13 Ocak 2025 tarihinde öğretmenlerin yaptığı iş bırakma eylemine ilişkin
Kaynak göster
Cengiz Çiçek (DEM Parti), 5 Şubat 2025 tarihinde 7/23927 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Eğitim Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 48 gün sonra, 25 Mart 2025).
Cengiz Çiçek (DEM Parti, İstanbul). “13 Ocak 2025 tarihinde öğretmenlerin yaptığı iş bırakma eylemine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/23927, 5 Şubat 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-23927-13-ocak-2025-tarihinde-ogretmenlerin-yaptigi-is-birakma-eylemine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/ab46af23-3376-4660-92cc-0194df46c0fc
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 48 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 39 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki belirtilen sorularımın Milli Eğitim Bakanı Yusuf TEKİN tarafından Anayasa'nın 98'inci TBMM İçtüzüğün 96'nci ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Cengiz ÇİÇEK İstanbul Milletvekili
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), son dönemde sendikal haklara yönelik baskılarını artırarak, sendikal özgürlükleri açıkça ihlal eden bir noktaya taşımıştır. Bunun en güncel örneği, 13 Ocak 2025 tarihinde gerçekleşen iş bırakma eylemi sonrasında eğitim emekçilerine tebliğ edilen uyarı yazısıdır. Bu yazı, sendikal faaliyetlerin meşruiyetini sorgulayan ve eyleme katılan öğretmenleri yaptırımlarla tehdit eden bir içeriğe sahiptir.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Eğitim emekçileri, artan ekonomik sıkıntılar karşısında anayasal haklarını kullanarak demokratik bir protesto gerçekleştirmiştir. Ancak MEB, bu eylemi yasa dışı ilan etmeye çalışarak, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendikal hakları yok saymış ve iş bırakma eylemine katılan öğretmenleri hukuki yaptırımlar uygulamakla tehdit etmiştir.
Oysa, sendikal eylemler demokratik bir hak olup, eğitim hakkının ihlali olarak değerlendirilemez. Eğitim-Sen tarafından yapılan açıklamada da vurgulandığı gibi, MEB'in iş bırakiıma eylemini cezalandırma girişimi, eğitim emekçilerinin demokratik Haklarını ihlal etmekte ve anayasal düzeni yok saymaktadır. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 118. maddesi, sendikal faaliyetleri engelleme girişimlerini suç olarak tanımlamaktadır.
Öte yandan, 30 Ocak 2025'te kabul edilen torba yasa ile Devlet Denetleme Kurulu'na, kamuya yararlı dernekler, vakıflar, kooperatifler, birlikler üzerinde genişletilmiş denetim yetkileri tanınmıştır. Anayasa'nın 108. maddesinde belirtilen yetkinin sınırlarını aşan bu düzenleme, tüzel kişiliği haiz kurumlarda de facto bir kontrol mekanizması oluşturma riski taşımaktadır. Bu durum, sivil toplum örgütlerinin bağımsız işleyişini tehdit edebilecek, sendikal faaliyetleri ve demokratik süreçleri zayıflatabilecek niteliktedir.
Bü gelişmeler, eğitim emekçileriyle sınırlı kalmayan, sivil toplumun tüm alanlarını kapsayan bir denetim ve baskı mekanizmasının inşa edilmekte olduğunu göstermektedir. Sendikal örgütlenmelerin baskı altına alınması ve denetim mekanizmalarının siyasi bir kontrol aracı olarak kullanılması, kamusal alanın bütünüyle devlet denetimine tabii tutulmasını beraberinde getirmektedir:
Bu bağlamda:
SORULAR
Bakanlığınız, iş bırakma eylemini "eğitim hakkının ihlali" olarak nitelendirerek hukuka aykırı bir yazı tebliğ etmiştir. Oysa sendikal haklar kapsamında yapılan iş bırakma eylemleri, meşru bir protesto biçimi olup, eğitim hakkının ihlali olarak değerlendirilemez. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları bu yöndeyken, Bakanlığınız bu hukuksuz uygulamasını nasıl savunmaktadır?
Bakanlığınız, eğitim emekçilerinin iş bırakma hakkını hangi hukuki ve idari gerekçeyle yasa dışı ilan etmektedir? Bu uygulamanın, sendikal hakların kullanımını kısıtlamayı ve kamu çalışanları üzerinde caydırıcı bir baskı mekanizması oluşturmayı amaçladığı açık değil midir?
Öğretmenlere gönderilen uyarı yazısı, TCK 118. madde kapsamında sendikal hakların engellenmesi suçunu teşkil etmektedir. Bu yazının hazırlanması ve uygulanması, Bakanlığınızın bilgisi ve talimatı doğrultusunda mı gerçekleşmiştir? Bakanlığınız hakkında bu açık hukuksuzluk nedeniyle yasal bir süreç başlatılmasını gerektiren bir durum söz konusu değil midir?
Bakanlığınız, eğitim hakkını gerçekten gözetiyorsa, öğretmen maaşlarının reel olarak düşmesi, alım gücünün hızla gerilemesi ve eğitimcilerin geçim sıkıntısına sürüklenmesi karşısında neden adım atmamaktadır?
Bakanlığınızın sendikal hakları fiilen ortadan kaldırmaya yönelik sistematik bir politika izlediği açık değil midir?
Devlet Denetleme Kurulu'na verilen geniş yetkilerin sendikal faaliyetler üzerinde caydırıcı bir etki yaratmayacağını garanti eden herhangi bir güvence var mıdır?
Bakanlığınızın sendikal haklara yönelik baskıları, kamu yönetiminde artan merkeziyetçi ve denetimci politikalarla birlikte otoriterleşme sürecinin bir parçası olarak değerlendirilebilir mi?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanı ·
b) 14/02/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1583293 sayılı yazınız. c)21/02/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1586833 sayılı yazınız.
Bakanlığımıza İlgi (a-b-c)'de kayıtlı yazıyla iletilen Muş Milletvekili Sümeyye BOZ'un 7123520 ve 7123928 Muş Milletvekili Sezai TEMELLİ'nin 7/23522, İzmir Milletvekili İbrahim AKIN'ın 7/23924, Iğdır Milletvekili Yılmaz HUN'un 7/23925, 7/23926 ve 7/23932, İstanbul Milletvekili o Cengiz ÇİÇEK'in 723927, Kocaeli (Milletvekili (Ömer Faruk GERGERLİOĞLU"nun 7/23931, Trabzon Milletvekili Yavuz AYDIN'ın 7/23933, Çorum Milletvekili Mehmet TAHTASIZ'ın 7/24133 ile İzmir Milletvekili Mustafa BİLİCİ'nin 7124139 esas numaralı yazılı soru önergeleri incelenmiş olup konuya ilişkin bilgiler Ek"te sunulmuştur.
MilNEĞitim Bakanı
1)15520 - GK 405 o 1/1329 aıjJa3922 - (K 107 1/48925 1)03904 - GK 95 113331
-03913 GK |95
7 (23 925 Ni GK (05 fak) " Gk 08 1loyg, sGkle, İlda" - gk laf Elektronik Ağ: www.meb.gov.tr Faks: (0312)418 7539
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI | 00) EĞİTİMİN
Strateji Geliştirme Başkanlığı " YÜZYILI , ağam
#/93307 YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN BİLGİ
Anayasa'da teminat altına alınan temel hak ve hürriyetlerden herkesin azami düzeyde yararlanabilmesi için bütün vatandaşlarımız üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Bakanlık olarak, bir taraftan sendikal özgürlüklerin kullanılmasını desteklerken diğer yandan okullarımıza emanet edilen öğrencilerimizin eğitim öğrenim hakkından sağlıklı ve verimli bir biçimde yararlanmalarını sağlamak kamusal sorumluluğumuzdur. Bununla birlikte Bakanlığımız mevcut sendikaların tamamını, eğitim politikalarının hayata geçirilmesinde bir paydaş olarak görmekte ve üyelerinin hukuklarını korumaya yönelik demokratik söylem ve eylemlerini desteklemektedir. Ancak öğretmen ve idarecilerimizin sendikal özgürlüklerini kullanırken öğrencilerimizin temel eğitim hakkını ihlal etmemeye dikkat etmeleri, eğitim ve öğretim hizmetinin gerektiği gibi yürütülmesine öncelik vermeleri ve demokratik haklarını eğitim ve öğretimi aksatmayacak yollarla kullanmaları önem arz etmektedir.
Temel hak ve özgürlükleri koruma altına alan ulusal ve uluslararası tüm metinler, hakların başkalarının hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı biçimde kullanılamayacağını da özellikle vurgulamaktadır. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Nitekim Anayasa'nın 51. maddesi ile ikinci ve izleyen maddelerinde sendika kurma hakkına yönelik sınırlamalara da yer verilmiştir. Sendikal hakların; milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması noktasında sınırlanabileceğinin altı çizilmiştir. Aynı şekilde uluslararası literatür ve metinlerde de hiçbir hakkın kullanımında başka birisinin temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmeyeceği ilkesi genel bir kural olarak kabul edilmiştir. Bu ilke demokratik toplum düzeninin ve hukuk devletinin gerekliliklerinden biridir. Daha açık bir ifadeyle, sendikal hakların sınırlarının da diğer tüm hak ve özgürlüklerde olduğu gibi başkalarının hak ve özgürlüklerinin başladığı yer itibarıyla belirlenmesi demokratik toplum düzenin gereğidir. Bu minvalde; sendikal hak ve özgürlüklerin, Anayasamızda güvence altına alınan bir başka temel hak ve hürriyetin kullanımını kısıtlayıcı bir biçimde kullanılmaması gerekir.
Bu kapsamda tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi Anayasamız da eğitim hakkını korunması gereken en temel insan haklarından birisi olarak kabul etmiştir. Anayasa'nın "Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi" başlıklı 42. maddesinde yer alan "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir." ifadesiyle bu hak güvence altına alınmıştır. Başka hiçbir hakkın kullanımında bireylerin eğitim ve öğrenim hakkının sınırlandırılması hem anayasal olarak ve hem de uluslararası insan hakları belgeleri açısından mümkün değildir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği üzere öğrencilerin okula emanet edildiği sürede gözetim yükümlülüğü okul idaresinde ve öğretmenlerde olup bu yükümlülük öğrencilerin okula giriş ve çıkışları ile okuldaki tutum ve davranışlarının yakından izlenmesini de kapsamaktadır. Gerekçesi ne olursa olsun idareci ve öğretmenlerin iş bırakma eylemleri nedeniyle bir başkasının anayasal güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden yararlanmasının engellenmesi, hizmetin aksaması ve buna bağlı olarak yaşanabilecek disiplinsizlik ve kontrol dışı ortamlar; öğrencilerimizin eğitim ve öğrenim hakkını ihlal etmekle kalmayacak, aynı zamanda güvenliğini de tehlikeye atacaktır.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 00) EĞİTİMİN Strateji Geliştirme Başkanlığı hey YÜZYILI
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18'inci maddesinin birinci fıkrasında "Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tabi tutulamaz ve görevlerine son verilemez. " hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm çerçevesinde, sendika üyesi kamu görevlilerinin de ancak iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içerisinde sendikal faaliyetlerini yerine getirebileceğini göstermektedir.
Soru önergesinde bahse konu yazı, bilgilendirme amaçlı olup öğretmenlerimizin ilgili yasalar ve mevzuat çerçevesinde sendikal haklarını kullanmalarını, bu hakların kullanımı sırasında başkasının hak ve özgürlüklerinin engellenmemesini içermektedir.