ve bu suretle ceza artırılmıştır. eKasten öldürme suçunun "kadına karşı işlenmesi" cezada artırım nedeni olarak düzenlenmiştir. Kasten öldürme eyleminin kadına karşı işlenmesi artık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. eKasten yaralama, işkence, eziyet ve tehdit suçlarının da "kadına karşı işlenmesi" cezada artırım nedeni olarak kabul edilerek değişen oranlarda cezaların artırılması sağlanmıştır. eDaha önce başka suçların içerisinde değerlendirilen ısrarlı takip eylemleri Türk Ceza
Kanunu'na eklenen 123/A maddesi ile ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. eKadınlara ve çocuklara karşı işlenen; cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, ısrarlı takip, kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçları adli yardım kapsamına alınmıştır. eTutuklama nedenleri arasına kasten yaralama suçunun; beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, canavarca hisle veya kadına karşı işlenmesi halleri eklenerek kuvvetli suç şüphesinin varlığı durumunda söz konusu suçları işleyen kişiler hakkında tutuklama kararı verilmesi mümkün hale gelmiştir. eFailin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışlarının, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmayacağı yasa hükmünde yer almıştır. Buna göre, failin kılık ve kıyafetine özen göstermesi, takım elbise giymesi, kravat takması gibi şekli davranışları indirim nedeni (iyi hal indirimi) olmayacak hale getirilmiştir.
Yapılan bu düzenlemelerle kadınlara yönelik işlenen suçların katalog suçlar kapsamına alınması ve bir ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmesi ile caydırıcılığın etkili bir şekilde uygulanması noktasında önemli adımlar atılmıştır.
Bakanlığımız tarafından 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2 maddesinde yer verilen "Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idari, cezai, hukuki hükmü uyarınca çocuklara yönelik her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir." şiddet dosyalarına katılım sağlanmaktadır.
Bakanlığımız avukatları tarafından, yargılama sürecinde gerek görülmesi halinde ilgili mahkemelerden sanıkların azami hadden cezalandırılması talep edilmekte ve tutukluluk kararı verilmesi veya tutuksuz yargılanma kararlarına itiraz edilmektedir. Ayrıca 6284 sayılı Kanun ve 5395 sayılı Kanun kapsamında derhal koruyucu ve önleyici tedbirler alınmakta, psikososyal destek ivedilikle sağlanmaktadır.
Diğer taraftan Türkiye'de yasal olarak suç sayılan fiiller ve diğer adli vakalara ilişkin idari kayıt verileri, soruşturma ve kovuşturma evresinde görev ve sorumluluğu bulunan yetkili merciler tarafından toplanmaktadır.
Soru önergesinde yer alan diğer konular, Bakanlığımız görev ve faaliyet alanında olmadığından değerlendirilememiştir.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞBakan