Bolu F Tipi Cezaevinde bulunan bir mahkumun yaşadığı iddia edilen hak ihlallerine ilişkin
Kaynak göster
Beritan Güneş Altın (DEM Parti), 24 Ocak 2025 tarihinde 7/22936 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 375 gün sonra, 3 Şubat 2026).
Beritan Güneş Altın (DEM Parti, Mardin). “Bolu F Tipi Cezaevinde bulunan bir mahkumun yaşadığı iddia edilen hak ihlallerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/22936, 24 Ocak 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-22936-bolu-f-tipi-cezaevinde-bulunan-bir-mahkumun-yasadigi-iddia-edilen-hak-ihlallerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f1197b1a-5b54-4cea-badf-0194a77e90c4
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 375 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzük ?ün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
"Türkiye'deki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine her geçen gün bir yenisi eklenmektedir. Hasta mahpuslar ile koşullu salıverilme hakkı elde etmesine rağmen İdare ve Gözlem Kurullarının türlü öznel gerekçeleriyle tahliyeleri engellenen mahpuslar ise bu hak ihlallerinden en çok etkilenenlerdir.
SORULAR
04.2020 tarihinde kabul edilen 7242 sayılı Kanun ile 5275 sayılı İnfaz Yasası'nda yapılan değişiklikler ve 29 Aralık 2021 tarihli Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı yönetmelik ile I Ocak 2021'den itibaren mahpuslar, İdare ve Gözlem Kurulları tarafından 3 ayda bir "iyi hal" tespitine tabi tutulmaktadır. İdare ve Gözlem Kurulu'na hem "iyi hal tanımı yapma" hem de "tahliye erteleme" gibi çok geniş yetkiler veren bu düzenlemeler neticesinde mezkur Kurul adeta bir tür mahkeme statüsüne getirilmiştir.
Bu durumu "ceza içerisinde ceza," "paralel yargılama" ve "kişiyi özgürlüğünden mahrum bırakma suçu" kapsamında değerlendirmek mümkündür. Ayrıca bu düzenleme-uygulama,
"suçta ve cezada kanunilik ilkesine," "geriye yürümezlik ilkesine," "ayrımcılık yasağı ve eşitlik ilkesine," "infazda temel ilkeye" ve "umut hakkına" aykırılık göstermektedir.
İdare ve Gözlem Kurullarının subjektif ve keyfi kararları neticesinde mahpusların koşullu salıverilme hakkından faydalandırılmamasının en somut örneği ise Bolu F Tipi
Hapishanesi?nde 40'tan fazla mahpusun tahliyelerinin engellenmesidir. Bu mahpuslardan
3b yalnızca bir tanesi de Bolu F Tipi Hapishanesinde tutulmakta olan Keyfo Başak"tır. 06.01.1994 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanan Keyfo Başak'ın 30.12.2023'te 30 yıllık infazı dolmasına ve koşullu salıverilme hakkından faydalandırılması gerekmesine rağmen mahpusun tahliyesi, İdare ve Gözlem Kurulu'nun sırasıyla 14.12.2023, 18.04.2024, 18.07.2024, 16.10.2024 tarihlerindeki kararlarıyla üçer aylık periyotlar halinde toplamda bir yıldan uzun süredir engellenmektedir.
Başak'ın Kurul kararlarıyla "iyi halli" olmadığına dönük alınan kararların gerekçeleri ise durumun keyfiyetini çok net gözler önüne sermektedir. Bunlar arasında mahpusun, haklarını iyi niyetle kullanmadığı; yükümlülüklerini yerine getirmediği; ilkokuldan sonra eğitime devam etmek istediğine yönelik çabasının bulunmadığı; sorunlarla baş etme yöntemleri hakkında yeterli gelişim göstermediği; odasında yapılan aramalarda fazla gazete ve gereksiz malzemeler bulundurduğu gibi son derece subjektif gerekçeler bulunmaktadır.
Ayrıca değerlendirme puanının düşürülmesine ve "iyi halli" olmamasına gösterilen gerekçelerden birisinin "Manevi danışmanla görüşmeme" olduğu da belirtilmiştir. Ancak Alevi inancına mensup olan Başak'ın görüşmesi talep edilen "manevi danışman" olarak görevlendirilen kişinin Sünni din görevlisi olması ve görüşmeye katılmamasının tahliyesinin önünde bir engel olarak tutulması din ve vicdan hürriyetinin açık ihlali niteliğindedir. Kendisinin Alevi olduğunu ve manevi danışmanla görüşülecekse Alevi Dedesi/Piri ile görüşeceğine dair İnfaz Hakimliğine ve Ağır Ceza Mahkemesine defalarca kez dilekçe yazmış olmasına rağmen bu görüşme için gerekli şartların sağlanmadığı bilakis "iyi halli olmadığı" kanaatine varılan raporlara gerekçe oluşturacak manevi danışman görüşmelerinin hala Sünni din görevlisi tarafından düzenlendiği belirtilmiştir.
Başak'ın hakkında "iyi halli" olmadığına dair görüş belirtilmesine gerekçe fiillere dair ilgili tutanakları ve raporları İdare ve Gözlem Kurulu, İnfaz Hakimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazdığı dilekçelerle talep etmesine karşılık bu dilekçelerine olumlu veyahut da olumsuz herhangi bir yanıt verilmemiştir.
Bunlara ek olarak Başak'ın hapishanede yaşanan, yemeklerden kaynaklanan zehirlenme vakaları da dahil olmak üzere birçok hak ihlalini kaleme aldığı ve kimi gazetecilere gönderdiği mektuplar da haberleşme hürriyeti hiçe sayılarak "kamuoyunu galeyana getirerek gündem oluşturmaya çalıştığı" gerekçesiyle karalanmış ve muhataplarına sansürlü şekilde iletilmiştir. Keyfo Başak, son infaz erteleme kararı olan 16.10.2024 tarihli infaz erteleme kararına itirazını Bolu 2. İnfaz Hakimliği'ne iletmiş, burada çıkan red kararının ardından Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurmuş, buradaki red kararının ardından ise 13.01.2025 tarihinde Anayasa'nın 10. maddesinde tanınan "kanun önünde eşitlik," 19 maddesinde tanınan "kişi hürriyeti ve güvenliği," 36. maddesinde tanınan "hak arama hürriyeti" ile AİHS'in 5. maddesinde tanınan "özgürlük ve güvenlik hakkı," 6. maddesinde tanınan "adil yargılanma hakkı," 9. maddesinde tanınan "düşünce, vicdan ve din özgürlüğü," 10. maddesinde tanınan "ifade özgürlüğü" ve 14. maddesinde tanınan "ayrımcılık yasağı" ilkelerinin keyfi bir şekilde ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesi?ne bireysel başvuruda bulunmuştur.
Tüm bunlara ek olarak İdare ve Gözlem Kurulu üyeleri de dahil olmak üzere hapishane personeli ve idaresinin Başak ve birçok mahpusa "(...)dönem değerlendirme puanlarınız yüksek de olsa biz istemeden sizi salıvermeyeceğiz(...)" ve "biz istediğimiz zaman sizi salıvereceğiz" benzeri söylemleri kullandıklarına dair ciddi ve mükerrer iddialar, Bolu F Tipi ve birçok hapishanedeki keyfi uygulamaların düzeyini göstermektedir.
Keyfo Başak ve benzer durumda olan mahpusların yaşadıkları hak ihlalleri, Birleşmiş Milletler'in İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi"nin "Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğar." şeklindeki 1. maddesi ile "Hiç kimseye işkence yapılamaz, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya ceza uygulanamaz." şeklindeki 5. maddesi başta olmak üzere uluslararası hukuk kurallarına da açık bir aykırılık teşkil etmektedir.
30 yıllık hapishanede tutulma süresi dolmuş olmasına rağmen tahliyesi soyut ve subjektif gerekçelerle engellenen Keyfo Başak'ın ve benzer durumla karşı karşıya kalan mahpusların yaşadıkları hak ihlallerinin giderilmesi için Bakanlığın bir an önce keyfi tahliye engellemelerin sonlandırılması için gerekli girişimleri başlatması elzemdir.
Bu bağlamda;
14.04.2020 tarihli düzenlemeler neticesinde mahpusların maruz bırakıldıkları hak ihlallerinin önlenmesine dönük bir girişiminiz olacak mıdır? İlgili yönetmeliklerin değişikliğine dair bir çalışmanız mevcut mudur?
İdare ve Gözlem Kurullarının bir nevi "mahkeme" gibi görev yapmasının hukuki gerekçesi nedir?
İlgili düzenlemeler ile "umut hakkının" gasp edilmesinin gerekçesi nedir?
Bolu F Tipi Hapishanesinde 40'tan fazla mahpusun tahliyesinin engellenmesiyle ilgili bir inceleme başlatılmış mıdır? Bu mahpusların tahliye talepleri hangi somut ve objektif gerekçelerle reddedilmiştir?
İnfaz sürecinde "iyi hal" değerlendirmelerinde kullanılan raporların, mahpuslarla ve avukatlarıyla paylaşılmamasının hukuki gerekçesi nedir? Bu uygulamanın şeffaflık ilkesine aykırı olduğu düşünülmüyor mu?
Mahpusların "iyi hal" değerlendirmelerine ilişkin itiraz süreçlerinde bağımsız bir denetim mekanizması oluşturulması planlanmakta mıdır?
Mahpusların manevi danışmanlık taleplerinde inançlarına uygun danışmanlık hizmeti alabilmeleri için gerekli düzenlemeler yapılmakta mıdır? Alevi inancına mensup bir mahpusun, Sünni bir din görevlisiyle görüşmeyi reddetmesi, neden tahliyesine engel teşkil eden bir gerekçe olarak değerlendirilmiştir?
Alevi olan Keyfo Başak'ın Sünni din görevlisiyle görüşmeye zorlanması din ve vicdan hürriyetinin alenen ihlali değil midir?
Keyfo Başak'ın din ve vicdan hürriyeti kapsamında anayasal hakkı olan Alevi Dedesi/Piri ile görüşme talebinin karşılanmama gerekçesi nedir? Konuya dair Başak tarafından yazılmış onlarca dilekçenin yanıtsız bırakılması Alevi inancına mensup yurttaşlara dönük özel bir uygulama mıdır?
İdare ve Gözlem Kurullarının değerlendirmelerinin bir parçası haline getirilen "manevi danışmanla görüşme" uygulaması kapsamında Bakanlığınız bünyesinde istihdam edilmiş din insanlarının sayısı ve inançlara göre dağılımı nedir?
14.04.2020 tarihinden itibaren hapishanelerde "manevi danışmanla görüşme" adı altında mahpusların katılması "zorunlu" tutulan görüşme sayısı kaçtır? Bu görüşmelerin inançlara göre dağılımı nedir?
Keyfo Başak'ın hukuki gerekçelerden yoksun keyfi sebeplerle mahpusluluklarının devam ettirilmesi bakanlığınızın merkezi bir politikasının neticesinde midir?
Keyfo Başak özelinde, mahpusların tahliye süreçlerine dair "Biz istemeden sizi salıvermeyeceğiz" gibi söylemlerin dile getirildiği yönündeki iddialar araştırılmış mıdır? Bu tür uygulamalardan sorumlu kişiler hakkında bir soruşturma başlatılmış mıdır?
Mahpusların kamuoyuna mektuplar yoluyla hak ihlalleri bildirimlerinin "kamuoyunu galeyana getirme" gibi gerekçelerle engellenmesi, Anayasanın ifade özgürlüğü ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmiyor mu? Bu durumun önüne geçilmesi için bir adım atılmış mıdır?
Son bir yıl içerisinde İdare ve Gözlem Kurullarının kararlarıyla tahliyesi engellenen mahpus sayısı kaçtır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1578602 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/22936 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-258-1018/1275 Konu : Yazılı soru önergesi 0. 4/2026
Sayın Beritan GÜNEŞ ALTIN Mardin Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/22936 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.
Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT),27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca ziyaretler düzenlenebilecektir.
Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.
Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.
I1- A) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun "Koşullu salıverilme" kenar başlıklı 107. maddesinde, "Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz Mevzuat Genel Müdürlüğü rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri" kenar başlıklı 108. maddesinde ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun "Koşullu salıverilme" kenar başlıklı 17. maddesinde, koşullu salıverilme süreleri ve oranları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
B) 5275 sayılı Kanunun;
I- "Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması" kenar başlıklı 48. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, disiplin cezalarının tamamı infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıverilme işleminin yapılmayacağı, ancak bu sürenin hakederek salıverme tarihini geçemeyeceği; dördüncü fıkrasında, infaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasında ve iyi hâlin kazanılmasında verilen disiplin cezasının niteliğine göre fıkrada belirlenmiş sürelerin (onbeş gün ilâ bir yıl) esas alınacağı ve bu süreler sonunda yeni bir disiplin cezası almamak ve iyi hâlli olmak koşuluyla bu cezaların kaldırılacağı,
2- "Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" kenar başlıklı 89. maddesinin birinci fıkrasında hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacağı; ikinci fıkrasında, birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı; altıncı fıkrasında, açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin bir yılı geçemeyeceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
C) 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin;
I- "Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" kenar başlıklı 109. maddesinin; birinci fıkrasında hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme risklerinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacağı; ikinci fıkrasında, birinci fıkra gereğince yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirmeye yönelik psiko-sosyal ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetleri, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikaları, kitap okuma alışkanlığı, diğer
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.ir adresinden DBObMm5I - 8r121PG - 9CgC75J - OAJHWS ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı,
2- "Disiplin eylemi nedeniyle iyi hâl kararı verilmesine engel hâller ve şikâyet" kenar başlıklı 110. maddesinin birinci fıkrasında, gözlem değerlendirme raporu veya gelişim değerlendirme raporunda yazılı olup da henüz kaldırılmamış disiplin cezası bulunan hükümlü hakkında iyi hâl kararı verilemeyeceği, hükümlünün iyi hâline ilişkin değerlendirmenin, ancak daha önceden verilmiş olup da disiplin cezası infaz edilmiş ve bu cezası kaldırılmış olanlar hakkında yapılabileceği; ikinci fıkrasında, disiplin cezasını gerektiren bir eylemi işlemiş olmasına rağmen, koşullu salıverilme tarihinde bu eyleminden dolayı disiplin soruşturması henüz sonuçlandırılmayan hükümlüler hakkında iyi hâl kararının verilip verilmemesinin idare ve gözlem kurulunca takdir edileceği; üçüncü fıkrasında, idare ve gözlem kurulunca, hükümlü hakkında, süre belgesindeki muhtemel koşullu salıverilme tarihi de dikkate alınarak iyi hâle ilişkin olarak bir karar verileceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Bu kapsamda idare ve gözlem kurulunca verilen kararlara karşı infaz hâkimliği nezdinde şikâyet, infaz hâkimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemesi nezdinde itiraz kanun yoluna başvurulabilmektedir.
I- 5275 sayılı Kanunun, "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenar başlıklı 68. maddesinin birinci fıkrasında, hükümlünün, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahip olduğu, hükümlünün usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebileceği; ikinci fıkrasında, hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgrafların mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetleneceği; üçüncü fıkrasında, kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği; dördüncü fıkrasında, hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgrafların denetime tâbi olmadığı, bu iletilerin, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabileceği hükümlerine yer verildiği malâmlarıdır.
Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklular anılan maddede belirtilen kısıtlama sebeplerini içermemesi kaydıyla mektup, faks ve telgraflarını gönderebilmekte, kendilerine gelen mektup, faks ve telgrafları kabul edebilmektedirler.
IWV- A) 5275 sayılı Kanunun "Din ve vicdan özgürlüğü" kenar başlıklı 70. maddesinde, hükümlünün, ceza infaz kurumunda, mensup bulunduğu dinin ibadetlerini, düzeni bozmayacak ve çalışmayı engellemeyecek biçimde serbestçe yerine getirebileceği, ibadette kullanılan eşyayı, dini yaşamı bakımından zorunlu olan kitap ve eserleri temin ve bulunduğu yerlerde muhafaza edebileceği; hükümlünün, mensup bulunduğu dinin görevlilerince ziyaret edilmesine ve onlarla iletişim kurmasına, kurum güvenliğini tehlikeye
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana htip://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden bDBObm5J - 8r121IPG - 9CgC75J - DAJHWS ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü düşürmemek koşuluyla izin verileceği,
B) Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin "Din adamları tarafından ziyaret" kenar başlıklı 39. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin yetkili makamları tarafından faaliyetleri kabul edilmiş dinlerin resmi temsilcileri veya din adamlarının, kendi dinlerine mensup hükümlü ve tutuklularla istekleri halinde ve ceza infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürmemek kaydıyla, Cumhuriyet başsavcılığının izniyle görüşebileceği,
Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
Ceza infaz kurumlarında barındırılan tüm hükümlü ve tutuklular, mevzuat hükümleri gereğince mensubu bulundukları ve Türkiye Cumhuriyetinin yetkili makamları tarafından faaliyetleri kabul edilen dinlerin din görevlileriyle hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın görüşebilmekte, mensubu bulunduğu dinin ibadetlerini, düzeni bozmayacak ve çalışmayı engellemeyecek şekilde serbestçe yerine getirip ibadette kullanılan eşyayı, dini yaşamı bakımından zorunlu kitap ve eseri temin ve muhafaza edebilmektedir.
V- Bolu Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen cevapta;
A) Soru önergesinde adı geçen hükümlünün Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken Kurum idaresine iletmiş olduğu herhangi bir din görevlisi ile görüşme talep dilekçesinin bulunmadığı,
Adı geçenin 12/11/2025 tarihinde koşullu salıverilmeden faydalanmak suretiyle tahliye edildiği,
B) Kurumda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü,
Bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
Yılmaz TUNÇBakan